KAPI KOMŞUMUZ BU KUŞLAR

17/5/2009 · Kategori: Siir

KAPI KOMŞUMUZ BU KUŞLAR

 

kapı komşumuz bu kuşlar

gözleri çimen yeşili

kanatları güz

 

kapı komşumuz bu kuşlar

aşar gelir mevsimleri

ihanetin hapsinde nicedir

toprak renkli ağaçlara

uçar ölümsüz

 

kapı komşumuz bu kuşlar

dilleri hüznün dili

sardıkça karanlık güzellikleri

özlemi çoğaltır sesinde

söndürür yürekte kini

 

kapı komşumuz bu kuşlar

aydınlık sevgi tomurcuğu

ateş altında gülücük

dünü yağmur tufanı

mavinin küskün yüzü

ertelenmiş özgürlük

 

kapı komşumuz bu kuşlar

gözleri insan güzeli

düşüp kalmış bir sokakta

acıyı yaşam bellemiş

bilmem ki ne demeli

 

kapı komşumuz bu kuşlar

yüreği gurbet dolu

yasaklara çatılır kaşı

köpürür deniz olur

bitecek der bitmez

geçer gider kaygulu

 

Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 62-63)

Ninni

13/2/2007 · Kategori: Siir

Ninni

  • Çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ürünler. Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur. Özel bir beste ile söylenir. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır. Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeşit türküdür. Ninni, Divanü Lügati’t Türk de "balubalu" diye adlandırılır. Öteki Türk boylarında değişik isimler verilmiştir.

    ÖRNEK NİNNİ:

    Dandini dandini danalı bebek
    Elleri kolları kınalı bebek
    Benim oğlum nazlı bebek
    Uyusun yavrum ninni
  • (Manisa yöresinden)

    Çaya vardım çay susuz
    Çadır kurdum yaylasız
    Benim yavrum pek huysuz
    Ninni yavrum ninni
  • (Denizli yöresinden)
  • Dandini dandini danalı kuzu

    Elleri ayakları kınalı kuzu

    Asmaya kurdum salıncak

    Eline de verdim oyuncak

    Yine de uyumadı gitti

    Şu küçücük yumurcak

    Eee     eee     ee   şimdi

    Bir eşek buldum ben şimdi

    Sahibi geldi ee şimdi

    O   o    o      kuşu

    Nerelerde su kuşu

    Çalılıkta yuvası

    Mamacık  getir babası

    Dandini dandini dastana

    Danalar girmiş bostana

    Kov bostancı dananı

    Yemesin bizim bostanı

    Eh   ee     ee   Allah

    Uykucuklar ver Allah

  • Seni Seviyorum

    13/2/2007 · Kategori: Siir

    Seni Seviyorum

    Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
    Geceleyin ateşler içinde uyanarak
    Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
    Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
    Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi.
    Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi.
    İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
    İçimde kımıldanan birşeyler gibi
    Seviyorum seni yaşıyoruz çok şükür' der gibi.


    Nâzım Hikmet

    Ben Senden Önce Ölmek İsterim

    13/2/2007 · Kategori: Siir

    Ben Senden Önce Ölmek İsterim

    Ben
    senden önce ölmek isterim.
    Gidenin arkasından gelen
    gideni bulacak mı zannediyorsun?
    Ben zannetmiyorum bunu.
    İyisi mi,beni yaktırırsın,
    odanda ocağın üstüne korsun
    içinde bir kavanozun.
    Kavanoz camdan olsun,
    şeffaf, beyaz camdan olsun
    ki içinde beni görebilesin
    Fedakarlığımı anlıyorsun :
    vazgeçtim toprak olmaktan,
    vazgeçtim çiçek olmaktan
    senin yanında kalabilmek için.
    Ve toz oluyorum
    yaşıyorum yanında senin.
    Sonra, sende ölünce
    kavanozuma gelirsin.
    Ve orada beraber yaşarız
    kolumun içinde kolun
    ta ki bir savruk gelin
    yahut vefasız bir torun
    bizi oradan atana kadar...
    Ama biz
    o zamana kadar
    o kadar
    karışacağız
    ki birbirimize,
    atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
    yan yana düşecek.
    Toprağa beraber dalacağız.
    Ve bir gün yabani bir çiçek
    bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
    sapında muhakkak
    iki çiçek açacak :
    biri sen
    biri de ben.
    Ben
    daha ölümü düşünmüyorum.
    Ben daha bir çocuk doğuracağım
    Hayat taşıyor içimden.
    Kaynıyor kanım.
    Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
    ama sen de beraber.
    Ama ölüm de korkutmuyor beni.
    Yalnız pek sevimsiz buluyorum
    bizim cenaze şeklini.
    Ben ölünceye kadar da
    Bu düzelir herhalde.
    Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
    İçimden bir şey :
    belki diyor.
     
    (18 Şubat 1945)
    Nâzım Hikmet

    AŞK ŞİİRLERİ / SEÇME ŞİİRLER / ALİ KÜÇÜK

    20/10/2006 · Kategori: Siir

    AŞK ŞİİRLERİ

    ALİ KÜÇÜK
    ______________________________________________

    SUSMAYA ZAMANI KALMADI AŞKIN
    ______________________________________________

    Geceyi öptüm sesinde
    Yalnızlığımın korkusuzluğuna sakladım
    Tüm yayla türkülerini
    Yüreğime doldu boşluğun
    Ben de Sensizlik
    Sen de Bensizlik...

    Göz bebeklerindeydi hasretim
    Her bakışımda
    Gel-git dalgalarını
    Üstüme salıp
    Yaşanmamış kavgaların
    Yeni kavgasını başlattın
    Bahar aşkını ısıtırken düşlerim
    Uzaklığını
    Umutlarıma ektim

    Sevdim - senden de öte
    Sevdim seni...

    Gül solar
    Ay iner yere
    Çırpınarak ölür mutluluklar
    Küflü kalabalıklar
    Zamansız gömer bizi...

    Susmaya zamanı kalmadı aşkın !
    Var mısın
    Yutalım rüzgarı
    Yırtsın göğsümüzü
    Ölümsüz aşkların çığlıkları...

    5 Nisan-2006
    Ali KÜÇÜK

    RÜZGARI ÇİÇEĞE SUNMAK

    Saçlarına bağladım baharı
    Yağmur bulutu gözlerin
    Yüreğinde özlem prangaları
    Beni düşünüyorsun değil mi?

    Dağları öptüğünde bulutlar
    Merhaba der sevda rüzgarım
    Kuytu ormanların çiçeği
    Beni duyuyorsun değil mi?

    Gözlerinde yarının raksı
    Gökkuşağına asılı evimiz
    Gizemlerinin tutsağıyım
    Beni dinliyorsun değil mi?

    Yüreğinde-gözlerindeyim
    Sevgimizi yontuluyorsun zamana
    Gecenin güneşe aktığı gibi
    Beni bekliyorsun değil mi?

    Kapatalım ölümü zındanlara
    Gamzeli gülücüğünde bebeğin yaşam
    Rüzgarı çiçeğe sunacak kadar
    Beni seviyorsun değil mi?

    Avuçlarıma aldım denizleri
    Limanlarda-gemilerde ikimiz
    Bir daha kimbilir ne zaman geçeriz
    Beni anlıyorsun değil mi?

