19/10/2006 · Kategori: Site
 |
19 Ekim 2006 | |
|
|
|
Sevgili e-Cumhuriyet okurları merhaba,
Fikir özgürlüğünün kalesi Fransa, Parlamentosunun tarihe yazılan bir kararıyla kabul etme sürecini başlattığı, Ermeni soykırımını reddedenlere ceza verilmesini öngören yasa ile kendini inkar etmeyi başardı. Bu kararı oy avcılığı yapan bir kısım parlementere bağlayabileceğimiz gibi Türkiye'nin AB sürecinin farklı bir yöne çevrilmesi, ülke toprak bütünlüğüne tehdit gibi bir çok açıdan okumalara açabiliriz. Sonuçları tarih gösterecek. Ancak bize düşen her koşulda tutarlı politikalar üreterek yumurta kapıya gelmeden önlemimizi almak, gerekli girişimleri yapmak, günü kurtaracak popülist söylemler yerine uzun vadede Türkiye Cumhuriyetinin yararına harekete geçmek ki bunu görevde/iktidarda bulunan partinin yaptığını söylemek çok zor. Hepinize sağ duyulu ve aydınlık yarınlar.
CUMHURİYET | |
KİTAP
İlericilik-Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret Sabiha Sertel
Sabiha Sertel bu yapıtında büyük şairimiz Tevfik Fikret'i yaşadığı n toplumsal koşulları çerçevesi içinde ele alıyor. Bir şair olduğu kadar, bir ideolog olan Fikret'i Osmanlı toplumunun tarihi evrimi içinde inceliyor. Mutlakiyet döneminde, Sultan'ın keyfi idaresine, baskı ve zulme karşı isyan eden özgürlük şairini; sosyal eşitsizliği, halkın ıstırap ve sefaletini kınayan Fikret'i tanıyoruz. 1908 Meşrutiyet devriminde, ilerici, yenilikçi, devrimci Fikret'i, tutuculuğa, dar milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı çıkan insancıl şairi görüyoruz. Bu yapıtın önemi, tarihin değişik dönemlerinde gericilerin saldırısına uğrayan Fikret'in ideolojisini ve felsefesini, ilericilik ve gericilik kavgası zemini üzerinde vermesidir. En son 2. Dünya Savaşı sırasında, nazizmi savunan ırkçıların, Sebil-ül Reşatçıların Fikret'in yapıtlarını yakmaya kalkmaları, bu kitabın yazılmasına sebep olmuştur.
"Toprak vatanım, nev-i beşer milletim. İnsan İnsan olur ancak buna iz'anla inandım. Şeytan da biz, cin de, ne şeytan ne melek var Dünya dönecek cennete, insanla inandım."
| |
|
|
|
GOETHE ve TASAVVUF DAVA SAFAHATIM Yar. Doç. Dr. Bayram YILMAZ
Goethe, 1749-1832 yılları arasında yaşamış bir Alman şairidir. Şairliği ön planda olduğu için "şair" diye tanınır. Halbuki o büyül bir mütefekkir büyük bir yazar ve sanatkardır. Sırf yaşadığı çağa mührünü vurmamış, bugün bile yeniliğini muhafaza ediyor. Goethe'nin Doğu-Batı Divanı'nı Türkçe'ye tercüme eden Yar. Doç. Dr. Bayram Yılmaz'ın eserini okuduğumuz zaman Goethe'yi daha iyi anlıyoruz. Goethe bir Doğu hayranıdır. Doğu denince mistik bir Doğu'dan ziyade İslami gerçekliği hatırlatıyor. Şiirlerini okuduğumuz zaman gizli şifrelerini çözmek hiç de zor olmuyor.. |
Aşk Düşük Yaptı Behçet Yani
