Beslenme ve metabolizma
29/10/2006 · Kategori: Makale
Beslenme ve metabolizma
Metabolizmanızın devamlılığı için beslenme sisteminizde bütün besin gruplarına yer vermelisiniz. Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi olduğunu unutmayın
tkumeli@milliyet.com.tr
Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.
Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirlerine oranıdır. Kaslar vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanırlar. Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip olmalarından dolayı daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için vücut yağ oranı öbürüne oranla daha yüksektir ve dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekir.
İnsan vücudunun yüzde 63'ü su, yüzde 22'si protein, yüzde 13'ü yağ ve yüzde 2'si de mineralden oluşur. Vücudumuzdaki her bir molekül yediğimiz yiyeceklerden ve içtiğimiz sudan meydana gelir. Yüksek kalitede ve doğru seçimlerle yediğimiz besinler bizi sağlıklı kıldığı gibi hastalıklara yakalanmadan bir ömür sürmemizi de sağlar.
Gerekli besinler
Vücudumuzun altı çeşit besine ihtiyacı vardır. Üç ana yapı karbonhidrat, protein ve yağlardır. İkisi vücuttaki enzimleri ve kimyasal reaksiyonları teşvik eden vitamin ve minerallerdir. Son besin grubu ise liflerdir.
Karbonhidratlar bize enerji sağlar, beyni besler, protein yakımının kontrolüne yardımcı olur ve toksinlerle savaşır. Yediğimiz yağlar ve et içermeyen yiyeceklerin çoğu bize karbonhidrat sağlar. Yalnız bunlar hem besin değerleri hem de sağladığı enerji çeşidi bakımından farklılıklar gösterir. Basit karbonhidratları daha çok "şekerler" olarak tanırız. Bunları şekerin kendisinden alabileceğimiz gibi bal, çoğu meyve ve sebzelerden de temin edebiliriz. Basit karbonhidratlar tatlıdır ve kolay sindirilir. Bize hızlı bir şekilde enerji sağlarlar ama karbonhidrat kaynağımızın temelini oluşturmamalıdırlar.
Asıl karbonhidrat kaynaklarımız kompleks karbonhidrat ve nişastalar olmalıdır. Kompleks karbonhidratlar pirinç, şehriye, nişasta, buğday ve diğer hububatlar, kurubaklagiller, meyve ve lifli sebzelerdir.
Proteinler vücudun yapıtaşlarıdır. Kemik ve kas oluşturmanın yanı sıra onarımlarını da yaparlar, sindirime yardımcı olurlar ve bağışıklık sistemini beslerler. Proteinimizi temel olarak et, balık, süt ürünleri, fındık ve az miktarda da sebzelerden sağlarız. Sıklıkla birinci ve ikinci kalite, tamamlanmış ve tamamlanmamış ya da yüksek ve düşük kalite proteinlerden söz edildiğini duyarız. Bu terimler proteinlerin sağladığı aminoasitlerle ilgilidir. Hayvansal kaynaklı proteinler vücudun ihtiyaç duyduğu sekiz temel aminoasidi içerir. Fakat bitkisel proteinler bunların bazılarını içermez.
Yağlar genellikle diyetin düşmanları olarak bilinir fakat onlarsız da yapamayız. Vücudun gelişmesi, yenilenmesi, vücut sıcaklığının sabit tutulması ve yaşamsal organların korunması için yağlara ihtiyaç vardır. Yağlar konsantre enerji kaynaklarıdır. A, D, E ve K vitaminlerini de içerirler.
Kas dokunuzu artırmalısınız
Metabolizmamızın devamlılığı için, sağlıklı olarak bütün besin gruplarını içeren bir beslenme sistemine girmemiz gerekmektedir. Alınan günlük enerjinin yüzde 55-60'ının karbonhidratlardan, yüzde 15-20'sinin proteinlerden, yüzde 20-25'inin yağlardan elde edilmesine dikkat edilmelidir.
Metabolizma hızının kilo alıp vermede de önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız, ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır. Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu artırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanız da o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının daha mükemmel olmasını sağlamak sağlıklı yaşam için bir koşuldur.
Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda üşüme, kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.
haftanın öğüdü
Vitamin ve mineralsiz olmaz
Vitaminler büyümemiz, gelişmemiz ve sağlılığımızı korumamız açısından hayati öneme sahiptir. Vitaminlerin yediğimiz gıdalardan enerji üretiminden, saç ve deri sağlığını korumaktan ve vücudun diğer besinleri kullanabilmesini sağlamaya kadar pek çok rolü vardır. Eksiklikleri ciddi hastalıklara yol açabilir fakat fazlası da tehlikelidir.