    Ali KÜÇÜK


    BİR SEVDA TÜRKÜSÜ GİBİSİN

    Canımın kilidinde
    öyle bir can oldun ki
    gelsem, sende ölüm
    gelirsen,bende ölümsün !
    bir yürek tutkusu,
    bir sevda türküsü gibisin...
    Üşüyorken gözlerinde
    alev alevsin düşlerimde...
    Farkında mısın bilmem
    zamana dolaştık
    bakışırken-gülüşürken
    yabancılaştık...
    Sana çiçekler dersem-koklanmamış
    dilekler sunsam... adanmamış
    tutsağı olsam gecelerinin
    zehrini demlesem sevgime...
    Gül dalı gibi kollarınla sarıp
    saçların yalarken tenimi
    zaman dursa
    ve uçsak
    uzun ıslıklı bir rüzgar
    bulutlarla sarsa bizi
    çiğ tadında çise çise
    sevgimiz yağsa dünyaya
    yeni sevdaları sulasak...
    Gözlerimde üşüyor
    yanıyorsun ellerimde.
    Canımın kilidinde
    öyle bir can oldun ki;
    uzağımda hasret !
    yakınımda volkansın
    hele bir dokun
    anlarsın...

    Ali KÜÇÜK


    ALEV TANRISI

    Kaç kere yaktım sevgini
    kaç kere attım ufuklara
    yine şafakla döndün
    yıldız yıldız düştün kollarıma

    Omuzlarına inen
    alevli tanrılar
    buğulu gözlerine çektiler
    ahh kilitlenmiş sevdam ahh
    masala döndürdün beni

    Zümrütüankanın kanatlarındayım
    yükseliyorum Kafdağından
    küçüldükçe dünya
    sen büyüyorsun
    kilitlenmiş sevdama
    prangadır diyorsun...

    Ali KÜÇÜK


    BİR GÜL GİBİ

    Hani
    sevgiler vardır
    tortuları inerde yüreklere
    gözler-gözlerle
    sözler-sözlerle
    sevişir durur ya özgürce...
    Ellerin titrer
    sesin üşür ya
    irkilir
    kızarırsın ya
    bir buse konduğunda yanağına
    işte yani anlarsın ya...
    Ben bükülür
    Sen süzülürsün
    düğüm düğüm olurya boğazımız
    havada kuş arar
    ağzımıza gider de parmağımız
    utanır- nazlanırız ya...
    Hani
    büyüyen sevgimiz
    tufanlaşan arzumuzu
    bir gül dalına saklamıştık ya
    diken çizmişti yanağını hani
    Şey yani anlarsın ya...
    N'olur
    Sitemle de olsa gel
    Güneş,taşlar ,otlar,kuşlar
    hepsi tanık sevgimize
    aşkım,bir tanem,sevgilim
    düşersen kollarıma

    bir gül dalı gibi
    Sevip okşayacağım inan
    İlk öptüğüm aşkla seni...
    Hani
    şey işte
    sen gel yeter ki...

    Ali KÜÇÜK


    SEVGİLİM
    ÇOK ZOR GELDİ GİDİŞİN
    GÜNEŞİN TEZGAHLARINDA
    ZAMANA DOKUDUM SEVGİMİZİ,SEVGİLİM
    DÜŞMAN ETTİM GECELERİ KENDİME
    HEP BOŞLUKTAYDI BİR YANIM
    İDAM ETTİM HASRETLERİ
    BU SON OLSUN
    KALEMİ KIRIYORUM
    ARTIK
    AYRILIK ŞİİRİ YAZMIYORUM

    11/11/2000

    Ali KÜÇÜK


    BİTMEYEN SEVGİ

    Her bakışımda gözlerine
    Yalnızlığı getiriyor
    kanatlarında turnalar...
    Rüzgarlara söylediğim ilk şarkı
    aşklarımın sevgilisi
    yağmur bakışlarında
    zindanları mahpus ettim
    umutlarıma...
    Sensizliğinde
    kaç kumsalı

    adımladım bilmiyorum,
    türküler bile efkarlanıyor
    düşlediğimde seni.
    Yeter çektirdiğin
    yüreğimin dudağı
    çatladı beklemekten
    güzelim,
    bir tanem,
    sevgilim,
    şiirlerimin şiiri !
    avare zaman içinde
    yorgun gölge gibiyim
    öp de
    uyandır beni...

    Ali KÜÇÜK


    BİZDE GİYELİM BAHARI

    Alev sevgilerimdi seni kavuran
    Suçlama Akdeniz güneşini
    Balıklar değildi
    Yakamozları saklayan
    Kabaran yüreğimdi
    Dön istersen
    denizin ayaklarını
    ellerini çam ağaçlarının
    öptüğü güne
    Ölü Deniz diriliği vardı tenlerimizde
    Böyle kalsın istersen
    zamana akışımız
    Kleopatra'nın denizi giydiği
    yere bakışımız
    Gel
    bindiğimiz balıklar
    Bermuda Üçgenine çekmesin bizi
    Soluğumuzu koklayamayız sonra
    Yelkenlerin korsan bayrağında
    Suya güneşe doymuş
    bakir vadilerin zakkum çiçeği
    Ilgazların
    kar toplayan çehresi
    koparamam güzelsin
    ulaşamam zirvesin
    Böyle olmasın arzular
    bizde giyelim baharı
    çiçekler yüzümüzde açsın

    Ali KÜÇÜK


    CEPHESİZ SAVAŞTA
    AŞKA TUTSAK OLMAK

    Bir şiir düşünün yazılmamış
    yaşanmamışlıkları anlatsın,seviyi-aşkı-insanı
    kanatlandırsın yüreğinizi çocuksu gözlerdeki gizem
    bulutları dağıtıyor rüzgar saçlarında
    öyle hoş olsun ki gülüşleri
    kuşların özgürlüğe kanat vuruşları gibi
    baktığımda çocuk ,baktığında beni anlatan
    O şiirin şiiri...
    Susuşu bölünmüşlük çığlığı
    üşümüş tüneksiz kuşlar gibi...
    Ne garip
    bir korku düşmüştü içime korkmuştum
    bir de seni düşünürken korktum
    boğdum bütün şiirleri,sözlerim yandı sende
    yüreğim üşürken...
    Ne sunulsun istersin
    gözyaşı köpüklü şarap,ölümü yenen iksir
    ya da üşümüş bir yürek...
    daha zamanımız var
    bitmedi eylül yağmurları gülüm
    tutuklu kalsın bahar düşlerin
    ilk asi şarkını,toprağa ek istersen
    işte o zaman anlarsın ,sevmenin tadını
    sevilmenin başkalığını
    boşuna değildir
    cephesiz savaşta ,aşka tutsak olmak...
    Haydi şarkılar,türküler söyle
    Söndür ateş böceklerini
    gecenin ısırgan kokusunu sun yıldızlara
    ağlamayı öğret gözlerime ,sensizlikte görmeyi de
    Çıldırmayı da mümkünse...
    bütün güzeller sen
    çiçekler de sen oluyor yokluğunda
    öpemiyor-koklayamıyorsan
    özlemek daha güzel aslında
    kayıplar büyür,gerçekler küçüldüğünde
    ne yıldızlar güler yüzüne ,ne de koca şehir
    insan ararsın yok ,dost ararsın yok
    aşk ararsın aşk....
    susuşundaki çığlık
    çarmıha gerili sevgiler
    bir ben kalırım,bir de bendeki sen...
    Ya gel ,çocuk gibi seveceksen
    ya da büyü ,git gideceksen
    sınırsız düşlere itme
    sensizliği sunma bana
    geceye ıslık çal istersen
    rüzgarın türküsünü getirsin martılar
    gökkuşağına
    şafak çiçeğini okşarken güneş...
    Sesini öpmek geldi içimden
    sakın hayır deme
    deniz gözlerimin mavisi ağlar
    erlik vardı ya serde
    işte öldüğüm andır o zaman...