"Sanatın ideolojik yaklaşımların dar dünyasına hapsedildiği dönemler sağlam anlama yetisinin ortadan kalktığı dönemlerdir. Sanatın yurtlanma sorunu bu dönemlerde daha belirgindir. Şiir ideolojilerin ötesinde insani evrensellikte vücut bulan bir fenomendir. Behçet Yani'nin şiiri bu çerçevede yurt arayışında bir şiirin sancılı kıvranışları olarak ele alınmalı; kendi sesini arayan bir şiir olarak değerlendirilmeli... Genç şaire selam. .......................................................................................Bülent Sönmez / yazar-şair
akşam vaktiydi şiirini okuduğumda, "yıldızların en yıldızı" ay'a pek yakın duruyordu. "gülüşün içindeki en gülüş" güzelliğini yüzümde unutup; yarım şelaleden bir şeyleri taşırdı. "nehirlerin içinde en nehir" . içe dağılmış bir şeyleri, toparlanmış, saçılmış. asla denmeyecekleri merasime zorlayarak üstelik. tıpkı hayat gibi başında kalın, yaşadıkça arınan, arındıkça, aslına dönüşen sözün, iç yanığını gördüm. ama kördüm. hatalar diz boyuydu, güldüğüm yerde boğuldum. behçet yani töresel kabartmalar mağduru. kolu daha uzayacak gövdesinden. şiir, insana niçin eziyettir bilinmese de. altında kalındığı herkesçe bilinir. üstelik yüzü ak olsun dedirterek, şiiriyle buraya kadar, kardeşlik etti "aşkların içinde en aşk" diyerek "aşk düşük yaptı" canlı bir kitap, inanıyorum ki doğum da yapacak... Adnan Gül / şair
|
| |
Cumhuriyet kitabın komşusu Yalvaç Abi Kitabevi www.yore.com.tr adresinde sizlere kaliteli ve çocuklarımız için korkmadan başvurabileceğimiz kitsaplar sunuyor. Okul öncesi ilk kitaplar ve öykü kitapları görmeye değer. Bir de surprizimiz var, artık çocukluğumuz ve gençliğimizin kahramanları Çelik Bilek, Tom Miks, Kaptan Swing ve diğier kahramanlarımız www.yore.com.tr adresinde sizleri bekliyor. Kitapçılarda arayıp bulamadığınız İtalyan çizgi romancılığının en başarılı örneklerini, baskıya çıktığı anda size ulaşacak şekilde hazırladık. |
|
|
Müzik Satan Çocuklar Yalvaç Ural
"Müzik Satan Çocuklar" Yalvaç Ural'ın en sevilen kitaplarından biri. Ünlü Makedon yazarı Video Podgorec, bu kitap için: "Bir dünya klasiği ve belki de şiir-roman olarak tanımlayacağımız türün eşsiz örneklerinden biri." diyor. Yalvaç Ural, bu kitabıyla 1979 yılında, "Ulusal Çocuk Kitapları Fuarı"nda "Şiir Birincilik Ödülü" aldı. Daha sonra, söz konusu kitap birçok dünya diline çevrilip, çocuk dergilerinde tefrika edildi. Makedonya'da yardımcı ders kitabı olarak okutulan kitap, ayrıca dünyada Çingenece basılan ilk çocuk kitabı özelliğine de sahip. Polonyalı çocuklar da, "Müzik Satan Çocuklar"ı ve Yalvaç Ural'ı çok sevmişler. O denli çok sevmişler ki, 1986 yılında Onu, "Polonya Gülümseme Nişanı" ve "Şövalyelik" ünvanıyla ödüllendirdiler! |
|
|
|
KÜÇÜK AYŞEGÜL OKUL GEZİSİNDE
Saat sabahın altısı. Daha güneş doğmamış. Bugün Ayşegül çok heyecanlı. Çünkü okulla bir inceleme gezisine çıkacaklar. Onları geziye götürecek olan otobüsün camındaki buğuyu elindeki bezle silmeye çalışıyor.
|
|
|
|
KÜÇÜK AYŞEGÜL ATLI KARINCADA
Ayşegül'ü tekrar lunaparkta bulmak ne kadar hoş ! Bu kutunun içinde bir kitap, bir lunapark dekoru ve üç boyutlu bir atlıkarınca bulacaksınız.
