05 03 2012

BİZ ÇİFTÇİLER / İZZET GÜLTEKİN

BİZ ÇİFTÇİLER / İZZET GÜLTEKİN (35 yıl önce 35 yıl sonra… Sarımsak üreticisinin sorunları, 35 yılda ne kadar azalmış… Yoksa artmış mı? Bu yazıyı o yıllardan bir yerlere koymuş, kesip saklamışım. Buyrun birlikte okuyalım ve elimizi şakağımıza koyup düşünelim, rahmetli İzzet Gültekin muhtarımızı da hatırlayarak… - Ali ŞAHİN)   Robot çiftçiler yani biz müstahsiller boş mu durduk sanıyorsunuz? Hayır bölgemizin meşhur sarımsağını ürettik. Kısa zamanda pazarlamasını yapacağız. Ama, yine dünyaya gözlerini yeni açan sabi çocuklar gibi piyasadan habersiz. Öyle ise sarımsak ihracatı yapan sayın tüccara müjde Pek hakkımızı yemez. Hani elini vicdanına bastırır emeğimizin yüzde birini karşılığını bile vermez Ama ne yaparsın bu kere olan olmuş o sermayedar sen de çiftçi… Öyleyse haddini bileceksin tüccar ne fiyat verirse bereket diyeceksin sağol ağabey diyeceksin, sen olmasan halim ne olurdu diyeceksin. Allah sizin gibilere ömür versin diyeceksin diyeceksin çünkü, bir dahaki pazarlamanda güneşin altında 4-5 saat pastırma olmamak beklememek için daha çok şey diyeceksin. Senenin 12 ayı kara sapan ve çapaynan durmadan emek verdiğine mi yanacaksın? Kazanacağım derken sermayeden zarar ettiğine mi yanacaksın? Seninle beraber 12 ay üretimde çalışan aile hakkının mecburi ihtiyaçlarını karşılayamadığına mı yanacaksın? Geçinemeyip elindeki 30 dönüm arazinin 5 dönümünü satıp elden çıkarttığına mi yanacaksın? Gelecek sene ekonomik gücün daha da düşeceğine göre artık köyde geçim yapamayıp büyük şehirlere kapağı attığında iş bulup bulamayacağına mı yanacaksın? Yok mu bunun çaresi? Kardeş biz hep böyle çalışa çalışan... Devamı

25 07 2011

Bekir Koçak Dergilerdeki Tüm Şiirleri

Bekir Koçak Dergilerdeki Tüm Şiirleri   ADINI SİLDİM Tarih: 00:44 on 17/5/2009 Kategori: Siir , Şiir ADINI SİLDİM   seni ben yazmadım kitaplara ellerini ölü bir yaprağın sesinden aldım silahın oyunsuz çocuklar gibiydi kokusuna ağlıyordu gül küskün yüzün kısacık ömrüm emdim göğüslerini bir kızın çoğaldım   seni ben sormadım mevsimlerden ölmeden bir kez daha geldi babanız alıp götürdü seni esen rüzgarı gelmiyordun çocuklar özlüyordu adını sildim gözlerinden   sana vermem bu şiiri senden kalan bir şey yok kanat benimdi gölge elin gölgesi kaç kuş vuruldu o taşla kanadı bakışlarım sen gittin kapandı kaldı gözlerimin perdesi   Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 45)   http://kennygobson.appspot.com/esevcanca.blogcu.com     Ekin Sanat Dergisi - Mayıs 2009   ÖZNESİ ÖKSÜZ TÜMCELER öznesi öksüz tümceler taşır ağırlığını yılların çok şeye bedel kaygıların uğultusu içindeki ateş karartır günün sevincini susar aşkın tortusu uzanır mevsimden mevsime gönül telinde fuzuli sesi olur hünkârın ikramın inceliği sanır ölümü yok sayar güneşe bağışlar gündüzü bağ bozumu esrik yüzü hüznüdür kibele’nin incecik yollardır başlayıp bitirdiği dokunan bin bir renk kilim hasretin sızısı çılgınlığı sevdanın yürek tomurcuğu tutunur bize ansızın yol düşkünü ayrılıklar sümer’den hatti’ye çıkar rahmine ihaneti bakire kızın nar çatlağı doğum çığlığıdır ufku uçsuz bucaksız avuç ... Devamı

25 07 2011

BİR KAÇ ŞİİR/ BEKİR KOÇAK

Hasret Sevdanın Kendisi   can bedeni vurdu ölümü soğudu zaman aklımda çocukluğum sevgi masumu göründükçe göçebesi oldum kentlerin kayboldum   elleri günaydın güneşi okşar sorgular gizini yaşamın hasret sevdanın kendisi aşar arsızlıkları sevgiye koşar   aklın düşünde yaşamak bu meydan bu tren bu ray dal uçları gün aydınlığı uzağı yürek bungusu                      olmazlanır kadim ayrılık                    öfke işe yarar                    ağırdan alır türküler                    başlangıcı muştulu haber                    gizlidern ses verir                    yazar günlüğünü acıların                    tanıktır zamana dört duvar   sen dokundukça                   saçlarım düğüm                   çözümü güç sorunlar için                   sevda nedir ki ... Devamı

25 07 2011

İmdatsız Acılar / Bekir Koçak / Şiir

İmdatsız Acılar / Bekir Koçak / Şiir Tarih: 12:49 25/4/2010 Kategori: Şiir İMDATSIZ ACILAR bozuver mührünü kalbin ırmaklar aksın sesinde yaşam hayranı penceren dağ esintisi yediveren sunulmamış ahiri ezel yazboz tahtası sanki skandal anı ızdırabı geleceğin neoliberal kafada artı değer romanı zincirler sevişir dilleri bunalım lafazan mahrum sayılırmışız topla çıkar sözcükleri ne altın hesabı ne gümüş taş avluda ter izleri görülmüş küsme ne olur güle ömrümü ekle kır kederini zorun aklın gücünü çevir zora gücünü devşir gücünü devşir gül bahçeleri yok artık gazel eskisi parklar zamanı tozan bacalar küf pas ve sinek eceli kendine yakın zehir zemberek sırılsıklam yüzü çocuk hevesinde kurulacak dünya görecek herkes görecek aşk yorgunu sessizlik tay gözü hayaller olana uzak kalır ateş harı öfke beslenen onca değer ince iğne kuyusu sözcükler inci tanesi çoğu azı gemi azıya almış madrabaz bilimi teğet geçer okuması zaman alır mezattır soframızdan beklediği hem güler hem göz kırpar şark kurnazı nikotin kanıyor gözüm yaram bir bağ tütün “sulusu kurusu” tekerleme ucun ucun umudu kemiren böcek çarmıh cellatlarının emrinde açlıkla acının ülkesi geçmiş gelecek sesi soluğu kesilmiş el insaf cinayetler ilenci büyütür bağrında ev basar çadır yıkar çoğalır yürekte imdatsız acılar kırmızıdan siyaha düşer bandı ölüm kınası saçlarında yâr okşayışı çocuk ağıdı her şey yarım aldırmazlık bize özgü neme lazım onlarsız olmuyor bültenler ekranlar ışıklı şimdilik ... Devamı

25 07 2011

BUNLARI YAZMAYA "MECBURUM"