    Ali KÜÇÜK


    ÇAPRAZ ATEŞ

    Bazı yürekler
    Deli fişek gibidir
    Nereden geldi anlayamazsın
    Bir oturur ki içine
    Atamazsın
    Fırtına-tipi
    Söndüremez ateşini
    Yanarsın
    Oynama be güzelim
    Düşer ağlarsın
    Yarılır dudağın-dilin
    Elma şekerini yalayamazsın

    Ali KÜÇÜK


    DAĞ GÜLÜ

    Güneş kızıllığına saklarken kendini
    Akşam yıldızı göz kırpıyor
    Ağaçlar
    Rüzgarı okşuyor
    Sevgili arzuyla
    Yaz alevine nispet
    Ya ben kalır mıyım geri
    Gecenin işlenmiş suratına basarak
    Ormanla birlikte yürümek
    Öylesine kararlıyım işte
    Bir şiire gömmek için seni
    Gözlerindeki gizleri
    Mısralara yonttum
    Sen hep yabanıl kal
    Adını dağ gülü koydum.

    Ali KÜÇÜK


    DEVİNİM

    Serseri sevgimin
    Dostuna takıldı ellerim
    Öylesine tuttu beni
    Utandı sıcaklığımdan
    Beklemedi güneşi...
    E-ri- di...

    Ali KÜÇÜK


    DÖVÜŞÜRCESİNE SEVMEK

    Bencil yalnızlığı bırak
    gel kollarıma
    yerini al
    dinamit ol yüreğimde
    seninle bir ormanım ben
    coşkularını bedenime sar
    pişmanlığa-göz yaşına izin yok artık
    seveceksin-yaşayacaksın
    yaşamak mı diyorsun umarsızlıklara
    için yanmadıkça
    göğüs kafesini yırtmadıkça nefesin
    okşanmadıkça,öpülmedikçe tenin
    terlerimiz yakmadıkça gözlerimizi
    bitkin düşmedikçe başın kollarımın üstüne...

    Dövüşürcesine sevmeliyiz
    kan çıkmalı dudaklarımızdan
    arzuyla çekilmiş tetik gibi
    hedefe kilitlenmeliyiz
    geceyi delen ışık
    yağmuru doğuran bulut olmalıyız
    ve tanrıya ulaşmalı ateşimiz
    demire su veriri gibi sevişmeliyiz

    Sevgi emek
    sevgi aşk
    sevgi yaşamak
    sevgi insan olmaktır !

    gel
    bırak bencil yalnızlığı
    sarıl bana
    Güneşi tutar gibi
    zamanı yutar gibi seveyim seni
    Gök yüzüne değsin ellerimiz
    Yıldızları toplayalım...

    Ali KÜÇÜK


    EMPATİ

    Ayrılırken el sallama ne olur
    Uzun vedalardan korkuyorum
    Hep gülsün gözlerin
    Sus konuşma
    Dünü bırak artık
    Bu günü yaşa
    Korkularını korkut
    Nasıl girdiysen yüreğime
    Hep öyle kal gözlerimde
    Bir paradoks yarattın bende
    Kendim olamıyorum
    Sana da ulaşamıyorum
    Hep yanımdasın inan
    Dokunamıyorum
    Duruşun,bakışın bir isyan haykırışı
    Yüreğin kıpır kıpır çocuk gibi
    Ben, O "seni" sevdim işte
    ve bu şiir senin...
    Her okuduğunda
    Yüreğin titriyorsa,
    Yanıyorsa tenin,
    Bin bahse varım
    Sen de
    Se vi yor sun !

    Ali KÜÇÜK


    GÖRMELİSİN

    Kahır dağı oldun omzumda
    Başın dumanlı ayakların ıslak
    Nasılmış sevgiyi yaşamak
    Görmelisin artık görmelisin

    Düşlerimi bölmen yetmez
    Ellerimde olmalısın
    Teller mızraba küskün
    Vurmalısın artık vurmalısın

    Tutsaklığa sunulan özgürlük
    Zamana gömülü sır gibi
    Işığın karanlığında zincirli
    Kırmalısın artık kırmalısın

    Yalancı baharın kurbanı
    Kar vurgunu çiçekler
    Hangi zulmü anlatırlar bilmem
    Sormalısın artık sormalısın

    Çek yüreğimdeki elini
    Deli sağanak gibiyim
    Sevgini yığarak setlerle önüme
    Durmalısın artık durmalısın...

    Ali KÜÇÜK


    HARAMİ

    Gözlerin prangalar beni
    Tutkularınla
    Saklarım sanıyorsun
    Yüreğindeki fırtınayı
    Titreyen sesin
    Bir de gözlerin
    İlle de gözlerin
    Gözlerin anlatıyor
    Sendeki beni.
    Nereden çıktın karşıma
    Kestin yolumu
    Merhametsiz harami
    Kanlı-bıçaklı sevgili...

    Ali KÜÇÜK


    HATALI ÇİZİM

    Sen yamuk,
    Ben üçken
    Dışarıda kalıyorum...
    Ben çokken,
    Sen silindir
    Tutunamıyorum...
    Gel doğru olalım,
    Noktalarımızı birleştirip
    Uzayda kesişelim.
    Kağıda, kaleme düşmeyelim...

    Ali KÜÇÜK


    KAR ÇİÇEĞİ

    Efkarlanmış
    Akşam bulutlarıyla
    Toprağın koynundan aldım seni
    Güneşin yüreğini verdim eline
    Meltemin denizi okşadığı gibi
    Gökkuşağı gözlerin
    Zamanları kanattı gözlerime
    Çözdün dilimin kilidini
    Hep seni okuyorum
    Nevruz ateşinin çılgın alevi
    Gönlümün uç çiçeğine konmuş kelebek
    Dalgalı saçlı gamzeli bebek
    Yüreğine daya kulağını
    Beni duyacaksın
    Öcünü ister gibisin sevgimin
    Biliyorum susacaksın
    Korkmuyorum karanlığın ıslığından
    Sevgimin kanatlarını biledim
    Bulutlara ekiyorum kendimi
    Yağacağım-ıslanacaksın
    Kar çiçeğim
    Benimle yaşayacaksın..

    Ali KÜÇÜK


    KARDELEN

    Ardıç kuşu-yayla gülü
    kardelen
    bir de tortusu sevginin
    yüreğimde
    yıldızlardan yol sor
    buket yap ellerine
    umut çiçeklerini
    sevdayı sakla iğne oyalarında
    seninle kalsın kurduğun dünya
    bir mum ışığında beni ara
    ardıç kuşu-yayla gülü
    kardelen
    sevgi yumağı olmanı isterdim
    çözüldükçe sarılan
    zifiri gecelerde
    ışık gibi aranan...