Öykü Kitabı + Müzik Kutusu |
|
|
|
KÜÇÜK AYŞEGÜL ve HAYVAN DOSTLARI
Saçaklı, guguklu saat dört kez öttüğünde çok sevinir. Hemencecik kuyruk sallayıp kulaklarını oynatarak Ayşegül'ü beklemek üzere okul kapısının önüne koşar.
|
|
|
KÜÇÜK AYŞEGÜL DİZİSİ
"Küçük Ayşegül" dizisi, dünyada çocukların en çok sevdiği kitaplar arasında birinci sırada yer alıyor. Dünya çocuk yazınında bir örneği daha olmayan çizer Marcel Marlier'nin fırçasından Gilbert Delahaye'nin kaleminden yaratılan bu kitaplar yıllardır dünyanın en başarılı, en özgün eserleri arasında yerini koruyor.
"Küçük Ayşegül"'ün maceraları çocukların dünyasında kardeşliği, dostluğu geliştiriyor. Onlara insan, hayvan, doğa sevgisini ve çevre bilincini aşılıyor.
Çocukların sorumluluk duygusu içinde büyümelerine yardımcı olan öyküler elden ele geziyor. Bir "Küçük Ayşegül" kitabını belki de en az beş çocuk okuyor. Yıllarca kitaplıklarda saklanan, çocukluk günleriminizin en güzel anıları olarak bir sonraki kuşaklara aktarılan bu kitaplar hiçbir zaman güncelliğini yitirmiyor.
"Küçük Ayşegül" dizisi, okumayı sevdiren geliştiren kitapların başında geliyor.
|
|
|
|
MESLEKLER
Angela Lambert
Oyunlu Kitaplar (ilk okul öncesi yaş gurubu çocuklar için)
Uzayı keşfetmek ya da hemşire olmak istermisiniz? Dilerseniz tamirci ya da itfayeci de olabilirsiniz!
Çocuklar bu akıllı kitapla istediğiniz meslekten olabilirsiniz. | |
TEKNOLOJİ Apple ürünlerinde fiyat indirimleri devam ediyor. Kısa bir sure için ve stoklarımızla sınırlı olarak aşağıdaki Apple ürünlerini şaşırtıcı idirimlerle satın alabilirsiniz.
Ürünleri hakkında bilgi edinmek veya hemen satın almak isterseniz http://www.yore.com.tr adresinde Apple logosunu tıklayınız. Üstelik Türkiye'nin neresinde olursanız olun adresinize teslim edilecek olan ürünlere kargo ücreti ödemeyeceksiniz.
Ürünlerin resim, açıklama ve doğrudan web sitesi linklerini aşağıda bulabilirsiniz.
| |
|
Mac mini 1.66Intel DUO / 2*256MB/60GB/COMBO 1.66GHz Intel Core Duo işlemci 2MB L2 Ön bellek 667MHz Veri yolu hızı 512MB bellek (667MHz DDR2 SDRAM) 60GB Seri ATA sabit sürücü Combo sürücü (DVD-ROM/CD-RW) AirPort Extreme ve Bluetooth 2.0 Apple Uzaktan Kumanda Çok Cazip Fiyat - Fiyatı: 599 EUR + KDV
Mac mini 1.83 Intel DUO/2*256MB/80GB/SD 1.83GHz Intel Core Duo işlemci 2MB L2 Ön bellek 667MHz Veri yolu hızı 512MB bellek (667MHz DDR2 SDRAM) 80GB Seri ATA sabit sürücü Çift katman SuperDrive (DVD+R DL/DVD±RW/CD-RW) AirPort Extreme ve Bluetooth 2.0 Apple Uzaktan Kumanda Çok Cazip Fiyat - Fiyatı: 799 EUR + KDV
| |
|
|
|
iMac 17"/1.83GHz Intel/512MB/160GB/COMBO 17-inç geniş ekran LCD 1440x900 çözünürlük 1.83GHz Intel Core 2 Duo işlemci 2MB paylaşımlı L2 ön bellek 512MB bellek (2x256MB SO-DIMM) 160GB Seri ATA sabit sürücü 24x Combo sürücü (DVD-ROM, CD-RW) Intel GMA 950 grafik kart, 64MB paylaşımlı bellek AirPort Extreme Çok Cazip Fiyat - Fiyatı: 999 EUR + KDV | | |
CUMHURİYET'TEN OKURLARA
İBRAHİM YILDIZ
İrticanın Tanımı
''ABD ve AB açıkça Atatürk devrim modelinden, Atatürkçülükten uzaklaşmamızı istemektedir.