BUNLARI YAZMAYA "MECBURUM"                                                      Attila ilhan'ın anısına   en yaralı kuş benim saat kaçtı kaçı vuruyordu bilmiyorum ne paris'ti aklımdaki ne sokakları . ağlayan yaprağın gözlerine güvercinler konuyordu acı bir durum ,suları içimde donuyordu sütun sütun çizgiler gözlerimde manşet olmak değildi düşümüz söz yangını yorgun dilim . "an gelir" "an gelir" bir attila ilhan gider bin attila ilhan gelir mi dersiniz vurulur kalbinden binbir karanfil gövdem bulvarlara düşer gözlerimi içer bir deniz hor görme aczimi ne olur ölürken denizde vapurlar binbir surat zaman ve pespaye anlatılmaz an üşüyen içimiz değil soğuklardan değil bu yanmalar   kaçakları ayrı düşmüş bir hüzün aklını oynatmış yorgun akşamlar gibi uykuları m bölünüyor                            uzaklarda vapur sesleri gelen kim giden kim bilmiyorum bildiğim "yağmur kokusu" bildiğim hüzne boğulan ekim   senin saçların gibi olmasa da kar beyazı benimki de nerde kalmışsa yıldızlar ordadır hayatta kalan iz vuruşmak soluk kesmez ancak yeşili uzaklarda bir hazan acı bir durum sen yoksun ya artık daha çok vapurlar vurulacak ben buna nasıl tanık olurum herkes kendi rotas... Devamı

25 07 2011

Çocuklara Şiirler/ Rıfat ILGAZ

Çocuklara Şiirler/ Rıfat ILGAZ   Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları alsah / blog yazıları İndexi       BENİM GÜZEL YAVRUM Ondan sonra, benim güzel yavrum, Bir de oğlu varmış padişahın. Senin gibi akıllı, Senin gibi yürekli Başı dik Gözü pek, Babasından daha güçlü, Senin gibi…   Bakmış ki padişah, Oğlu gün günden büyüyor, Büyüyüp gelişiyor. Şunu demek istiyorum, Oğlu babasını geçiyor.   Padişah bu, Bizim gibi sıradan baba değil ki Anladın gerisini değil mi, "Cellat!" demiş padişah, "Uçurun başını!" Demiş ama, benim güzel yavrum, Dediğiylen kalmış!   (1981) Kulağımız Kirişte  adlı şiir kitabından 1983 Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)   Rıfat ILGAZ     NE KUŞ, NE BÖCEK   Kuşsunuz diyorlar, çocuklarım, Bir kuşsunuz diyorlar size Sığınacak kol arayan Konacak dal arayan Bir yavru kuş, türkülerde. Telgrafın tellerine konarsınız Ezgilere uymak için Avcılar vurur sizi. Yeşil başlı ördek olur Kalırsınız çöllerde Böyle bir kuş işte!..   Kuş değil ya çocuklarım, Böcek bile olamazsınız! Bunca yük, bunca borç Omuzlarınıza vurulmuşken Hem de doğar doğmaz… Kanatlanamazsınız! Uç uç böceğim deseler de Annenizin alacağı pabuçları Peşin peşin giydirsel... Devamı

25 07 2011

Günlükten

Havva Sena Yaman: Bizde Bir Çocuk Edebiyatı Var mı? Bizde Bir Çocuk Edebiyatı Var mı? Havva Sena Yaman, Yeni Türk Edebiyatı araştırmacısı. İlgi alanlarından biri de çocuk edebiyatı... Kendisiyle, başta çocuk edebiyatı olmak üzere çeşitli konularda söyleştik. İlgiyle okuyacağınızı umarız. Öncelikle okuma ve yazma serüveninizden bahsedelim istiyorum. Edebiyat sizin için ne ifade ediyor? Bir meslek olmanın ötesinde? Okumayla ve yazmayla ilişkinizin akademisyenliğinizden önceki/dışındaki yeri... (Çünkü bana, edebiyat-bilimcilerinin içinde hep gizli bir yazar yaşıyor gibi gelir. Mehmet Tekin'le yapığım söyleşi de delilim.) Edebiyat kültüre dahil bir olgudur ve edebiyatta bir üretim söz konusu ise de, bu, edebiyatın temelde meslek olarak alınmasını haklı gösterecek bir üretim değildir. Yani edebiyatla ve güzel sanatların diğer dallarıyla bilinçli olarak uğraşan bir kimsenin ilk kaygısı meslek edinmek değildir. Edebiyat, kısaca söylemek gerekirse; dünyayı, olayları ve davranışları algılayışı farklılaştırır ve bu yönüyle insanın kendini tanımasına, keşfetmesine yardımcı olur. Okumak sayesinde edebiyatın gücünü kavrayan bir beynin, "el"i harekete geçirmemesi mümkün değildir. Fakat edebiyat, şu anda kimliğini hatırlayamadığım bir edebiyatçının dediği gibi, şairin en kıskanç sevgilisidir, kendisinden başka bir gözdeyi asla kabullenmez. Yalnızca kendisi için yaşanmasını ister, hatta diretir. Kendisini edebiyata adayamayanlar için amatör bir uğraş olmanın ötesine geçemez. Böyleleri için yapılacak en iyi şey, ortaya konan güzel eserleri fark etmek ve alkışlamaktır. Bizde bir çocuk edebiyatından bahsedilebilir mi? Çocuk edebiyatı alanında kalem oynatan/oynatmış bu kada... Devamı

25 07 2011

Günlükten:100 Temel Eser Polemiği

Günlükten:100 Temel Eser Polemiği   18 Temmuz 2005 / Kadrini Seng-i Musallada Bilmek  / Ali ŞAHİN     Ünlü Divan şairimiz Baki, Şeyhülislâm olmak istedi ama bu isteğine ulaşamadan öldü. «Şairler Sultanı» diye anılan Baki'nin cenazesine bütün devlet büyükleri, tanınmış adamlar katıldı. Şeyhülislâm Sunullah Efendi'nin, musalla taşında şairin tabutunun önünde onun şu dizelerini söylediği anlatılır: «Kadrini sengi musallada bilüp ey Baki Durup el bağlayalar karşında yaran saf saf» (Ey Baki! Dostların senin değerini [ancak] musalla taşında anladılar ve karşında sıra sıra el bağladılar). Günümüzde halen yaşama gafletinde bulunan dünyada da ünlenmiş, dışarıda ünlendiği ile doğru orantılı olarak içerde karalanmaya çalışılmış bir çok ozan ve yazarımız, MEB tarafında ozan ve yazar olarak Hüsn-ü kabul görmüyor; bunların yapıtları da MEB Temel Eserleri arasına giremiyor.(ad verip polemik yaratmak istemiyorum.) Demek ki bunların da kadri “Taht misali O musalla taşında bir namazlık saltanat”tan sonra anlaşılacak. Hoş o zaman da değeri anlaşılamayanlar az değil ama.   100 Temel Eser'in Tam Listesi   Milli Eğitim Bakanımız Sayın Doç. Dr. Hüseyin Çelik tarafından açıklanan ilköğretim öğrencileri için “100 Temel Eser” ve yazarları şöyle: 1. Dede Korkut Hikayeleri (İlköğretim İçin Uyarlama) 2. Mevlana'nın Mesnevisinden Seçme Hikayeler (İlköğretim Çocukları İçin Seçme Hikayeler) 3. Karagöz ile Hacivat (İlköğretim İçin Seçme Hikayeler) 4. Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal) 5. Ömer'in Çocukluğu (Muallim Naci) 6. Gulyabani (... Devamı