    Ali KÜÇÜK


    MONA LİSA

    Sigara dumanlarının kıvrımlarında
    boşluğa astığın umutları
    tararken gözlerin
    bakışlarını kesti gözlerim
    sevinçlerim çırpındı
    düştü kalemim
    balıkları emziriyorsun
    gel-git dalgalarının üstünde
    deniz kuşlarını sayıyorsun gizlice...

    Oyuncak bulmuş çocuk sevisinde
    yüreğimin tam içine
    sarmalamak istiyorum seni...

    Binlerce yıllık
    Akdeniz aşkları gibisin
    güneşi kurutuyorsun saçlarında...

    Bir gün sen de anlarsın
    neden göğe asılı kaldığını yıldızların
    çiçeklerin neden toprağı öptüğünü
    uykunu kaybettiğinde anlarsın beni
    kirpiklerine asılır gece
    bir rüya düşlersin
    kurşun grisi şafağı beklerken...

    İşte o an
    sarhoş bir rüzgar olup
    aşkı bırakmak isterdim
    o huş dudaklarına
    Harran da tarih içiyorsun
    Tanrısın Olimpos'da...

    Yine de
    çocuk geliyorsun gecelerime
    Mona Lisa

    Ali KÜÇÜK


    ÖLMEYECEĞİM

    Sana bir şiir yazmıştım
    vermeyeceğim
    yeminim var
    görmeyeceğim
    istesen de
    sevmeyeceğim
    Gülüşün silah
    bakışın mermi
    ölmeyeceğim.

    Ali KÜÇÜK


    SAKLA BENİ

    Volkan saçıyor
    Yüreğini saklayan gözlerin
    Sevginin girdabındayım
    Seni anlamak
    Seni sevmek
    Nil Nehrini bir gülüşünde geçmek!
    Saklama gözlerini
    Ölürüm yüreğinde,
    Kır umutsuzluklarımı
    Umutlarım çiçeklensin yüzünde.
    Sevdamın sevdalı kızı
    Yakamozları asılı tut kirpiklerinde
    Rüzgarları getirsin balıklar
    Rodos'u geçmiş
    Ölü Denizi içmiş
    Yüz sürmüş olsun Toroslara
    Zamanları tutan bir depremi
    Asıyorum saçlarına
    Ya vur geç
    Ya da
    Sakla beni fay hatlarında...

    Ali KÜÇÜK


    SENİ YAŞIYORUM

    Bahar kokuyor saçların
    Gözlerin bin bir çiçek
    Bırakırsan ellerimi
    Korkarım
    Bir mevsim bitecek
    Zamanların tortusunu taşıyor
    Uyanan toprak
    Tomurcuklanan ağaç
    Cemreyle yeşillenen su çimenleri
    Kelebekler seni bekliyor
    Kırlangıçlar
    Yediveren gülleri
    Leylaklardan yatak yaptım
    Papatyalardan yorgan
    Rüzgara yön veren soluğunu duyuyorum
    Korkularım kıpır kıpır
    Sana koşuyorum
    Benliğim seninle inan
    Yine seni yaşıyorum.

    Ali KÜÇÜK


    SENİNLE DE ÖLMÜŞÜM

    Bulut dalında ben,
    Sen yağmur çiçeği
    Ben şimşek
    Ben alacakaranlık
    Işığa tutsak..
    Goncadaki çiy
    Kardelensin belki,
    Tut ellerimi
    Çek beni.
    Neyleyim ölümsüzlüğü
    Ölmek varken seninle.
    Bulut dalında ben
    Sen kardelen.
    Baharda olsun yine son gülüşüm,
    Sensizlik zulüm
    Seninle de ölmüşüm.

    Ali KÜÇÜK


    SENSİZLİK

    Deniz ıslaktı
    Sen sırılsıklam...
    Ay üşüyordu koylarda.
    Güneş ısınırken ellerimizde,
    Bulutlar yakamozları öpüyordu.
    Aşk tanrıları iç çekerken sevgimize,
    Bizimle yürüyordu dünya ...
    Vahşi kısrak yelesi gibi
    kollarımdaydı saçların.
    Yine de korkuyordum,
    cellat kemendinden ayrılığın...
    Uyudu deniz,
    şafağı yaladı ay,
    güne başladı güneş,
    sensizlik kaldı bende...
    Duyumsamasan da yalnızlığımı,
    özlemin-gözlerin-gülüşün
    Şiirlerimde...
    Bakır tas koy dizlerinin üstüne
    Saçların balık olsun içine...

    Ali KÜÇÜK


    SERANAT

    Kuzey rüzgarlarına açtım yüreğimi
    Yumruk yumruk kar taneleri
    Dinlencede ağaçlar
    Salkım saçak saçlarını gençliğine hazırlıyor
    Yüzündeki yanık ayazdan
    Sensizliğin izi
    Dudağımdaki çatlak
    Buharlı trenle geçer gibisin
    Apaçık yüreğimden
    Kardelenler dolanacak ayaklarına
    Bir yürüyebilsen
    Duyabilsen fırtınaların sessizliğini
    Serçe yüreğine sığabilse sevgimiz
    Yazmazdım bu dizeleri
    Beraber kanatlanırdık.

    Ali KÜÇÜK


    BENİM SEVDA ŞİİRİMSİN

    Yabanıl bir kuş kondu ellerime
    istemlerinin korkusuz ateşini
    gözlerime sundu gözleri
    geceyi delen kurşun gibi
    kaçamadım
    doymamış ve doymayacak sevisi
    yüreğimi zamansız zincirledi
    dikenler içinde gül
    kül içinde kor gibi...
    Güneşi zindan etme bana
    gecenin tutsaklığında
    öfke bilmeceleri çözdürme
    göğü indirme üstüme
    girdabına çektin çingenem
    rüzgarlarını saldın üstüme
    bulutlarda yürümekti düşüm
    saçlarına bağladın
    gözlerine düştüm...
    Azgın suları yaladım özleminde
    ateş göl oldu-yandı toprağın yüzü
    rüzgar sustu-sen kayboldun
    çiçekler dallara-dallar bulutlara
    bulutlar güneşe sundu beni
    çeliklendim
    özgürlük alevini
    yeni günlere ekledim...
    Bir yabanıl kuş kondu ellerime
    gözleri dayanılmaz güzel
    yüreği gözlerinden derin
    benden de çocuk
    giz dolu gizem dolu
    benim sevda şiirim
    "O"
    da
    bir gün sevdalanacak
    şafak türküleri dinginliğinde
    yüreğime
    gökkuşağı ile prangalanacak...