Neden? Çünkü, Atatürk devrim modeli ve Kemalizm küreselleşmenin mantığına, çıkarına karşı. Şu aşamada, Batı'daki küreselleşme olgusu Batı'yı neredeyse kendi Aydınlanma değerlerini yadsır duruma getirmiştir.
Batı bu nedenle de Türkiye'nin Aydınlanma çağını başlatan Atatürk'e ve Kemalizme karşıdır.''
Üstteki satırlar Prof. Dr. Suna Kili 'ye ait. Prof. Kili'nin Türk Devrim Tarihi, Atatürk Devrimi ve Türk Anayasa Metinleri kitaplarının yeni baskıları satışta.
Prof. Kili'nin dikkat çektiği gibi, Batı destekli AKP, irtica faaliyetlerinin yoğunlaştığı dönemin hükümetidir.
------------
''İrticanın tanımı yapılsın'' ya da ''Biz oturur, bunu masada çözeriz'' sulandırmaları ile konu gizli kapılar ardına çekilmek istenmektedir.
Oysa Cumhurbaşkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve Yargıtay Başkanlar Kurulu yaptıkları açıklamalarda, Türkiye Cumhuriyeti'nin, irtica tehdidi ile karşı karşıya olduğunu vurgulamışlardır.
İrtica faaliyetlerini sıralasak sayfalar yetmez...
- Bugün 500'e yakın radyo ve televizyonda şeriat propagandası yapılmaktadır. Hizbullah çizgisinde gazete, dergi ve internet siteleri yayın yapmaktadır.
- Binlerce gazete, dergi, broşür kapı kapı dolaşılarak bedava dağıtılmaktadır.
- Üniversitelerin bulunduğu kentlerde şeriatçı örgütlenme faaliyetleri ağabeyler, ablalar önderliğinde yürütülmekte, yurtlarda türban zorunluluğu getirilmekte, türban takanlara aylık bağlanmaktadır.
- Binlerce Kuran kursunun yanı sıra tarikat ve cemaat okulları pıtrak gibi çoğalmaktadır.
- Sarıklı, cüppeli ve kara çarşaflı kişilerin sayısı artmış, İstanbul'un göbeğindeki Fatih Çarşamba semti ''kurtarılmış bölge'' olarak ilan edilmiştir.
- Milli Eğitim'in okul kitaplarında, AKP'li belediyelerin yayımladığı dergilerde şeriat propagandası yapılmakta, aptes suyunun yararları tartışılmaktadır.
- Laikliğin savunucusu bilim insanlarının, yazarların isimleri sokak tabelalarından silinerek yerlerine tarikat şeyhlerinin isimleri yazılmaktadır.
- TBMM Başkanı, laikliğin ve kamusal alanın tartışılmasını istemiş, 23 Nisan kutlamalarında çocuklara kara çarşaf giydirilmiştir.
- Devlet Bakanı Ali Babacan , AB'ye sunulan müzakere belgesinde ''Türkiye'nin eğitim sistemi laiktir'' ifadesini metinden çıkarmıştır.
------------
Amaç, şeriat düzenini hakim kılmaktır.
Bu nedenle Danıştay'da türban cinayeti işlenmiştir.
Kemalist devrimlerin bilinçli bir biçimde aşındırıldığı ortadadır.
Türbanı siyasetin göbeğine oturtan AKP'nin her şey açık seçik ortadayken ''irticanın tanımını'' istemesi takıyyedir.