24 05 2011

2011 Yunus Nadi Ödülleri

2011 Yunus Nadi Ödülleri   YunusNadi Ödülleri sahiplerini buldu   Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Cumhuriyet gazetesinin 86. kuruluş yıl dönümü ve Yunus Nadi Ödülleri dağıtım töreni, gazetenin 86 yıllık öyküsünün anlatıldığı sinevizyon gösterisiyle başladı. Törende konuşan Cumhuriyet Vakfı İkinci Başkanı Alev Coşkun, Cumhuriyetin kazanımlarını, Atatürk'ün aydınlanma devrimlerini savunan gazetenin 86 yıl içinde zaman zaman büyük zorluklar yaşadığını, gazetenin kapatıldığını, yazarlarının hapse atıldığını anlattı. ''Gazetenin yazarlarının zaman zaman infaz edildiğini, susturulduğunu'' belirten Coşkun, ''Ama Cumhuriyet GAzetesi inandığı yoldan dönmedi, susmadı'' dedi. ''Türkiye Cumhuriyeti'nin çok zor bir dönemden geçtiğini, belki de kuruluşundan bugüne en zor dönemi yaşadığını'' savunan Coşkun, şöyle devam etti: ''İşte bu dönemde de yine Cumhuriyet'e döndüler. Önce gazetemizi bombaladılar. Sonra başyazarımız ve vakfın başkanı İlhan Selçuk, sanki bir terörist, kaçakçı, çok büyük bir cinayet işlemiş gibi sabaha karşı evine yapılan baskınla alındı, nezarethanede tutuldu, savcılıkta saatlerce süren sorgulamalara muhatap oldu, adeta taciz edildi. Buna 84 yaşındaki nazik bedeni dayanamadı, hastaneye kaldırıldı, kalp damarları değişti. Halen hastanede yatmakta ve gazetemizin daha iyi ve güçlü olması için kol kanat germektedir. Gazetemizin ulusalcı yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı, 'Ergenekon' adı verilen gerekçeyle Silivri Tutukevi'nde uzun zaman tutuldu. Yazarımız ve vakfın yönetim kurulu üyesi Mustafa Balbay 428 gündür Silivri'de tutukludur. Kar... Devamı

24 05 2011

YENİ TİYATRO DERGİSİ’NİN ŞUBAT 2011, 26. SAYISI DOPDOLU

  YENİ TİYATRO DERGİSİ’NİN ŞUBAT 2011, 26. SAYISI DOPDOLU!!!   ÜCRETSİZ KİTAP EKİ H. EMEL DİNSEVEN’İN “MEMLEKETİSTAN”…   İÇİNDEKLER DİZİNİ sunuş / 2 Dipten Gelen Dalga ve Yeni Tiyatro Erbil Göktaş söyleşi  / 3 Murat Daltaban: ... Dot’un İncelenmesi Gerektiğini Düşünüyorum Cihan Çimen deneme  / 15 Oyuncuya Notlar... Okday Korunan eleştiri / 19 ...Profesyonel Sevgi Karaca eleştiri / 22 “Baştan Çıkarma”nın Dayanılmaz Yönleri Elif Solak eleştiri  / 25 “Asiye Nasıl Kurtulur” Bünyamin Aydemir tanıtım  / 33 Karagöz Evlenip Bir de Mutfağa Girerse Çiğdem Kılıç eleştiri  / 36 ...“Deliler Boşandı”... Banu Ayten Akın eleştiri  / 38  “İstanbul Hatırası” Yetkin Yüksel eleştiri  / 40 Buradan Çıkış Yok: “King Kong’un Kızları” Ömür Karslı   deneme  / 43 Sanatta Temsil Algısı... Yaşar Akalın eleştiri  / 45 “Balık Denizden Ürkerse Vay Balığın Haline” Ezgi Deniz Alpan   eleştiri / 49 ...Müjdat Gezen Tiyatrosu ve “Stand-Up” Emrah Özdilek kitaplık  / 52 Bir Raftan Bir Sahaftan Kadir Yüksel eleştiri  / 56 Çocuk Tiyatrosu Üzerine Bir Hesaplaşma. Sevgi Karaca eleştiri / 60 ...“Kadın Sığınağı” İhsan Ata arşiv / 63 Arşivhanemden Tiyatro Ömer Öztürk  YENİ TİYATRO DERGİSİ KİTAP EKİ     Derginin Yayın Kurulu’nda şu isimler bulunuyor: Sema Göktaş, Okday Korunan, Alpay Ekler, Hilmi Zafer Şahin ve Erbil Göktaş… Türkiye’nin ilk v... Devamı

24 05 2011

'İnce Memed neyse röportajlarım odur'

'İnce Memed neyse röportajlarım odur' Türk Edebiyatı'nın yaşayan en büyük romancısı olarak gösterilen Yaşar Kemal belki de birçoklarının bilmediği en iyi röportajcı da aslında. Romancılığı kadar çok uzun yıllar sürmemiş olsa da 1951'de başladığı röportajları bugün altmış koca yılı geride bırakıyor. Selvi Serin   Cumhuriyet Kitap- Ömrü mahkemelerde, sürgünlerde, çoğunlukla da yokluk ve sıkıntı içinde geçen Yaşar Kemal tüm bunlara rağmen en cesur ve can alıcı röportajları gerçekleştirmeyi başardı. Röportaj dalındaki başarısının temelinde aynı zamanda onu birçoklarından ayıran, röportaja bakış açısı yatıyordu. Öncelikle Yaşar Kemal'e göre röportaj 'bir edebiyat türü, onun için bize insan yaşamını, gerçeğini en güzel veren bir dal' ve onun en önemli işlevi, haber ile örtülen gerçeğin açık edilmesi. Habere ve haberin yaratma sürecine son derece hâkim olan Yaşar Kemal'in en önemli özelliklerinden biri de röportaja yüklediği bu güç. Yaşar Kemal'in röportaja bakışı işte bu iki önemli izlek üzerinden okunabilir.   Bir edebiyat dalı İnce Memed gibi bir romanı kaleme alan ve sadece Türkiye'de değil Avrupa'daki tüm ülkelerde ve diğer başka bir çok kıtada okunan bir yazar olmak payesini taşıyan Yaşar Kemal'in bu kitabını değerli kılanı yine Yaşar Kemal büyük bir içtenlikle anlatıyor: 'Hemen şunu söyleyeyim ki herhangi bir röportajıma herhangi bir romanım kadar çalıştım.' Yaşar Kemal'in en önemli iddialarından biri olan röportajın bir edebiyat türü olması konusu röportajın yaratım sürecinin haberinkinden tamamen fa... Devamı

24 05 2011

Türkiye Okuma Kültürü Haritası

Türkiye Okuma Kültürü Haritası Ülkemizde okuma alışkanlığı üzerine ciddiyetle yapılmış araştırmalar pek yoktur. Hele devlet katında böyle bir ilgiye hiç rastlayamayız. O nedenle, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü'nce yaptırılan Türkiye Okuma Kültürü Haritası araştırması, türünde bir ilk. Araştırma ülkemizdeki okur profili ve eğilimlerinin belirlenmesi açısından çok önemli verilere ulaşmamızı sağlıyor. Metin Celâl   Cumhuriyet-Kitap - Ülke çapında, okuma alışkanlıklarının yaş, cinsiyet, medeni durum, meslek, eğitim düzeyi, coğrafi konum ve gelir durumu, anne-babanın eğitim seviyesi, kütüphane kullanım oranı gibi değişkenlerle ilişkisi araştırılmış. Projeyi bakanlık adına tanınmış araştırma şirketlerinden Sonar yürütmüş. Elde edilen veriler, ileri analiz teknikleri kullanılarak yorumlanıp Türkiye Okuma Kültürü Haritası (Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay.) adıyla kitaplaştırılmış. Araştırma 26 ilde Türkiye İstatistik Kurumu'nun belirlediği 6.200 kişiyle, 'yüz yüze anket yöntemi' ile yapılmış. İllerin seçiminde farklı sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişmişlik düzeyindeki iller tercih edilmiş, kır-kent dağılımı bakımından Türkiye'yi temsil edecek bir örnekleme yapılmış. Ankete cevap verenlerin %50,9'u kadın, %49,1'i erkek. Katılımcıların yaklaşık %44'ü 15-34 yaş grubundan. %66,85'i büyük şehirlerde yaşıyor. Çoğunluk ilkokul mezunu (%32,65). Diğerlerinin eğitim durumu ise şöyle; Ortaokul %18, Lise %24,92, Üniversite %11.86. Okuryazar olmayanlar %2.98, Okuryazar olup okul bitirmemişler %9,55. Bu yüzdeler aynı zamanda ülkemizdeki eğitim durumunun da bir göstergesi... Devamı

24 05 2011

'Hepimiz zalim aday adayıyız!'