Mineraller ise vücudumuzun kemik, tırnak, diş ve kan hücrelerinin oluşumu için yeryüzü türevli inorganik madde ihtiyacını karşılar. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme ile bunların hepsini sağlamak mümkündür.
haftanın besini
Sudan vazgeçmek mümkün değil
Yediğimiz besinlerin sindirimi, emilimi ve hücrelere taşınması, hücrelerde yaşam ve sağlık için gerekli biyokimyasal tepkilerin oluşması, hücrelerin, dokuların, organ ve sistemlerin çalışması, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılması, vücut ısısının denetiminin sağlanması, eklemlerin kayganlığının sağlanması için mutlaka su içmeliyiz.
Atıf Yılmaz: Bu bir devrim
42. Altın Portakal'ın ödül töreni cumartesi gecesi Aspendos Antik Tiyatro'da yapılmıştı.
Bu yıl Altın Portakal Film Festivali organizasyon başarısıyla beğeni topladı. Ama, kitle sineması yerine gençlerden yana ağırlığını koyan jürinin kararı tartışmalara neden oldu.
OLKAN ÖZYURT
İSTANBUL - Altın Portakal bu, festival biter ama rüzgârı hemen dinmez. Organizasyon bozuklukları ve jürinin kararları bir süre daha gündemi meşgul eder. Türkiye'nin en eski film festivali 42'nci yılında önemli bir sınav verdi. TÜRSAK-ANSAV işbirliğiyle düzenlenen festival başarılı organizasyonuyla herkesten alkış aldı. Dünya sinemasının önemli isimlerini Antalya'da ağırlayan festival, gerçek anlamda uluslararası bir nitelik kazandı. Haliyle Türk sineması biraz gölgede kaldı ama bu durum çok ciddi bir rahatsızlık yaratmadı. Türk sinemasının yaşayan efsanesi Atıf Yılmaz, değişimi "Antalya'da bu yıl bir devrim gerçekleşti" sözleriyle özetliyor.
Ama Altın Portakal'da bazı şeyler değişmiyor. Jüri kararlarının tartışılması gibi. Gerçi burada da sorun yok, dünyanın her yerinde bu böyle. Bruno Dumont'un 'İnsanlık'ı ya da Michael Moore'un 'Fahrenheit 9/11'i Altın Palmiye aldığında az kıyamet kopmamıştı. Bizdeki durum ise biraz farklı. Şöyle ki, Ferzan Özpetek başkanlığındaki jürinin genç sinemacılardan yana aldığı kararlar tartışılıyor. Kimi jürinin tavrından memnun, festivalin yeni yapısıyla uyuştuğunu düşünüyor. Kimileri ise Memduh Ün, Tunç Başaran, Atıf Yılmaz ve Yavuz Turgul gibi Yeşilçam kökenli yönetmenlerin filmlerinin yeterince iyi değerlendirilmediği, Antalya'nın kitle sinemasına dönük yüzünün ihmal edildiği görüşünde. Jüri başkanı Ferzan Özpetek ise bu tür tartışmaları doğal buluyor ve "Kararımızın arkasındayız" diyor.
Sinemacılara değişimi ve ödülleri yorumlattık.
Atıf Yılmaz (Yönetmen): Çok başarılı bir festival gördüm. TÜRSAK ile ANSAV işbirliği çok iyi bir sonuç doğurmuş. Gerçekten görkemli, her açıdan iyi iyi organize edilmiş bir festivalle karşılaştık. Antalya'da bir devrim yaşandı diyebilirim. Bu beraberlik bozulmazsa Antalya'nın önümüzdeki yıllarda daha iyi olacağını düşünüyorum. Jüri yeni sinemacıları destekleyen kararlar aldı. Bu bir yaklaşımdır. Bu kararları makul karşılamak gerekir.
John Irwin (Yönetmen): Festivalin kendine çizdiği vizyon çok iyi. Hem Avrupa hem de Asya filmleri burada Antalya'da boy gösterebilir. Biliyorsunuz Asya filmleri özellikle Uzakdoğu sineması son yıllarda çok ilgi görüyor. Festival Asya ile Avrupa arasında kültürel anlamda bir köprü olabilir. Ben festivalin bu durumunu çok önemsiyorum. Antalya zamanla, Cannes, Berlin gibi şampiyonlar liginde oynamayı kendine hedef koyabilir.