Baykal'ı ziyaret
Geçen hafta, Cüneyt Arcayürek, Hikmet Çetinkaya ve Mustafa Balbay ile birlikte CHP'nin yeni genel merkezini gezdik. Genel Başkan Deniz Baykal 'la 3 saatlik bir görüşme yaptık. Baykal, birçok konuda görüşlerini aktardı. Baykal'ın ''Toplumda en geniş uzlaşmayı oluşturacağız'' cümlesi önemliydi.
Medyanın AKP yanlısı bir yayın politikası izlediğini de söyleyen Baykal, sandıktan sürpriz çıkacağı kanısında...
İyi haftalar..
|
09.10.2006 Cumhuriyet Gazetesi | | | | | |
18/10/2006 · Kategori: Site
_______________________________________________
ÖYKÜLER VE ÖKÜCÜLER ÜZERİNE YAZILMIŞ YAZILARDAN VE SEÇME ÖYKÜLERDEN BİR DEMET İÇİN>>>>>>
Öyküler & Öykücüler
_______________________________________________
_______________________________________________
ÖYKÜ SEÇKİSİ*
_______________________________________________
Adalet Ağaoğlu / Karanfilsiz
Adalet Ağaoğlu / Yüksek Gerilim
Ahmet Hamdi Tanpınar /Yaz Yağmuru
Ahmet Ümit / Bir Akdeniz Düşü
Ahmet Ümit / Kitap Katili
Ayhan Bozfırat / Yeğenler
Bekir Yıldız / Büyük Yas
Bekir Yıldız / Kara Çarşaflı Gelin
Cahit Sıtkı Tarancı / Dördüncü Sevgiliyi Ararken
Cemil Kavukçu / Adı Yok
Duygu UÇKUN / Havva
Duygu Asena / Nil ya da Aşk
Elif Şafak / Yazının Düşmanı Yaz
ESEN YEL / ZALHA BACININ SIPASI
ESEN YEL / KOMÜNİSTLERİ TANIYAN KÖPEK
ESEN YEL / BİR ÜLKENİN YAKIN SİYASİ TARİHİNDEN
AĞIR ÇEKİM GÖRÜNTÜLER
ESEN YEL / ESİN PERİLERİ'NİN GREVİ
ESEN YEL / AYNADAKİ ÖKÜZ
ESEN YEL / AYLAKLAR HOLDİNG
ESEN YEL / MUCİP'İN ÖYKÜSÜ
Erdal Öz / Babamdı
Erdal Öz / Cam Kırıkları
Erdal Öz / Sular Ne Güzelse
Erdal ÖZ / Kendi Gecesinde
Feride Çiçekoğlu / "Kimini Şahin Tırmalar"
HALDUN TANER / ON İKİYE BİR VAR
Halikarnas Balıkçısı / Alabanda
Halikarnas Balıkçısı / Fosforlu Handan
Hüseyin Rahmi Gürpınar / Misafir
İnci Aral / Aykırı Sevgi Üstüne
JALE SANCAK / DÜŞ
Jale Sancak / Sevda İle Alişan
İSTANBUL GÖZLERİN KARA/ KARİN KARAKAŞLI
Kemal Tahir 1 / ARABACI
Leyla Erbil / Ayna
Memduh Şevket Esendal - Saide
Memduh Şevket Esendal - Tutkunluk
Memduh Şevket Esendal / Saide
Müge İplikçi / Karanlık Ziya
Müge İplikçi / Bizden Biri
Nabizade Nazım/ Karabibik
Nazlı Eray / Mutlu Yuvalar, Sıcak Yuvalar
Nazlı Eray / Laz Bakkal
Necati Cumalı / Kaybolan
Necati CUMALI / Susuz Yaz
NEDRET GÜRCAN / SELVİYE KADIN
Neşe CEHİZ / Kanlıca'nın Bakir Oğlanları
Nezihe Meriç / Dumanaltı
Nursel Duruel / Geyikler, Annem ve Almanya
Oğuz ATAY/ Bir Rüya
Oktay Akbal / Boş Sevi
Oktay Akbal / Bir Kediyi Öldürmek
Oktay Akbal / Bir Kediyi Öldürmek
Onat Kutlar / Hikâyeler
Onat Kutlar / İshak
Orhan Kemal / Dört Duvar
Orhan Kemal / ÇİKOLATA
ORHAN KEMAL / ÖNCE EKMEK
Orhan Kemal / Elli Kuruş
Orhan Pamuk / Kütüphanemle Aşk ve Nefret:
Bazı Kitaplarımdan Nasıl Kurtuldum?