'Hepimiz zalim aday adayıyız!' İnsan nasıl zalim olur? İçimizdeki zulmün nasıl farkına varırız? Benliğimizdeki zulmün üstesinden nasıl geliriz? Zalime nasıl teslim olunur ve nasıl karşı konulur? Hitler, McCarthy, Humeyni, zulmü kitlelere nasıl yaydı? Zulüm fikri milyonlarca zihne nasıl zuhur etti? Gamze Akdemir   Cumhuriyet Kitap- Bugün ne değişti (mi?) Kurban, zulmedene neden korkuyla karışık hatta neredeyse fanatikleşen bir hayranlık hisseder? Bunun ardındaki genetik, sosyal nedenler ve sonuçları nelerdir? Zulmü neden asıl mazlumlar öğrenir ve en kötüsünü de onlar uygular? 'Biz ve onlar' ayrımı nedir? 'Cemaatçi biz'in faturası ve diyeti nasıl ödenir? Ayrımcı vicdan ne menemdir? Toplum manipülatörü tatlı su entelleri en iyi neyi bilir? Peki ya literatüre giren yeni emperyalist kavramları biliyor musunuz?.. 'İnsancıl'mış emperyalizm! Bir de 'iyi niyetli'ymiş! Sonra 'liberal'miş! 'Kozmopolit'i de varmış! Emre Kongar kendini neden bencil diye niteliyor ve neden bu kitabı yazdığı için utanç duyuyor? Kongar'la yeni kitabı İçimizdeki Zalim'i konuştuk. -İnsan nasıl zalim olur? - Bir kere aileden başlıyor ama sadece aileyle de olacak iş değil. İçimizdeki Zalim'de ayrıntılarıyla veriyorum, birçok aşaması var. İnsan asıl aldığı eğitimle demokrat ya da zalim olur, bu kadar net yani. Okullardaki resmi eğitim bu konuda son derece belirleyici ve pekiştirici bir rol oynar. Günümüzde bu durum bilhassa ülkemiz özelinde maalesef pek çok olumsuzluk çağrıştırır. - Bölüm sonlarında okurlara mini bir test yapıyorsunuz... - Zulmü sınıyoruz o testlerde, içimizdeki zalimin ne durumda olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Faydalı olacağını düşünüyorum. ... Devamı

24 05 2011

'Meclis türbanlı erkek kaynıyor!'

'Meclis türbanlı erkek kaynıyor!' Tüm soruları tam da kendisinden bekleneceği gibi lafını sakınmadan yanıtladı Yılmaz Özdil. Neden hiçbir zaman gazeteci olmak istemedi? Neden gazetecilerle arkadaş bile olmak istemiyor? Türkiye'de oluşan baskı atmosferinden şahsen nasıl hiç etkilenmiyor? Ona nasıl vız geliyor, tırıs gidiyor! Gamze Akdemir   Cumhuriyet / Kitap- Gazetelerin çoğunun neden 'angut' gibi olduklarını düşünüyor? Ona göre neden türbana en çok AKP karşı? Neden Mustafa Balbay'ı, Tuncay Özkan'ı, Ahmet Şık'ı yazmıyor da Nedim Şener'i yazıyor ve bir de üstüne kefil oluyor? İddianameye göre neden hafıza kaybı yaşıyor? Temel Reis'i bile gözaltına alanlara ne diyor? 'İdrak yolları enfeksiyonu vardır' dediği Türkiye'ye tedavi önerisi ne? Ona göre Bahçeli'nin başına ne gelecek? Amerika neden bize solucanmışız gibi bakıyor? Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazılarından derlenen İsim-Şehir-Hayvan adlı kitabını merkeze alarak yaptığımız söyleşide bu soruların yanıtlarını bulacağınız gibi yaklaşan seçim öncesi öngörülerini de okuyacaksınız usta gazetecinin. Özdil'le İsim-Şehir-Hayvan'ı konuştuk. -Türkçenin lafı gediğine oturtan çok kalemi yok gazetecilikte. Her yazınız mizahla çıktığınız yeni bir ring adeta. - Buna aslında bir tek Yılmaz Özdil olarak bakmamak lazım. Çünkü biz sadece Fatih Sultan Mehmet'in, Barbaros'un torunları değiliz aynı zamanda Nasrettin Hoca'nın, Yunus Emre'nin de torunlarıyız. Hayata gülümseyerek bakmayı da bilmek geleneğimizde var. Biz buyuz. Ben sıradan bir vatandaşım, gazeteciliğin bana eklediği veya çıkardığı özel bir durum yok. Türkçe yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dil.... Devamı

24 05 2011

Güneydoğu'da Kılıçdaroğlu'na büyük ilgi

Güneydoğu'da Kılıçdaroğlu'na büyük ilgi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Güneydoğu'daki illeri gezdi. Van, Hakkari ve Bitlis'te Kılıçdaroğlu'na ilgi yoğundu. Kılıçdaroğlu, Hakkari'de yaptığı açıklamada, 'Belediye başkanlarının Ankara'ya gidip para dilenmesini ortadan kaldırmak için' yerel yönetimlerin güçlenmesi noktasında özerkliği savundu. ANKA/AA   Van/Hakkari- Van mitinginin ardından özel helikopterle Hakkari'ye gelen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, seçim otobüsünden yurttaşları selamlayarak Valiliğe geçti. Valilik girişinde Vali Muammer Türker tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu, kentin sorunlarıyla ilgili bilgi aldı. Yaklaşık 15 dakika süren görüşmenin ardından Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Kaya'yı makamında ziyaret eden Kılıçdaroğlu, daha sonra yaya olarak Belediye Başkanlığına geçti. Yol üzerinde esnaf ve yurttaşlarla görüşen Kılıçdaroğlu, belediye girişinde Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu tarafından karşılandı. Bediranoğlu, CHP genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.   Hakkari'de kepenklerin kapatılması Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hakkari ziyaretinde kepenklerin kapatıldığına ilişkin sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: ''Tabii Sayın Erdoğan için bir şey demek istemem ama ben hiç kimseyi ötekileştirmeyen, herkesin sorunuyla ilgilenen bir siyasetçiyim. Kentin kendi sorunu olabilir, bu sorunlarla ilgilenmek durumundayız. Samimi olarak ilgileniyorum. Söylediklerimi de samimi olarak söylüyorum, samimi olarak dile getiriyorum. Aramızdaki temel fark da budur. Biz siyasetçiler olarak ne kadar samimi olursak, halktan da mutlaka ... Devamı

24 05 2011

ANF’ye konuşan Sırrı Süreyya seçmenlerine 'Oğlun gibi ever,

ANF’ye konuşan Sırrı Süreyya seçmenlerine 'Oğlun gibi ever, kızın gibi gelin et' diyor… 20 Mayıs 2011 Cuma 13:58 12 14 16 18 allowtransparency="" frameborder="0" scrolling="no" src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http://www.demokrathaber.net/roportajlar/sirri-sureyya-bir-iki-fiskeyle-bunlari-gulunc-duruma-dusurecegim.htm&layout=standard&show_faces=true&width=250&action=recommend&colorscheme=light&height=30">> allowtransparency="" frameborder="0" height="250" hspace="0" id="aswift_3" marginheight="0" marginwidth="0" name="aswift_3" scrolling="no" vspace="0" width="250">> İSTANBUL - Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloğu’nun desteklediği İstanbul İkinci Bölge Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Meclis’e girmesi halinde, grup disiplini çerçevesinde kendisine verilecek her görevi yerine getirmekle birlikte, kendi yöntemleriyle de egemenlerin kirli maskesini teşhir edeceğini ve gülünç duruma düşüreceğini söyledi. Seçmenlerine de seslenen Önder, ‘oğlun gibi ever, kızın gibi gelin et’ sözünü hatırlatarak, “Biz bu halkın gerçek umudu ve yarınları olarak Meclis’te olacağız. Tek istediğimiz bizi evlatları gibi görmeleridir” dedi. Birbirinden farklı çevrelerce sıkı bir şekilde takdir edilen ve destek alan, BDP’nin de desteklediği bağımsız adaylardan biri de yönetmen-yazar Sırrı Süreyya Önder. Türkiye, Sırrı Süreyya Önder’i senaryosunu yazdığı, oyunculuğunu ve yönetmenliğini yaptığı Beynelmilel filmiyle tanıdı önce. Önder, çeşitli gazetelerde yazdığı yazılarıyla da dikkatleri üzerine çekerken, şimdi de Emek Özgürlük ve Demokrasi... Devamı