    Ali KÜÇÜK



    SEVGİNİN YAĞMURU

    Ne sevdalar sarmalanmıştı
    el bebe gül bebeli
    hey anam heyy
    ne günlerdi
    göğe merdivendi bir gülücük
    kar üzerinde
    ayaklara dolanırdı gelincik
    kış umurlarında değil

    çizgi ötesi bir şeylerde gönlüm
    kalkabilse güvercinler
    kanatlarına bağladığım
    sevgileri
    bulutlara ekecekler

    Ali KÜÇÜK


    SEVMEK ZAMANI

    Benim yüreğimde
    Sevgiler ölmez be gülüm
    Ne altın ne de çeliktir yüreğim
    Gül bahçesi
    Yunus tarlasıdır
    Sor beni
    Çağla gözlerine
    Beni sardığın yüreğine be gülüm
    Silahı-kurşunu-ölümü
    Unuttum unuttum diyorum
    Unutmalı be gülüm
    Sevgiye dokunmalı yüreğin
    Dudaklara değer gibi tenin
    Ellerinde ben ve yüreğin
    Bir gün ayrılığa gelirse söz
    Siteme-isyana
    İşte o zaman o zaman
    Yanarım duman duman
    Ağlayamam-gülemem
    Donarım
    Gül bahçesi
    Yunus tarlası yüreğim durur
    Ölürüm be gülüm...

    Ali KÜÇÜK


    SON ŞİİR

    Çocuklaşan yüreğimi
    kelebeklerin kanadına takmıştım
    senfonileri
    Galaksilere salar gibi
    Susturdum rüzgarı
    zaman durmuştu
    gözlerinin sonsuzluğunda
    her yan sen
    sen de sensizlik
    zormuş meğer susmak
    sinerek saklanmışlığın siperine
    bir bakışa bu kadar dağılmak
    ürkerek-titreyerek
    bir de seviyorum diyememek
    Karanlığında zamanların
    ışığına tutsağım
    hepsine küstüm şiirlerimin
    artık yazmayacağım
    son şiirimsin
    Seni okuyacağım !

    Ali KÜÇÜK


    TERS ZAMAN

    Elinde oyalı mendil,
    Saçlar
    Doğuştan özgür
    Yarı bağlı başında.
    Vücut,
    Rüzgarla oynaşır
    Gözlere merhaba.
    Doğayla özdeş
    Bir abide gibi,
    Her şey öyle güzel ki,
    Bakışları çağrı,
    Varlığı umut,
    Ya zamana ne demeli;
    Öyle ters ki...

    Ali KÜÇÜK


    YÜREĞİMDEKİ TANRI

    Seni sevmeyi sevmek bambaşka
    Bir mahremi açar gibi...
    Çocuklaşıp oynamak saçlarını
    Ayaklarına dolaşmak
    Dizlerinde uyumak
    Acıları sağmak bahar gözlerinden
    Temmuz alevine sarılıp zemheride
    Melteme açmak gibi kollarını...
    Yıldızları düşlemek
    Dokunabilmek
    Aşk
    Sevda işte
    Yüreğimin alabildiğince...
    Sesini duymak
    Ve hep görebilmek yüzünü
    İlahımsın deyip
    diz çökmek önüne
    öyle yüce
    öyle erişilmez
    öyle güzelsin ki bende...
    Seni sevmeyi sevmek bambaşka
    Şiirlere taşmak
    bir bedende yaşamak
    Tanrıya kavuşmak
    kul olmak işte...
    Beni değil kendini tanı
    Tanrı üzer mi hiç kullarını
    Seni kul gibi sevdim
    Ey yüreğimdeki tanrı...

    Ali KÜÇÜK


    YÜREĞİNİ DİNLE

    Aşkta kırmızı ışık yoktur
    Sorgulamak asla
    İki yürekte büyür sevgiler
    Ağaçla sarmaşık gibi
    Allanır-sallanır-ballanır
    Yakamozlaşan gözlerde
    Aynaları ıslatır
    Yüreğime kazıdım zamana akan sevgini
    Korkma alacakaranlıklardan
    Yüreğini dinle
    Aşkta kırmızı ışık yoktur

    Tövbekar olamam
    Rüzgar vazgeçmedikçe
    Bulutları dağıtma sevdasından
    Benim sevdam seninle
    Bal rengi gözlerinde

    Ali KÜÇÜK

    ______________________________________________
    ______________________________________________

    Şair Ali KÜÇÜK'le İletişim İçin>>>>>

    ATATÜRK VE YURT ŞİİRLERİ / SEÇME ŞİİRLER / ALİ KÜÇÜK

    20/10/2006 · Kategori: Siir

    ATATÜRK VE YURT ŞİİRLERİ

    ALİ KÜÇÜK

    ______________________________________________

    TÜRK GENÇLİĞİ
    SÖZ VERDİ
    ______________________________________________

    Cehaleti yıkacağız !
    Gençlerimiz okudukça.
    Yıldızlara çıkacağız!
    Gençlerimiz çalıştıkça.

    İçi sevgiyle yanar,
    İster ulaşmasın yollar,
    Geçit vermese de dağlar!
    Gençlerimiz durmadıkça.

    Doğu,batı her yönüyle
    Kadın,kızı erkeğiyle,
    Hep üreten elleriyle !
    Gençlerimiz yılmadıkça.

    Çelik, elimizde hamur ,
    Engeller sökse de ömür,
    İnsanlık, ilimle olur !
    Gençlerimiz anladıkça.

    Yurtta,dünyada barış!
    "Türk!öğün,güven,çalış"
    Atatürkçü ruha dalış !
    Gençlerimiz hızlandıkça.

    Şu birliği bozmayalım,
    Konuşana kızmayalım,
    Cennet olacak vatanım !
    Gençlerimiz inandıkça.

    Ozan Ali, sen de gençsin,
    İnsanlığa hizmettesin,
    Yankılanır belki sesin !
    Türk gençliği var oldukça...

    Ali KÜÇÜK


    HEYAMOLA KARADENİZ HEYAMOLA

    Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı
    Kabardı mı yüreği
    Kaçkarlar, Ilgazlar, Köroğlu Dağları
    kafa tutmasalar bir
    nasıl öpecek Akdenizi;
    içilir edecek okyanusu...
    İşte O Karadenizli
    kabaran yüreğine aldı beni
    tarihi şöyle bir gezdirdi...
    Başka bir gemiyle Samsun'a indirdi
    Ve
    Sizlere ATATÜRK'ün selamını gönderdi...
    Bir ucunda Atabarıyla kucaklaşan Artvinlim,
    Bir ucunda Köroğlu'nu destanlaştıran yiğitlerim
    Heyamola Karadeniz, Oyy Karadeniz, Karadenizlim !
    Alın teri, grizu, duman ve ölüm
    Kutsal emeği kara elmasla yoğuran
    yeraltı aslanlarına
    bir değil, bin defa selam !
    Karadeniz dalgalı-Karadeniz sevdalı
    Kabaran yüreğinde, destanlaşan bir tarih saklı...
    Ilgazları dinledim zirvesinde
    Öyle yanıktı ki Çanakkale Türküsü.
    Kağnılar...silahlar... analar çocuklarla
    Şerife Bacı bir adım daha yakındı Afyon'a
    İnebolu- Çankırı yolunda !
    Dadaylı Halit Çavuş gülerek el sallıyordu
    Boğaza gömülen İngiliz Zırhlısına.
    Sende efe destanın yazdın SEPETÇOĞLUM
    Volkanı saklı dağ gibisin
    Kastamonum- Kastamonulum ...
    Haksızlığa bir ibret Sinop'un damı,
    eşkıya dünyaya hükümdar olmaz,
    bir dere ki oy be oyy Memed' in sevdası durmaz !

    ya Hekimoğlu... ya Hekimoğlu' na dayanır mı yürek
    Çarşamba'yı yine sele aldırdın felek....
    Fındık deren nazik eller... Maçka'nın yaşlı gözleri,
    Çayeli'nde hamali olunacak güzeller,
    Dursun, Temel, Fadime... Sen yok musun Ofli sen
    hepiniz bir can, hepiniz bir güzel...
    Karadeniz'de dalga... Karadeniz'de sevda
    Heyamola Karadeniz HEYAMOLA
    Karadeniz dalgalı- Karadeniz sevdalı,
    Başım gözüm üstüne selamları...
    Türkülerde nağme, kemençede yay
    bağlamada teldir,
    Yemin ederim size
    Her Karadenizli
    Bir MUSTAFA KEMAL'dir !...