Atilla Dorsay (Sinema yazarı): İki arada bir deredeyim. Tümüyle yeni sinemayı desteklemek çerçevesinde verilen kararları eleştirmemek gerekir. Ama bir de sinemamızın kitleyle ilişkisi var. Bu ilişkiyi sağlıklı bir biçimde kurmuş, kaliteli kitle sinemasına da destek çıkmak gerekir. Jürinin böyle bir sentez yapmasını dilerdim. Bu ödüllerin genç ve farklı sinemaya güç kazandıracağını ama yine de bunun filmlere pek fazla seyirci çekmeyeceğine inanıyorum. Festivalin yeni yapısı çok iyi inşallah böyle devam eder.
Semih Kaplanoğlu (Yönetmen): Sonuçları olumlu görüyorum. Jürinin kararının, Türk sinemasındaki yenilenmenin bir göstergesi olduğunu düşünüyorum. Keza festivalin yeni yapısını da böyle gördüğümü söyleyebilirim. Festivalin uluslararası boyut kazanması çok önemli. Türk sineması Antalya'da görücüye çıkacak artık. Ayrıca bizim gibi genç sinemacıların yabancılarla ilişki kurması belki yeni ortaklıklar için de bir ortam yaratıyor. Bunu da önemsediğimi söylemek istiyorum.
Ahmet Boyacıoğlu (Eurimages Türkiye Temsilcisi): Genç bir yönetmenin ilk filminin en iyi film seçilmesi öncelikle çok cesurca bir karar. Bu karar bu tür yaratıcı filmlerin çekilmesini, genç Türk sinemasının ivme kazanmasını sağlar. Cesaret iyi bir şeydir. Çünkü Antalya'nın en büyük sorunlarından biri tutuculuğuydu. Bence jürinin verdiği kararlar festivalin yeni yapısıyla örtüşüyor. Antalya'da yıllardır beklenen değişim bu yıl başarılı bir şekilde gerçekleşti. Ben Antalya'nın bu yapıyla üç yıl içinde Doğu Akdeniz'in en önemli festivali olacağına inanıyorum.
Sebahattin Çetin (Belge Film): Antalya, tarihinde çok önemli bir değişim yaşadı. Altın Portakal, gerçekten çok farklı bir bakış açısıyla düzenlenirse geçmişteki zaafların olmayacağı anlaşıldı. Festivalin uluslararası olması, ulusal festivalimizin de anlam kazanmasına vesile oldu. Artık Antalya'da çıta yükseldi. Jüri verdiği kararla çok önemli bir çıta koydu yukarıya. Bu Türkiye'de geleneksel üretim biçiminin bir alternatifi olduğunu gösteriyor. Bu alternatif dijital teknolojidir. Dijital teknolojiyle harika sinema filmleri yaratılabileceğine dair çok güzel bir kapı araladı jüri.
Ömer Vargı (Yönetmen): Festivalin uluslararası boyuta taşınması festivale zaman içerisinde değer kazandıracak bir girişimdir diye düşünüyoruz. Son derece olumlu buluyoruz. Çünkü giderek küçülmekte olan bir festival ilk defa bu sayede ses getirir hale gelmiştir. Değer yaratma adına da önümüzdeki yıllarda da olumlu etkisi olacağını düşünüyoruz. Jüri kararlarına gelince, kararların her yıl kendisini bağlayan bir yapı taşıdığına inanıyoruz. Onun için kararları doğru buluyoruz veya yanlış buluyoruz demenin çok bir şey ifade etmeyeceğini düşünüyoruz. Bu sadece seçilmiş jüri içerisinde oluşan görüşlerle sınırlı bir seçim tarzıdır. Jüri kendi anlayışı çerçevesinde birtakım filmlere oy verir. Bu kararlar birilerini memnun eder birilerini üzer. Çok önemli olduğunu da düşünmüyorum. Değerlendirmenin piyasaya katkısı ne olur derseniz bunu da zaman belirleyecektik.
Özpetek: En çok kadın oyuncuyu seçerken zorlandık
Ferzan Özpetek (Ulusal Film Yarışması Jüri Başkanı): Jüri olarak bir karar verdik ve kararımızın arkasındayız. Ben kendi adıma jüride bulunduğum için çok mutluyum ve sekiz yeni arkadaş edindim için seviçliyim. Jüri olarak Şener Şen'e giden en iyi erkek oyunucu ödülü ile Timuçin Esen'e giden en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü oybirliği ile alındı. Onun dışında oylama yapıldı. En çok kadın oyuncu seçiminde zorlandık. Ama şunu hemen belirteyim ödül alamayan oyuncular, filmler ve yönetmenler kötü olduğu için ödülü alamadılar diye bir şey yok. Sonuçta oylamayla kararlar alınıyor. Ayrıca kararlar 'Gençler sinemacılara destek verildi' diye yorumlanıyor. Tersi olmuş olsaydı o zaman da gençlere destek çıkmadı diye tartışma yapılacaktı. Böyle şeyler dünyanın her tarafında oluyor.