10 05 2011

Söz ustasından söyleşiler

Söz ustasından söyleşiler |  görsel 1

Söz ustasından söyleşiler 06/05/2011 Yazı Boyutu       'Röportaj Yazarlığında 60 Yıl'da, Yaşar Kemal'in, 12 dizi röportajı yer alıyor. Söyleştiği insanlar ünlüler değil; kaçakçı, balıkçı, depremzede, işsiz, yoksul ve göçmenleri anlatıyor Yaşar Kemal Yaşar Kemal   <_script /> document.write(); <_script /> Asuman Kafaoğlu-BükeArşivi Yaşar Kemal’in romanlarının amacı, okuru insanın özüyle yüzyüze getirmektir. Bir dönem boyunca yaptığı gazete röportajları da aynı amacı taşıyor, Anadolu’daki yaşamın özünü gösteriyor okura. Yapı Kredi Yayınları, Yaşar Kemal’in 1951’de başladığı röportaj dizilerini bir kitap halinde basınca, bunları altmış yıl önce yayınlandıkları gazetede okuyamayanlara fırsat sunmuş oldu. Gündelik hayattan öykü çıkartan röportajlar, her manzarada, her portrede, her anda, çıplak gözle görünmeyen insan öğesini görünür kılıyor. ‘Röportaj Yazarlığında 60 Yıl’ adlı kitapta, Yaşar Kemal’in, bazıları haftalar süren, on iki dizi röportajı yer alıyor. Söyleştiği insanlar ünlüler değil, sadece biri yakın dostu Sait Faik, diğeri ünlü seramik sanatçısı Füreya Koray (o yıllarda henüz Kılıç soyadını kullanıyor) bunlar dışında kaçakçı, balıkçı, depremzede, işsiz, yoksul ve göçmenleri anlatıyor. Diyarbakır, Urfa, Muğla ve Anadolu’nun her yerinde, insanlarla birlikte yaşayarak, onların acılarını paylaşarak, yaşadıkları yerlerde yatıp, sofralarında yiyerek ve en önemlisi onları dinleyerek oluşturuyor bu ... Devamı

10 05 2011

2011R Levent Şenyürek, Alacagöl Efsanesi

Böcekler dahil tüm canlılar öldü Radikal;04/07/2008 A.ÖMER TÜRKEŞArşivi  Yıl 1993. Hakkâri"de bir kış mevsimi. Aladağ"da düşen çığ yolları kesmiş, yollar açıldığında mezradaki köylülerin hepsinin katledildiği anlaşılmıştır. Cesetler dağın yamacında bir krater gölü olan Alacagöl"ün kıyısındaki köye taşınır    Levent Şenyürek, Alacagöl Efsanesi’nde, Hakkâri dağlarında geçen dört gizemli ve gerilimli günün hikâyesini anlatıyor. Yıl 1993. Hakkâri’de bir kış mevsimi. Aladağ’da düşen bir çığ yolları kesmiş, yollar açıldığında mezradaki köylülerin hepsinin katledildiği anlaşılmıştır. Cesetler dağın yamacında bir krater gölü olan Alacagöl’ün kıyısındaki köye taşınır. Alacagöl’de meydana gelen esrarengiz ölümlerin sebebini araştırması için Asteğmen Haluk Günay görevlendirilir. Roman kahramanı Asteğmen Haluk, yirmi beş yaşında, yaşadıklarıyla daha da olgunlaşmış, hayata eleştirel bir pencereden bakan eğitimli bir genç. Ne var ki hem kriminal olayları çözmek gibi bir tecrübeye sahip değil hem de askerliğin sonu yaklaştıkça tırmanan tedirginlik içinde. Her an gözlendiği endişesi ve PKK kurşunlarına hedef olmak korkusuyla dolaşıyor köy halkı arasında. Yine de savcıya yardımcı olabilecek bilgileri toplamak için, rasyonel akıl sahibi bir detektif gibi soruşturma yürütecektir. Köylüleri sorgulayan, gölde keşif gezileri yapan, notlarını alt alta yazarak bir çözüme ulaşmaya çalışan Asteğmen, gölün ve köylülerin bir şeyler gizlediğinden emindir. Araştırmasına göre, önce birka&cce... Devamı

10 05 2011

'1923 vizyonu olmayanların 2023’ten haberi olmaz'

'1923 vizyonu olmayanların 2023’ten haberi olmaz' T24 - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ı, “Recep Bey’in yeni merakı kaset izlemek ve onu kullanmak. Yasadışı olaylara sarılmayınız. İnsanda ahlak, yasalara uymak gibi bir erdem olur. Eğer bir yerde yasadışı işlemler yapılıyorsa, bir yerlerde telefonlar dinleniyorsa onun sorumlusu sensin ey Recep. Niye bunlara izin veriyorsun?” diye eleştirdi.    CHP lideri AKP'nin  'hedef 2023'adlı kampanyası için de, 'Hedefimiz 2023 diyorlar. 1923 vizyonu olmayanların 2023 vizyonu olabilir mi' dedi. Kılıçdaroğlu, dün Niğde’de yaptığı mitingde özetle şunları söyledi: '1923 vizyonu olmayanların 2023’ten haberi olmaz'  Hükümetin, “Hedefimiz 2023” dediğine dikkat çeken Kılıçdaroğlu, 1923’ü bilmeyenlerin 2023’ten haberi olmayacağını söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Hedefimiz 2023 diyorlar. 1923 vizyonu olmayanların 2023 vizyonu olabilir mi? 1923’ü bilmeyenlerin 2023’ten haberi olmaz. 12 milyon 815 bin yoksulumuz var ama ne diyorlar? ‘İstikrar sürsün’ diyorlar, ‘yoksulluk devam etsin’ diyorlar, bunu kabul edecek misiniz?  'ABD’den destek istemeyiz' Biz öyle gidip birilerinin dizinin dibine çökmeyiz. Kapı kapı dolaşıp, Amerika’dan destek istemeyiz. Recep Bey’e göre kamyoncuların hiçbir derdi yok. Dolar ütülüyorlar, cepleri para dolu. AKP iktidarında taşımacılık belgesi 11.5 milyar, kamyon 6 milyar lira. Bakmayın efelenmelerine, onlardan fitil fitil soracağım hesabını. 1 milyon 700 bin öğrencinin umudunu söndüreceksin. Hâlâ kendini başbakan değil büy&... Devamı