Orhan Pamuk İle Söyleşi / Efsanelerin Kırmızı Nakkaşı
Orhan Veli / İşsizlik
Osman Şahin / Fıratın Cinleri
Osman Şahin / Kayalara Vurmuş Suretin
Refik Halit KARAY / Ayşe'nin Yazgısı
Reşat Nuri Güntekin / Yağmur
SABAHATTİN ALİ / BAHTİYAR KÖPEK
Sabahattin Ali / Ses
BAHTİYAR KÖPEK- SABAHATTİN ALİ
DEĞİRMEN- SABAHATTİN ALİ
GRAMAFON AVRAT'TAN- SABAHATTİN ALİ
SES- SABAHATTİN ALİ
SABAHATTİN ALİ / KAĞNI
ÇATIŞMA / SAİT FAİK ABASIYANIK
SAİT FAİK/ KARANFİLLER VE DOMATES SUYU
SAİT FAİK/ SİVRİADA GECELERİ
SAİT FAİK/ YALNIZLIĞIN YARATTIĞI İNSAN
SAİT FAİK / KARANFİLLER
VE DOMATES SUYU
SAİT FAİK / PLÂJDAKİ AYNA
SAİT FAİK / Sivriada Geceleri
Selim İleri / Gelinlik Kız
Şebnem İşigüzel / Gül İle Fikri
Şebnem İşigüzel / Hanene Ay Doğacak
Şebnem İşigüzel / Klişe Hayatlardan
Sema Kaygusuz / Engereğin Oğlu
Sema Kaygusuz / Elif'in E'si
SEZER ATEŞ AYVAZ / RAYLARDA MAKAS
ŞANSIN TÜZÜN / ATLIKARINCA
Tahsin Yücel / Haney Yaşamalı
Tarık Dursun K. / Bitmiş Bir Yazın Peşinden
Tomris Uyar / Ovasız
Tomris Uyar / Dön Geri Bak
Güvercin Avı/ Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Yaşar Kemal / Hançer
Yaşar Kemal / Turnala
Yılmaz Güney / SENİ SEVİYORUM
Zafer DORUK / ALOŞ
Zafer DORUK / TAKINTI
Zeynep Ankara / Uykunun Ayak Sesleri
Zeyyat Selimoğlu / Beton'un Dibi Beton
_______________________________________________
ÖYKÜ SEÇKİSİ
Yakında FETHİ NACİ'NİN SEÇTİKLERİ ile...
_______________________________________________
_______________________________________________
* ÖYKÜ SEÇKİSİ/
Yazar Adlarının Abece Sırasına Göre Düzenlendi
_______________________________________________
______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER...
______________________________________________
______________________________________________
_______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2006 YILI Öykü Yazıları Arşivi 2
_______________________________________________
_______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2006 YILI Öykü Yazıları Arşivi 1
_______________________________________________
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2005 YILI
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2004 YILI
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2003 YILI
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2002 YILI
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2001 YILI
ÖYKÜ VE ÖYKÜ KİTAPLARI ÜZERİNE İNCELEME, ELEŞTİRİ YAZILARI VE SÖYLEŞİLER... / 2000 YILI
18/10/2006 · Kategori: Site
993-2000 YILLARI ARASINDA YAZDIĞI ŞİİRLERİN TOPLAMI 'DİVANE'DE YER ALIYOR
Enver Topaloğlu'nun yeni şiir kitabı çıktı
Kültür Servisi - Enver Topaloğlu 'nun Digraf/Şiirden Yayınları'ndan çıkan yeni şiir kitabı 'Divane' okuyucusuyla buluştu. Şairin 1993-2000 yılları arasında yazdığı şiirlerin toplamı olan kitapta üç dosyası bir araya geliyor. Kitapta yer alan ilk dosya '2002 Orhon Murat Arıburnu Birincilik Ödülü' nü alan ve daha önce yayımlanmayan 'Pervaneler Kadar' adını taşıyor ve beş bölümden oluşuyor. Kitapta yer alan diğer dosya başlıkları ise 'Güle Dönüş' ve 'Kıyıya İnen Yol'.