Bu yıl gerçekten organizasyonuyla, programıyla iyi bir festival yaşadık. Bence festivalin uluslararası nitelik kazanmasıyla geleceğe yönelik önemli bir adım atıldı.
Hülya Koçyiğit (Ulusal Film Yarışması Jüri üyesi): Benim de içinde bulunduğum dokuz kişilik jüri bir karar verdi. Verdiğimiz kararların arkasında duruyorum. Antalya'nın 42 yıllının herhalde 30 yılında bulundum.
Her zaman iyi niyetli halkın misafirperverliği ile karşılaştım. Ama bu yıl bir fark vardı. Antalya'nın vizyonu geniş tutması, kaliteye önem vermesi, bir fuar bölümünün açılması, yabancı konukların davet edilmesi çok önemli farklar. Festival uluslararası nitelik kazanabilecek seviyelere çekildi. Bütün bunları düşündüğüm zaman yeni yapılanmanın çok olumlu olduğunu söyleyebilirim.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=165832
ALTIN PORTAKAL ''TÜREV''İN
42. Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında düzenlenen, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması'nda, ''En İyi Film'' ödülü ''Türev''in, ''En İyi Erkek Oyuncu'' ödülü Şener Şen'in olurken, ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülünüyse Beste Bereket ve Vildan Atasever paylaştı.
Bu yıl 42'ncisi düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali çerçevesinde yapılan, ''Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması''nda ''En İyi Film'' ödülü, Ulaş İnaç'ın yönettiği ''Türev'' adlı filmin oldu. Ödül, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç tarafından yönetmen Ulaş İnaç'a verildi.
''En İyi Yönetmen'' ödülüyse ''İki Genç Kız'' adlı filmle Kutluğ Ataman'ın oldu. Yurtdışında olduğu öğrenilen Ataman'ın ödülü film ekibinden Gülen Güler'e yönetmen Nuri Bilge Ceylan tarafından verildi.
En iyi ikinci film anlamına gelen, ''Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü'' de ''İki Genç Kız'' filminin oldu. Ödül, Vali Alaaddin Yüksel tarafından film ekibinden Gülen Güler'e verildi.
En iyi üçüncü film anlamına gelen, ''Behlül Dal Özel Ödülü'' ise ''Korkuyorum Anne'' adlı filmin oldu. Yapımcı Ömer Atay, ödülü Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) Başkanı Engin Yiğitgil'den aldı.
-''EN İYİ ERKEK OYUNCU'' ŞENER ŞEN-
Festivalde, ''En İyi Erkek Oyuncu'' ödülü ''Gönül Yarası'' adlı filmdeki performansıyla Şener Şen'in oldu.
İzleyiciler tarafından ayakta alkışlanan Şen, ileri yaşlarda oyunculuğa başladığını belirterek, ''Festival bana daha önce iki ödül verdi. Bu üçüncü ödülüm'' diye konuştu.
Festivalde, ''En İyi Kadın Oyuncu'' ödülünüyse iki oyuncu paylaştı. Ödülü, Beste Bereket ''Türev'', Vildan Atasever de ''İki Genç Kız'' adlı filmdeki adlı filmdeki performansıyla kazandı. Bu daldaki ödülü Fransızların dünyaca ünlü oyuncusu Mathilda May Türkçe açıkladı ve ödülü iki oyuncuya verdi.
Beste Bereket ödülünü gözyaşları içinde alarak, ''İnanılmaz güçlü bir enerji verdiniz'' diye konuştu.
Festivalde, ''En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu'' ödülünü ''Gönül Yarası'' adlı filmdeki rolüyle Timuçin Esen, ''En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu'' ödülünüyse ''O Şimdi Mahkum'' adlı filmdeki rolüyle Fadik Atasoy aldı.
''En İyi Sanat Yönetmeni'' ise ''Korkuyorum Anne'' adlı filmle Mehtap Ün Kanıbelli oldu. Kanıbelli'nin ödülünü filmin yönetmeni Reha Erdem, Charlie Chaplin'in torunu Kiera Chaplin'den aldı.