10 05 2011

Doç Dr. Yalçın Akdoğan: Siyasetin ekseni değişti

Doç Dr. Yalçın Akdoğan: Siyasetin ekseni değişti |  görsel 1

Doç Dr. Yalçın Akdoğan: Siyasetin ekseni değişti T24 - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın çalıştığı birkaç isim arasında yer alan Doç Dr. Yalçın Akdoğan, 2002 seçimleri öncesindeki merkez ve çevre siyasetinin çöktüğünü belirterek, AKP'nin merkezi yeniden inşa ettiğini söyledi. 12 Haziran seçimleri yaklaşırken siyasetin yeni eksenini değişim süreçlerinin belirlediğini vurgulayan Akdoğan'a göre bugünkü siyasette ayrışma, değişim isteyenlerle istemeyenler arasında. Akşam gazetesindn Şenay Yıldız'ın "Siyasetin ekseni değişti" başlığıyla yayımlanan (9 Mayıs 2011) yazısı şöyle: Siyasetin ekseni değişti Satır arası... Doç. Dr. Yalçın Akdoğan tam 9 yıl boyunca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın çalıştığı birkaç isim arasında yer aldı ve Türkiye'nin yakın tarihine tanıklık etti. Bugüne dek mutfakta kalmayı tercih eden Yalçın Akdoğan, kısa bir süre önce Başmüşavirlik görevinden ayrılarak, AKP'nin Ankara milletvekili adayı oldu. Akdoğan, Başbakan Erdoğan ile yakın mesaisi nedeniyle AKP'nin merak edilen milletvekili adayları arasında yer alıyor. Gazetecilikle başladığı kariyerini siyaset ve akademide devam ettiren Akdoğan, Yeni Şafak'ta Yasin Doğan takma adıyla köşe yazıları yazmaya ve Star Gazetesi'nde analizler yayınlamaya devam ediyor. İktidar partisinin perspektifinden siyaseti anlamak için son derece önemli bir kaynak olan 'AK Parti ve Muhafazakar Demokrasi' adlı kitabın da yazarı olan Akdoğan ile hem muhafazakar demokrasi kavramını, hem de güncel siyaseti konuştuk. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın çalıştığı isimlerden biri olan eski Başmüşaviri Doç. Dr. Yalç... Devamı

26 04 2011

Yeni Harman röportajı: “Türkiye’nin Pravda’sı Taraf’tır”

Yeni Harman röportajı: “Türkiye’nin Pravda’sı Taraf’tır”   Gün Zileli ile yapılan Yeni Harman röportajı: “Türkiye’nin Pravda’sı Taraf’tır”   Röportajı yapan: Levent Orhan Nisan 2011     1- Ergenekon davasıyla başlayalım isterseniz. Sizce neler oluyor Silivri’de? Silivri’de neler olduğunu bilmem mümkün değil elbette ama bu davaya neler olduğu hakkında bir şeyler söyleyebilirim. Artık açıkça ortaya çıkmıştır ki, bu dava, iktidarın muhaliflerini bastırmak, içeri atmak için yarattığı bir davadır. Bizler bile bir miktar aldandık. Ben bir yazımda “muhtemelen Ergenekon diye bir örgüt var” diye yazmışım. Oysa bugün açıkça ortaya çıktığı gibi, böyle bir örgüt yok. Bu ismi bir zamanlar hava basmak ya da birilerini korkutmak için kullanmış bir takım meczuplar olabilir. Örneğin, Memduh Ünlütürk, “bizim Ergenekon adlı bir örgütümüz var, bu örgüt hepinizin canını okuyacak” demiş olabilir. Eh bir anlamda doğru bir sözdür bu. Uyduruk ve bir yaratım eseri olan bu “örgüt” bugün muhaliflerin canına okumak üzere devrededir. Anlayacağınız, yok böyle bir örgüt. Yani Veli Küçük, Doğu Perinçek, Mustafa Balbay, Yalçın Küçük, Soner Yalçın ve nihayet Nedim Şener’in bir araya gelip “bundan böyle adımız Ergenekon, Merkez Komite’miz şunlar şunlar ve biz şimdi şu bombalı eylemleri tertipleyeceğiz” dedikleri bir örgüt hayal ürünüdür. Daha doğrusu, hükümetin ve savcılarının kurduğu bir örgüttür bu, aday üyeliğe telefon dinlemeleriyle alınırsınız, asil &uum... Devamı

24 03 2011

AKP içindeki ideolojik akımlar

AKP içindeki ideolojik akımlar 05 Aralık 2010   TARİH: 8 Aralık 2005   BELGE NO: 05ANKARA7215   GÖNDEREN MAKAM: ABD Ankara Büyükelçiliği   SINIFLANDIRMA: Confidential   KONU: Türk parlamentosunda iktidardaki AKP içinde bölünme söz konusu değil   1. Özet: Erdoğan’ın başında olduğu AKP’nin 357 milletvekili arasında bölünmeler olduğuna dair basında yer alan haberler ve muhalefette dolaşan dedikodulara rağmen, parti –şimdilik- bütünlüğünü koruyor. AKP içinde belirgin dindarlar, pragmatik ve milliyetçi akımlar mevcut. Türkiye’nin Kürt nüfusunun yoğunlukta olduğu güneydoğu bölgesinde yakın dönemde yaşanan olaylar, AKP’nin Kürt kökenli üyeleriyle diğer partinin geri kalanı arasındaki tansiyonu yükseltiyor. Gelecek yıl içinde AKP içinde yavaşça kopmalar yaşanabilir ancak büyük bir bölünme Erdoğan iktidarda kaldığı ve gücünü koruduğu sürece yaşanması düşük bir olasılık.   2. Son bir yıl içinde Türk basını AKP içinde bölünmeler olacağına dair defalarca imalarda bulundu. AKP içinde ideolojik ve kişisel zeminde fay hatları bulunsa da, Erdoğan iktidarda kaldığı sürece büyük bölünmeler olması beklenmiyor. Hatta, partisinin önde gelen eleştirmenlerinden biri olan Ankara milletvekili Yarbay Ersönmez, bölünme dedikodularının muhalefet tarafından erken seçim sağlamak için öne atıldığını belirtti.   AKP’nin ideolojik akımları 3.AKP, görüş açıları birbirinden çok farklı politikacılardan oluşuyor. Parti içinde üç büyük ideolojik akım var. Bunlar, dindar, milliyetçi ve pragmatik. ... Devamı

24 03 2011

Başkent sinemayla şenlenecek...

Başkent sinemayla şenlenecek... 22. ANKARA ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ YARIN BAŞLIYOR ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen “22. Ankara Uluslararası Film Festivali” yarın başlıyor. 10 günlük sinema şöleninde bu yıl, Jerzy Skolimowski, Jan Svankmajer, Werner Herzog, Xavier Dolan, Tony Gatlif, Alain Corneau gibi yönetmenlerin son filmlerinden, Kazakistan ve İtalyan sinemasıyla ilgili özel bölümlere; “Doğaya Karşı İnsan” başlıklı bir seçkiden Bertrand Tavernier, Takeshi Kitano ve Ken Loach gibi ustaların filmlerine uzanan zengin program yer alıyor. İlki 1988’de, 13 Ekim 1999’da yitirdiğimiz gazetemiz yazarı Mahmut Tali Öngören’in öncülüğünde “Ankara Film Şenliği” adıyla gerçekleştirilen festival, yarın saat 19.30’da, MEB Şûra Salonu’ndaki açılış töreniyle başlayacak. Gecede, “Festival Özel Ödülleri” de sahiplerine verilecek. Festival kapsamında her yıl verilen “Kitle İletişim Ödülü”, “Her zaman yeniliğe açık albümler çıkaran bir müzik firması olması” nedeniyle Kalan Müzik adına Hasan Saltık’a sunulacak. “Sanat Çınarı” unvanı da bu yıl, “9 yaşında çıktığı ilk konserinden bugüne devam eden sanat yaşamında ülkemizi yurtdışında kerelerce temsil ederek çalışma disiplinini asla bırakmaması” nedeniyle Suna Kan’a takdim edilecek. Aziz Nesin’in adını taşıyan “Aziz Nesin Emek Ödülü” ise “1944 yılında başladığı sinema kariyeri boyunca oynadığı filmlerdeki başarısı, yalnız oyuncu olarak değil, pek çok önemli yapımcı şirketin kurucusu olarak da Türk sinemasına katkısı” nedeniyle Sezer Sezin’e verilecek. Tü... Devamı