    Ali KÜÇÜK


    YEMEN TÜRKÜSÜ'NDEN
    İZMİR MARŞI'NA

    Yanık bir türküdür sesin,
    Yemen'den mi geliyorsun !
    Can yoldaşı Şahin Bey'in
    Antep'ten mi geliyorsun !
    Çöllerindeydin Fizan'ın,
    Akka kalesi mizanın,
    Erzurum'da tabyaların
    Maraş'tan mı geliyorsun !
    Serhatlar dimdik doğuda,
    Çanakkale son fermanda,
    Şanın "Nur" oldu adına
    Urfa'dan mı geliyorsun !
    Kapkara da olsa sisler,
    Binler, on binler ölseler,
    Durduramaz ki denizler
    Samsun'dan mı geliyorsun !
    Bağlanmayız zincirlere,
    Tutkundur özgürlük bize.
    Buna derim destan diye
    Sivas'tan mı geliyorsun ! Sakarya'da durdu zaman,
    Kenetlendi güçlü iman,
    Şafak söktü Ankara'dan
    Karardan mı geliyorsun !
    Oluk oluk kandır vatan,
    Bir taş bile kopmaz ondan,
    Aynı ruhtur bizi saran
    Sırat'tan mı geliyorsun !
    Şehit, gazi selamlaştı,
    İzmir canla kucaklaştı
    Vatan, senle bayraklaştı,
    Afyon'dan mı geliyorsun,
    ATATÜRK'e benziyorsun...!

    Ali KÜÇÜK


    SÖZÜN ÖZÜ

    BİZ ATATÜRK'Ü
    Çoraklarda altınlaşan başaklarda
    Emeği, ekmeği aklayan terde,
    İğne oyaları... kilimlerin deseninde,
    Beyinlerde... yüreklerde bulmuşuz,

    BİZ ATATÜRK'Ü
    Kalem tutan ellerde,
    Türkü türkü tellerde,
    Güneşi sağan aydınlık
    Çağdaşlık yolunda bulmuşuz...

    BİZ ATATÜRK'Ü
    Bilgisinde Bektaşi Velinin,
    İnsan sevgisinde Yunus'un
    Hoşgörüsünde Mevlana'nın
    Çizilen yargısında insanlığın
    Damla damla
    Katmer katmer
    Yürek yürek bulmuşuz...

    Rahat uyu ATAM
    Yolunda baş koymuşuz
    Bir Mustafa Kemal'din O Gün
    Bugün!
    Atmış beş milyon
    Mustafa Kemal Olmuşuz !...

    Ali KÜÇÜK


    KOCATEPE RÜZGARI

    Kocatepe'ye uğradım dün
    Yolum geçtiği içindi,
    Yine de bir eziklik oluştu içimde
    1922 Ağustosun bir günü,
    yanık bayırları ,yıldızlı yalnız geceleri
    Akşehir üstünden gelen kağnıları
    Türk halkının onurlu direnişini,
    Yedi düveli dize getirişini düşündüm.
    Cehennem,Afyon ovasına inmişti
    Atlılar,toplar,ölüm ,kan
    Toz-duman içinde
    Akdenizi görmeye çalıştım
    O kadar yakın - O kadar da uzaktı
    Kocatepe,Tınaztepe ,Çiğiltepe ,Dumlupınar
    Yok oluşun-Yok edilişine tanık oldular
    Mağrur ve sessizce...
    Akdeniz alev!
    Akdeniz kan! Tarihi içiyorum Mustafa Kemal'le
    Kocatepe'de...
    Kocatepe'ye uğradım dün
    Yine de bir eziklik oluştu içimde,
    Rüzgarı durmuyordu
    Yumruk yumruk vuruyordu göğsüme,
    Uğultusu yine farklıydı
    Kocatepe Rüzgarının,
    Afyon Ovasından yankılanarak
    Diyordu ki;
    Yanık bir türküdür sesim
    Yemen'den mi geliyorsun
    Can yoldaşı Şahin Bey'in
    Antep'ten mi geliyorsun
    Çöllerindeydin Fizan'ın
    Akka Kalesi mizanın
    Erzurum'da tabyaların
    Maraştan mı geliyorsun
    Şehit Gazi selamlaştı
    İzmir canla kucaklaştı
    Vatan senle bayraklaştı
    Sivas'tan mı , Ankara'dan mı,
    Afyon'dan mı geliyorsun
    Atatürk'e... Atatürk'e benziyorsun!
    Ses kesildi, rüzgar durdu birden ,
    Bir el dokundu omzuma
    İrkildim!
    "Düşündüğün yeter , şairce söyle artık ,
    Cumhuriyet ve Türkiye
    Kocatepe ve Afyon demektir.
    Bu böyle bilinmelidir!"
    Kocatepe Rüzgarına
    Mustafa Kemal böyle söyledi.
    Arz ederim....

    Ali KÜÇÜK


    ATAM

    Her yönden esen yelde
    Sen sen varsın Atam!
    Yazan elde söyleyen dilde
    Sen sen varsın Atam!

    Konya'nın altın başağında
    Afyon'nun tatlı kaymağında
    Bir uçtan bir uca vatanımda
    Sen sen varsın Atam!

    Ege'de burma bıyıklı efe
    Yağız dadaş bar oynarken doğuda
    Bağımsızlığımızın şanlı destanında
    Sen sen varsın Atam!

    Ekmeğim, suyum,aşımda
    Aydınlığa koşan aklımızda
    Devrimlerle çizilen yazgımızda
    Sen sen varsın Atam !

    Emeğe karışan her damla terde,
    Umut çiçeklerinin açtığı yerde
    Türk Ulusu'nun kök hücresinde
    Sen sen varsın Aatam!