''En İyi Görüntü Yönetmeni'' ödülünü ''İki Genç Kız'' filmiyle Emre Erkmen kazandı. Erkmen, ödülünü jüri üyesi Ferzan Özpetek'in elinden aldı.
''En İyi Senaryo'' ödülünü ise ''Korkuyorum Anne'' filmiyle Nilüfer Güngörmüş kazandı.
Diğer ödüller ve sahipleriyse şöyle oldu:
-Ses Tasarımı ve Miksaj: Erol Adilce (İki Genç Kız)
-Kostüm Tasarımı: Ayşe Pirinççioğlu (Korkuyorum Anne)
-Özel Efekt: Murat Şengül-Ömer Boduroğlu (O Şimdi Mahkum)
-Makyaj ve Saç: Fatma Kardeş Şengül-Ümit Talip Bulut (O Şimdi Mahkum)
-Laboratuvar: Fono Film (O Şimdi Mahkum)
-Kurgu: Nathalie Le Guay (Korkuyorum Anne)
-Müzik: Taner Çıray (Gönül Yarası)
02.10.2005 - 00:01:00
42. yılın Altın Portakal adayları belli oldu, Altın Portakal için 15 film yarışacak
TÜRSAK Vakfı ve AKSAV işbirliğiyle düzenlenen 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarışacak filmler belli oldu. Altın Portakal için yarışacak 15 film arasında; Memduh Ün’ün “Sinema Bir Mucizedir”, Cem Başeskioğlu’nun “Sen Ne Dilersen Dile”, Yavuz Turgul’un “Gönül Yarası”, Ulaş İnaç’ın “Türev”, Mustafa Altıoklar’ın “Banyo”, Mesut Uçakan’ın “Anne ya da Leyla”, Tayfun Güneyer’in “Şans Kapıyı Kırınca”, Reha Erdem’in “Korkuyorum Anne”, Atıf Yılmaz’ın “Eğreti Gelin”, Ali Özgentürk’ün “Kalbin Zamanı”, Oğuzhan Tercan’ın “Hırsız Var”, Kutluğ Ataman’ın “İki Genç Kız”, Mert Baykal’ın “Pardon”, Ali Özgentürk’ün “Yolda” ve Abdullah Oğuz’un “O Şimdi Mahkum” bulunuyor.
Başvuran filmlerin hepsi yarışacak
Festivalin yetkili organları, yarışmanın şartnamesine göre, 12 filmin üzerinde başvuru olması halinde ön eleme yapılması gerektiğini; ancak Altın Portakal’ın Türk sinemasına verdiği desteği yaygınlaştırmak amacıyla, başvuruda bulunan tüm filmlerin yarışma bölümüne alınmasına karar verildiğini bildirdi. Geçen yıl da yarışmaya başvuran ve katalogda yer alan, ancak sonra filmin kendisinden kaynaklanan teknik sorunlar yüzünden yarışmadan çekilen “Tramvay” filminin başvurusu ise kabul edilmedi.
İşte Altın Portakal adayları
Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Memduh Ün “sinemaya koyduğu son nokta” olarak tanımladığı filmi “Sinema Bir Mucizedir” ile bu yıl 42. Antalya Altın Portakal’da bir kez daha yarışacak. Yönetmenliğini Cem Başeskioğlu’nun yaptığı, kanser olduğunu öğrenen bir kadının ölümünden sonra kızını korumasız bırakmamama çabasını anlattığı filmi “Sen Ne Dilersen Dile” ulusal yarışmada yarışacak bir diğer film. Geçmiş yıllarda Altın Portakal’dan 4 kez “en iyi senarist” ve bir kez de “en iyi yönetmen” ödülü ile dönen Yavuz Turgul, bu yıl “Gönül Yarası” filmiyle yarışmada yer alacak. Turgul, “Muhsin Bey” filmi ile San Sebastian, “Eşkıya” filmi ile de Troya Uluslararası Film Festivalleri’nden ödülle dönmüştü. Genç yönetmenlerden Ulaş İnaç, “Türev” ile 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali ulusal yarışma bölümünde yer alıyor. Mustafa Altıoklar’ın 2005 yapımı “bir banyo da neler olabilir ki?” sloganıyla çıkan son filmi “Banyo”, Mesut Uçakan’ın yönetmenliğini yaptığı “Anne ya da Leyla” yarışmada yer alan diğer filmler.
http://www.altinportakal.org.tr/tr/ulusal.html