24 03 2011

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizi

AlsahBlog Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 6 (1970- 1979)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ VI. YENİDEN OLUŞUM DÖNEMİ: 1970-1980 Adalet Ağaoğlu, Hulki Aktunç, Ayhan Bozfırat., Ahmet Say, Nedim Gürsel, Nazlı Eray, Ayşe Kilimci, Mustafa Kutlu, Selçuk Baran, Aysel Özakın, Tezer Özlü, Yıldız İncesu, Şiir Erkök (Yılmaz), Oğuz Atay, İnci Aral, Osman Şahin, Hasan Kıyafet, Muzaffer izgü, Ümit Kaftancıoğlu, Fethi Savaşçı, Yüksel Pazarkaya, Celâl Özcan, Metin İlkin, Burhan Günel, Hakkı Gümüştaş, Kemal Ateş, Durali Yılmaz, Naci Girginsoy, Mustafa Balel, Necati Güngör, Sevinç Çokum, Rasim Özdenören, Şevket Bulut, Lütfi Kaleli, Kemal Bekir, Güven Turan, Şükrü Bilgiç. (**) *** *** 1970 AKÇAM, Dursun: Taş Çorbası 1970 BAŞARAN, Mehmet: Sürgünler 1970 BAYKURT, Fakir: Anadolu Garajı 1970 DAYIOĞLU, Gülten: Döl 1970 DUYGULU, Behiç: Gölgede Gezintiler 1970 GİVDA, Avni: Erguvanlar Ihlamurlar Öyküsü ve Başka Öyküler 1970 GÖKŞEN, Enver Naci: Ayça 1970 GÜNER, Mehmet: Tarla Pilavı 1970 İLKİN, Metin: Yarın İçin 1970 İLKİN, Metin: Zor Zaman 1970 İLTER, Şahap Sıtkı: Acı 1970 İNCESU, Yıldız: Bir Saat Onüç Dakikalık Seçim Konuşması 1970 İZGÜ, Muzaffer: Gecekondu (romandan başka öyküler de ekli) 1970 K. (AKINÇ), Tarık Dursun: 36 Kısım Tekmili Birden 1970 KARASU, Bilge: Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı 1970 KISAKÜREK, Necip Fazıl: Hikâyelerim 1970 KORKMAZGİL, Hasan Hüseyin: Made inTurkey 197... Devamı

13 12 2010

CHP’den Ne İsteniyor? Ne Yapmalıdır?

CHP’den Ne İsteniyor? Ne Yapmalıdır? Cumhuriyet Halk Partisi, kuruluş ilkelerine, varlık nedenine aykırı olarak ulus devletin sınırlarını tartışarak emperyalizmin yedeklediği özerklik ya da federasyon gibi tuzaklara düşürülemez. Son günlerde bazı çevrelerden partinin kimlik kaymasına yöneldiği eleştirisini alırken sağ cepheden de başka öneriler yapılmaktadır. Ali Rıza KOCA Eski Muğla CHP İl Başkanı Bu günlerde, Cumhuriyet Halk Partisi, yine sınavdan geçiyor. Bu sınavda sınıfta kalmasını, iç kavgaya gömülmesini, ayrıntılarda boğulmasını isteyenler el ovuşturuyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın ateş çemberinden geçen, kökü ulusal direnişe dayanan devrim partisinin adıdır. O, hep kimliğine sahip çıkarak yenilenmiş, örgüt yapısını daima diri tutmayı başarmıştır. Olayları irdelerken, siyasi partilerin doğuş koşullarına, toplum hayatındaki izlerine bakarsak genellikle partileri, doğuş koşulları ve toplumsal tabanının şekillendirdiğini görürüz. O halde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerini, toplumsal yükümlülüklerini bilerek eleştiri ve öneriler bu bağlamda yapılmalıdır. Daha Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulmuş (17 Kasım 1924) örgütlenmesi sırasında ise laikliğe aykırı davranışlar sergilemiştir.. Arkasından da Şeyh Sait isyanı başlatılmıştır.. Mezhep ayrılıkları Tarihsel deneyler göstermiştir ki, dünyanın her yerinde inançları, etnik farklılıkları, bölgeciliği, mezhep ayrılıklarını hep emperyalizm kullanmıştır. Arkasına emperyalizmi alan dincilik ve bölücülük (inançlı sade Müslümanları tenzih ediyor, ayrı tutuyorum) modernleşmenin ve çağdaşlaşmanın karşısında daima ittifak halindedir. Türk Aydınlanma devrimi... Devamı

13 12 2010

Basın çizerliğindeki 35. yılını Schneidertempel’deki “Artı35” se

Basın çizerliğindeki 35. yılını Schneidertempel’deki “Artı35” sergisiyle geride bırakan Semih Poroy: Karikatürde uzlaşma olmaz Siyasal iktidarla uzlaşabilen iyi karikatürcü düşünemiyorum. Aslında muhalefet de eleştirilir ama siyasal iktidarla birlik olarak değil. ‘Harbi’, az çok okumuş, dünyada neler olup bittiğine iyi kötü kafa yoran, fazla ukalalık yapmayan, hafif hafif didişseler de kız arkadaşıyla mutlu sayabileceğimiz biri. CELÂL ÜSTER “Harbi”nin babası, “FEKLAVYE”nin ustası Semih Poroy’un “Artı35” sergisi Schneidertempel Sanat Galerisi’nde açıldı. Ay sonuna kadar açık kalacak olan sergide Poroy’un çizerlikteki 35 yıllık serüveni izleniyor. Poroy’la, karikatürü, en sevdiği ustaları, “Harbi”yi, klasiklerin çizgi romana uyarlanmasını ve Türkiye’deki “çizgiyle muhalefet” geleneğini konuştuk. - Karikatürü en kestirme yoldan nasıl tanımlarsın? Karikatür tek bir türden ibaret olsaydı işimiz kolaydı. Yine de en kestirme yolu deneyip şöyle söylemek mümkün: Karikatür, çizgiyle mizah yapmaktır. O zaman da hemen şu soru geliyor: Nasıl bir çizgiyle? Eğiliminde, özünde mizah olan, komik unsurlar taşıyan bir çizgiyle; Bosc’un çizgileri gibi. Öte yandan bünyesinde pek komik eğilimler taşımayan çizgilerle de başarılı karikatürler yapılabiliyor. Topor’un çizgilerini de buna örnek gösterebiliriz. - Türkiye’den tek bir karikatürcü adı ver desem? Kaçamak yok! Biliyor musun, bu gerçekten olanaksız. Nehar Tüblek’in ortalama insanı çizerken verdiği tadı başkasından alamazdınız. Semih Balcıoğlu’nun günceli takibi &... Devamı

13 12 2010

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk WikiLeaks belgelerini yorum

DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk WikiLeaks belgelerini yorumladı: ABD meğer dost değilmiş Belgelere baktığımızda ABD’nin Türkiye’deki iktidarın amacını çok iyi bildiği anlaşılıyor. Bu iktidarın Türkiye’ye zarar verdiğini, yolsuzluk yapıldığını da görüyor. Buna rağmen bu iktidarı destekliyor. İmralı’daki cezası müebbede çevrilmiş idam mahkûmu hâlâ ögütü yönetiyor. Silah bırakma çağrısı yapan seçilmiş Osman Baydemir’i azarlıyor. Öte yandan İslamcı iktidarın radikal tavırları giderek devlet hayatına intikal ediyor. Bu ikisi Türkiye için büyük tehdittir. SÖYLEŞİ LEYLA TAVŞANOĞLU DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, AKP hükümetinin Türkiye’yi bölünme ve şeriat tehdidi kıskacına soktuğunu söylüyor. WikiLeaks belgelerinden ABD’nin de hükümetin niyetlerini bire bir bildiğini ama hâlâ desteklemeye devam ettiğinin anlaşıldığını vurgulayarak, “Dost bildiğimiz ABD meğer dostumuz değilmiş” demeye getiriyor. - Başbakan Erdoğan WikiLeaks belgelerinde İsviçre bankalarında sekiz ayrı hesabı olduğu iddialarının sızması üzerine çok sinirlendi. Sorumlular hakkında hukuki işlem yapılacağını söyledi. Bu iddiaları Ankara’da görev yapan Amerikalı diplomatlar yazdığına göre, bunlara karşı ne gibi hukuki işlem yapılabilir? H.C.- Bu yayımlanan belgeler bir devletin arşivinin erken açılması. Yani ABD arşivinden bir parsel. Başbakan bu gizli belgelerin açıklanmasından rahatsız olabilir. Ne var ki bu belgelerde dava açılacak kişi belli değil. Ayrıca Başbakan’ın hukuken dava açma hakkına sahip olmadığı bellidir. Bir de benim kaynaklarıma göre, hedefteki ABD’nin eski büyükelçisi Edelman hâlâ Washington’da T... Devamı