    Ali KÜÇÜK


    BAŞKADIR AFYON

    Tepesinde duman, uykuya dalmaz
    Düşmana gözü, başkadır Afyon'un
    Sırrını kolayca, kimseye açmaz,
    Dostuna sözü, başkadır Afyon'un.
    Eğer, Köroğlu Beli'nden aşarsan,
    Suyun içip, kaymağını tadarsan.
    Doğrulupta kalesine bakarsan,
    Gerçekte özü, başkadır Afyon'un.
    Bir sofrada gör, Kars ile İzmir'i,
    Yollar, uğramadan edemez sanki,
    Hasretleri yurda, dağıtır gibi,
    Sevende aşkı, başkadır Afyon'un.
    Kocatepe, Tınaz, Çiğiltepeler !
    Mehmetçiğe vız gelir, çelik teller,
    "İLERİ" emrini, Akdeniz dinler !
    Coşunca hızı, başkadır Afyon'un.
    Öksüz bırakamazsın, Bu millet'i,
    Ayağa kaldırdın tüm şehitleri.
    Dur Albay Reşat'ım çekme tetiği !
    "Bizarda, ar-ı", başkadır Afyon'un.
    Yıldırım Kemal, Yüce kahramandır !
    Fahrettin paşalar, çelik kalkandır,
    Dumlupınar, zalimliğe mezardır !
    Bilsen de adı, başkadır Afyon'un.
    Kara günde mesken oldun ATAM'a,
    Alkanlar karıştı kaynaklarına,
    Nurla yazıldın, ZAFER DESTANINA,
    Tarihte sanı, başkadır Afyon'un.
    Binler olsa anıt, az gelir düne,
    Mezar taşı değil, hepsi abide.
    Mevlana rüzgarı esiyor sende,
    Toprakta canı, başkadır Afyon'un.
    Ben OZAN'ım duyacaksın sesimi !
    Açın gözü, siz de görün gerçeği !
    Bastığım yerler, öyle mübarek ki,
    Aksa da kanı,BAŞKADIR AFYON'UN...

    Ali KÜÇÜK


    ÇANAKKALE

    Çanakkale,Sakarya,Kocatepe
    Dumlupınar...
    Selam size kefensiz yatanlar!
    Çocuğundan önce
    Mermiyi saran Şerife Bacılar!
    Yavuklusu yerine
    Silahı kucaklayan analar!
    Selaml Selam hepinize...

    Kağnıyı bilmiyoruz şimdi,
    Otururken bile bitmiyor yollar
    Oysa sizler
    Yoklar içinde
    Yedi Düveli dize getirdiniz
    Bu günkü varlığımız
    Sabrınız,göz yaşlarınız ,kanlarınızla büyüdü,
    Her karış toprağa
    Adınızı verdiniz,
    Çanakkale'de
    Biz yenilmeyiz dediniz!

    Özgürsem
    Haykırabiliyorsam !
    Söyleyebiliyorsam Çanakkale Türküsü'nü
    Gençlik ve İstiklal Marşı'nı
    Gönlerde ise Bayrağım,
    Sonsuzluğa haykıracağım !

    Bir selamımı olsun alın
    Bulutlara dağıtıyorum...

    Şehitlere selam!
    Gazilere selam!
    Atatürk'üm sana selam!
    ÇANAKKKELE GEÇİLMEDİ
    Daha şen dalgalan BAYRAĞIM
    DAHA ŞEN DALGALAN !

    Ali KÜÇÜK


    10 KASIM'LAR YAŞAMI ANLATIR
    ÖLÜMÜ DEĞİL

    10 Kasımlar bize
    İnsanı söyler, insanı konuşur
    Yaşamı anlatır, ölümü değil !
    Yaşamak ;
    Tüketmek, tükenmek
    Kaybolmak değildir.
    Belleklere kazınmalı varlığın,
    İnsanca
    Ve
    İnsan olarak !
    Ölümüne burkulmadıysa yürekler,
    Bir şeyler yazmadıysa kalemler senin için,
    Adın dillerde değilse;
    Varsın
    Veya yoksun,
    İnsanlığa yük ve angaryasın.
    10 Kasımlar bize
    İnsanı konuşur, insanı
    Yaşamı anlatır, ölümü değil !
    Dopdolu olmalı yaşam,
    Sevgi, aşk, hüzün...
    Gerektiğinde ölüm şereflice;
    Gereğinde bayrak,
    Umut gereğinde !
    Gereğinde barış,
    Savaş gereğinde !
    Bir gün de olsa, ölümüne ağlanmalı,
    Dünya değilse bile;
    Ülken seni konuşmalı...
    10 kasımlar bizi,
    İnsanı söyler, insanı konuşur,
    Yaşamı anlatır
    Ölümü değil !

    Ali KÜÇÜK


    ÖĞRETMEN VAR

    Hamuru alıp şekillendiren,
    Doğaya yeni çehresin veren,
    Kara yazgıyı kökünden söken
    Öğretmen var, öğretmen!
    Cami temelinin taşında,
    Gökdelenlerin başında,
    Her kötülüğün yıkılışında
    Öğretmen var, öğretmen!
    Doktorun parlayan neşterinde,
    Buğday tarlası, gül bahçesinde,
    Daktilo tuşu, sevginin özünde
    Öğretmen var, öğretmen!
    Hekimin vijdan yargısında,
    Toplumların saf ahlakında,
    Tüm ulusların varoluşunda
    Öğretmen var, öğretmen!
    Tozlu yollar, dik yamaçta
    Ayakta çizme, çanta koltukta
    Meriç nehri, Ağrı dağında
    Öğretmen var, öğretmen!
    Farklı da olsa düşüncesi,
    Öğretecektir gerçeği.
    İnsanlığa adamış kendini
    Öğretmen var, öğretmen!
    Hoşgörünün, bilimin yanında
    Cehaletin ot tıkayan canına,
    Kardeşliği haykıran dünyaya
    Öğretmen var, öğretmen!
    Yazan eller, söyleyen dilde
    Emeğe karışan her damla terde,
    Umut çiçeklerinin açtığı yerde
    Öğretmen var, öğretmen!

    Şırnak-1972

    Ali KÜÇÜK


    ÖĞRETMENİM

    Ufku aşan ışıklarda
    Hızın vardır öğretmenim
    Galaksiler,yıldızlarda
    Gözün vardır öğretmenim

    Engelleri aşacaksın
    Yarınlara taşacaksın
    Hiç sönmeden yanacaksın
    Közü vardır öğretmenim

    Güven,sen de övün,çalış
    Hiç durmasın bu haykırış
    Geleceğe sonsuz dalış
    Sözün vardır öğretmenim

    Vatan sensin öğretmenim
    Bayrak sensin öğretmenim
    Atatürk'ten emanetsin
    Öğretmenim-ÖĞRETMENİM !

    Karanlığın bittiği
    Yazgının başladığı çizgi
    Gönüllü ırgat
    Bire yüz veren topraktır
    Öğretmen

    Ali KÜÇÜK


    SELAMI VAR

    Ana, baba, öğretmenler,
    Atatürk'ün selamı var!
    Emanet bekçisi gençler,
    Atatürk'ün selamı var!

    Cehaletle gelir yanlış,
    Bilimledir hızlı yarış,
    Öğün, güven çokça çalış
    Atatürk'ün selamı var!

    Özgürlüğe canlar verdik,
    Sınırları kanla çizdik,
    Bozulmasın bu kardeşlik
    Atatürk'ün selamı var!

    Sabır bizde gani gani,
    Görün işte kimdir cani,
    Yedi düvel bilir bizi
    Atatürk'ün selamı var.

    Ülkem hızla kalkınacak,
    Haram her zaman sulanacak,
    Bu meşale tutuşacak
    Atatürk'ün selamı var!

    Ali KÜÇÜK
    (Halk Müziği normunda bestelenmiştir)


    SEN OL ÖĞRETMENİM

    Dünyanın en güzel
    İnsan yürekli öğretmeni merhaba
    Levent,Ömer,İlhan, ,Salman
    Emine,Ayşe,Elif,Mediha
    Yine zil çaldı Anadolu'da
    Çiçekleriniz gelecek
    Yüreklerinizle beslediğiniz
    Okşadığınız gözlerinizle...
    Dağ başı ya da eteğinde
    yapayalnız
    Aydın'dan, Konya'dan
    Erzurum, Malatya'dan
    ücretli, vekil, aday
    umut, ürküntü, korkuyu harmanlayan
    dünyanın en güzel
    Ve insan yüreğini taşıyan
    büyük insan....
    İyi bak geçtiğin yollara
    boş evler, ağaçsız topraklara
    kuş sesi, rüzgarın hışırtısı yok
    doğa kavrulmuş sıcaktan-ayazdan...
    Öğretmenim!
    umut-korku ürküntülerini
    sevginle harmanla
    ışık-ekmek ol Anadolu'ya
    terkedilmiş köylerde
    yeniden duyulsun
    Andımız, marşımız, şarkılarımız;
    Çanakkale'yi, Kocatepe'yi
    Şerife Bacı'yı, Mustafa Kemal'i düşün!
    Geleceği sensin ülkemin
    ışık ol, bilim ol, ses ol
    mini beyinlere durmaksızın dol
    yüreğinle sar-ısıt sevginle
    biliyor musun
    öğretmen olurdum diyor Tanrı bile...
    Haydi öğretenim
    Seni bekliyor Anadolu !
    Niğde,Konya,Afyon,Van,Kastamonu
    dağlarında yoksa bile
    okulunda bir gül vardır...
    Orda bir köy var uzakta
    gideceğiz öğretmenim gideceğiz
    uygarlığı;
    tek odalı
    toprak evlere de götüreceğiz...
    Bu gün yirmi beş-otuz
    yarın elli olduğunda yaşın
    mutluluğu anlatmalı
    bakışlarında göz yaşın..
    Özgür,Barış, Devrim,Mustafa
    Çiğdem,Başak,Emel ,Hülya
    Haydin
    Yeniden doğsun
    Kuvayi Milliye güneşi ANADOLU'da

    Ali KÜÇÜK


    ZAFERİMİZ

    Burçlardaki bayraklar
    İnancımızın zaferidir
    Dün de böyleydi
    Bugün de böyle...

    Çocuğu vatandı anaların
    Sevgisi vatan
    Aşkı vatan
    Vadilerde top sesleri
    Efe naraları duyulurdu dağlardan
    30 Ağustos 1922'de
    yok oluşu yok etti
    Büyük kahraman
    Bağımsızlık
    Oya oya işlendi
    Ulusumun inancına
    Öyle bir tarih yarattık ki ;
    Işık oldu masum uluslara...

    Gençler !
    Canımız
    Kanımız
    Varlığımızsınız
    Bugün de
    Yarın da ;
    30 Ağustoslarsınız !
    Gönlerdeki bayraklar
    özgürlüğümüzün zaferdir
    ola ki ;
    YANILMAYASINIZ...

    30 Ağustos1988

    Ali KÜÇÜK


    ÜZGÜNÜM ÇOCUKLAR ÖĞRETMEN OLAMADIM

    Bir zamandı
    Dün gibi inanın
    Bin dokuz yüz altmışlar işte.
    Tek öğretmen, yüzün üstünde öğrenci
    Bezden dikili çanta elimde, koltuğumda odun...
    Babamın, sözü varmış babasına
    Öğretmen yapacakmış beni.
    Sözü, sözümdür dedim babamın,
    Öğretmen olacağım!
    Yüklendim yarınları, çıktım yola
    Dokunmadan radyoya,
    Üflemeden mikrofona,
    Hiç binmeden bisiklete,
    Topa vurmadan ayağımı,
    Üç kap yemek görmeden sofrada,
    Ağzıma sürmeden baklavayı,
    Soğan-ekmekle
    Sevdalandım ,Türkiye'me-insanıma-Atatürk'e...
    Adımlar yetmiyordu çocuklar
    Maratonları kazanmalıydık!
    Bizimle koşacaktı ülke,
    Ve koşuyorduk çocuklar...
    Kurtuluş savaşının bağımsızlık ateşi
    Daha iyiye, daha iyiye diyordu.
    Yetmiş-seksen-doksan
    Yeni çağlar aşıyorduk ardarda.
    Çanakkale Türküsü'nün oturmuşluğu yüreğimizde,
    Onuncu Yıl Marşı'nın kanatlarıyla dilimizde!
    Mum ışığından, galaksilere...
    Babama verdiğim söz
    Zonkluyor şakaklarımda,
    Öğretmen olacağım!
    Öğretmenlerim var, Mühendislerim, boşta gezenim, serserilerim
    İşte, meydanda ürünlerim...
    Anamı, hala alamadım omuzlarıma,
    Kızlarımız, kamyon kamyon ırgat yollarında.
    Güneşin altında bile eşiyle yanyana olamıyor kadınlarımız!
    Yine öküze destek, yine eksik etek...
    Bilgi-üretim çağındayken ikibinlerde,
    Umutlarım kırık, korkularım uyanıyor...
    Hani yoktu çalmak, hak etmediğin lokmayı yutmak,
    Kırmıştık silahları, ölümü öldürmüş-yaşamı seçmiştik,
    Ölü beyinlerden bile atmıştık cehaleti,
    Tam sevgilerimizle büyütürken sizleri!
    Tutacakken gün ışığında yıldızları...
    İnanın, Kocatepe'ye bakamıyorum!
    Dağ başını duman alır mı bilmem,
    Yemen Türküsü'nden
    İzmir Marşı'na karışıyorum...
    Ancak, Babam çok mutlu inanın,
    Oğlum, öğretmen diyor...
    Oysa;ben sözümü tutamadım
    Üzgünüm, üzgünüm çocuklar.
    Öğretmen OLAMADIM...

    Afyon-2000

    Ali KÜÇÜK


    HALAYLARIMDA TÜRKÜLER

    Davulların oynak gümbürtüsünde
    Naradır türküler, halaylarımda.
    Gelinlik kızların allı yüzünde
    Sevdadır türküler, halaylarımda.

    Saçları belinde, saklar yüzünü,
    Ürkerek çevirir ela gözünü,
    Utanırda dilemez ki sözünü
    Nazlıdır türküler, halaylarımda.

    Horon'un hızında yine uşaklar,
    Fidaydada ağır basar ayaklar,
    Sepetçoğlum efe destanın yazar
    Olaydır türküler, halaylarımda.

    Bar'ımız var hançerlidir, bıçaklı
    Müziği kılıçtır, sözü kalkanlı,
    Zeybeklerin ıslanır silahları
    Yamandır türküler, halaylarımda.

    Her yönünde yiğitlerin nağmesi,
    Volkana benzer onların gülmesi,
    Ne can, ne canana benzer sevgisi
    Vatandır türküler, halaylarımda.

    İçim- dışım birdir açtım özümü,
    Yalanlara kapattırmam közümü,
    Çağlar ötesine taşır sözümü
    İnsandır türküler, halaylarımda.

    Ali KÜÇÜK

    « Önceki :: Sonraki »