13 12 2010

Papatyalıktan Kasımpatılığa

  Arşiv 13/12/2010: CHP’den Ne İsteniyor? Ne Yapmalıdır? 13/12/2010: Basın çizerliğindeki 35. yılını Schneidertempel’deki “Artı35” se 13/12/2010: DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk WikiLeaks belgelerini yorum 13/12/2010: Papatyalıktan Kasımpatılığa 30/3/2010: "Sinema Dünyası"ndan Andrei Tarkovsky Filmleri İndir 1/1/2010: Kadınlar Tacizden Kaçamıyor 17/5/2009: KAPI KOMŞUMUZ BU KUŞLAR 15/2/2009: Arşiv 2006 AlsahBlog/UmudaYolculuk 1/11/2008: 70 binden fazla kitap 30/9/2008: Yeşim Ustaoğlu filmini anlatıyor 30/9/2008: Nâzım’ın bilinmeyen tablosu! 28/9/2008: İran tarihi derslerle dolu / 3 18/9/2008: ''Dilim Çığlık, Islık Dili Olsaymış Keşke…' 18/9/2008: Karikatür ve Mizah Dünyası 20/8/2008: ATATÜRK'ÜN ÖĞRETMENE BAKIŞ AÇISI VE GÜNÜMÜZDE DURUM 2010 Aralık 2010 Mart 2010 Ocak 2010 2009 Mayıs 2009 Şubat 2009 2008 Kasım 2008 Eylül 2008 Ağustos 2008 Haziran 2008 2007 Ekim 2007 Eylül 2007 Temmuz 2007 Mart 2007 Şubat 2007 2006 Ekim 2006 Eylül 2006 Temmuz 2006   *********************************************************** Papatyalıktan Kasımpatılığa Mine Kırıkkanat tarafından yazıldı.    Salı, 31 Ağustos 2010 15:28 Vatan gazetesinin 31 Ağustos tarihli basımında Mine Kırıkkanat'ın yazısı yayımlanmadı.Yazarın Odatv'den aldığımız ve gazetede yayımlamayan o yazısı: Papatyalıktan kasımpatılığa Türkiye’de “insan” tanımını hak eden insanların vicdanı, 30 lira gündelikle çalıştığı inşaat iskelesinden kuşkusuz iki gündür aç olduğu için başı dönüp düşerek ölen üni... Devamı

30 03 2010

"Sinema Dünyası"ndan Andrei Tarkovsky Filmleri İndir

Nostalghia ( Nostalgia ) (1983) - Andrei Tarkovsky   Tanınmış bir Rus şair olan Andrei, 18. yüzyılda yaşamış ve Bolonya'da eğitim görmüş memleketlisi müzisyen Sosnovsky'nin hayatını araştırmak için İtalya'ya gelir. Güzel İtalyan tercümanı eşliğinde Toskana'dayken mutsuz evliliğinin, karısının ve çocuklarının Rusya'daki hatırası onu avlar. Seyahati giderek içsel bir serüvene dönüşürken mistik bir aydınlanma, şairin yolunu aydınlatacaktır. Tarkovsky'nin ülkesi dışında çektiği ilk film olma özelliğine sahip olan Nostalji, yönetmenine Cannes'da 2 tane çok prestijli ödülü birtden getirmişti. part1 part2 part3 part4 part5 part6 part7 Password : ilight Gönderen kitaro zaman: Andrey Rublyov (1969) - Andrei Tarkovsky   15. yüzyılda Tatarların saldırıları altında inleyen Rusya'dayız. Andrei Rublev hem bir keşiş hem de ikona ressamıdır. Barbarlık, şiddet ve kana kontrast olarak doğanın mucizevi güzelliği ve inanç Rublev'in beslendiği kaynaktır. Ne var ki bir köylü kızını tecavüzden kurtarmak için bir adamı öldürmek zorunda kaldığında hayatı ve Tanrı inancını yeniden sorgular. Yaratıcılık ateşinin, konuşmama ve resim yapmama yemini eden Rublev'in içinde yeniden yanmaya başlaması için toy bir delikanlının dev bir çan imal etmesini seyretmesi gerekecektir. Bu aslında sanatçı keşişin eserlerine gerçek renk ve hayatın da gelmesinin işaretidir. CD 1: http://rapidshare.com/files/46807229/atAR69-1.part1.rar http://rapidshare.com/files/46812744/atAR69-1.part2.rar http://rapidshare.com/files/46817776/atAR69-1.part3.rar http://rapidshare.com/files/46822543/atAR69-1.part4.rar http://rapidshare.com/files/46828856... Devamı

01 01 2010

Kadınlar Tacizden Kaçamıyor

Kadınlar tacizden kaçamıyor Eğitim-Sen'in "İş Yerinde Cinsel Taciz" araştırmasına göre eğitim iş kolunda çalışan kadınların yüzde 8.8'i cinsel tacize uğruyor. Araştırma tacize uğramadığını söyleyen kadınların ise yüzde 27'sinin iş yerinde beden diliyle rahatsız edildiğini, yüzde 15'inin cinsel içerikli şakalara maruz kaldığını ortaya koyuyor. ANKA Ankara- Eğitim-Sen'in Samsun, İzmir, Diyarbakır, Mersin, Edirne, Ankara ve Van şubeleri tarafından eğitim iş kolunda çalışan 2 bin 648 kadına uygulanan "İş Yerinde Cinsel Taciz" araştırmasından çarpıcı sonuçlar çıktı. Öğretmen, öğretim üyesi, ofis çalışanı, işçi ve hizmetli kadınların ankete katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, kadınların cinsel taciz konusunda bilgi eksikliğine dikkat çekildi. Katılımcıların yüzde 8.8'i işyerinde cinsel tacize maruz kalmadığını söylerken, yüzde 91.2'si herhangi bir tacize maruz kalmadığını ifade etti. Buna karşın iş yerinde aşağılayıcı sözlerle, cinsel içerikli şakalarla, cinsiyet ayrımcı tavırlarla, sözel saldırganlıklarla karşılaşılıp karşılaşılmadığına yönelik soruya verilen cevaplar, cinsel tacize uğramadığını söyleyen kadınların bile işyerinde tacize uğradıklarını, ancak bilgi eksikliği nedeniyle bunu adlandıramadıklarını ortaya koydu. Buna göre işyerinde cinsel taciz olayını yaşamadığını söyleyen kadınların yüzde 27'sinin ise beden diliyle rahatsız edilmiş, yüzde 15'i cinsel içerikli şakalara maruz kalmış, yüzde 13.3'ü görünüş ya da giyimleriyle ilgili sözel saldırganlıkla karşılaşmış durumda.   Genel kanı, sektörde cinsel tacizin az olduğu yönünde Araştırmada, eğitim iş kolunda cinsel tacizin ne sıklıkla görüldüğü ile ilgil... Devamı