Enver Topaloğlu, şiir okurlarının Metis Defter dergisi başta olmak üzere Varlık, Gösteri, Göçebe, No, Uç, Islık, Dize, Yasak Meyve gibi sanat edebiyat dergilerinden tanıdığı bir şair... Şairin daha önce okurla buluşan şiir kitaplarından 'Yakamoz ve Tebessüm' 1994'te Yayınları'ndan, 'Kristal Kral' adını taşıyan ikinci yapıtıysa 1997'de Noyirmiyedi 'den çıktı. Enver Topaloğlu, ilk sayısı Ocak 2005'te okurla buluşan 'Cumartesi' şiir dergisini Turgay Kantürk ve Metin Sefa ile birlikte yayımlıyor. 'Cumartesi' şiir dergisi bilgisayar ortamında hazırlanıp okurlarına ücretsiz olarak internet üzerinden, elektronik posta yoluyla her ayın son cumartesi günü ulaştırılıyor.
**************************************
M. Sadık Aslankara Kitaplar Adası
Naim Tirali'nin Öyküleri
Naim Tirali, Türk öykücülüğüne, 1940'larda hoş esintiler taşımış bir genç yazar olarak katıldı. Bu yılki Ankara Öykü Günleri'nde sekseninci yaşına ulaşan öykücü Naim Tirali'nin unutulmamasını diliyorum.
Türk öykücülüğünün beslendiği derin yeraltı suları, güçlü kollarla birleşerek oluşturduğu yataklar, bunların kıyısında boy veren koca çınarlar biliniyor elbette... Ne ki hemen her öykücü, yalnızca balık avlandığı yerini tanıyor bu çavlanlı, akıntılı ulu suyun. Öykücülerimizin tümü için böyle bir öne sürüş gerçekçi olmaz elbette, ne ki gençlerimizin çok büyük bölümünün, Türk öykücülüğü tarihini pek bildiği de söylenemez ne yazık ki. Zaman zaman tanıklığını yaptığım şaşakalışları, durgunlukları böyle bir kuşku uyandırıyor bende.Bu anlamda, pek tanınmayan öykücülerimizden biri de Naim Tirali (d.25 Aralık 1925) yanılmıyorsam...Oysa seksen yaşına ulaşan Tirali'nin 1940'larda başlayan öykü verimi, altı ayrı öykü kitabıyla taçlanmış. İlk yayımlanış tarihlerine göre kitapların adlarını analım: Park (1947), Yirmibeş Kuruşa Amerika (1949), Aşka Kitakse (1954), Piraziz Nere Berlin Nere (1984), Aşk Dediğin (1994), Çılgınca Şeyler (1994). Şimdi...
devam >>>>>
Mustafa Şerif Onaran Dergilerde
Anıların izinde Şükran Kurdakul
Şükran Kurdakul'un ölümünden alacağımız dersler var. En kötü koşullarda bile insan kendini yeniden yaratabilirmiş. Bu özöğrenimli yazar, insanın tükenmezliğini öğretti bize.
ÜNLEM İzmir'de çıkan bir sanat dergisi. Derginin yayın yönetmeni Lütfi Dağtaş bölge edebiyatçılarıyla dayanışma içinde, iki ayda bir, edebiyata belge olacak özellikler gösteren bir dergi hazırlıyor.Özellikle İzmir'de yetişen edebiyatçılara geniş yer ayırıyor. Böylece İzmir'in edebiyatımızdaki önemini anımsatmaya çalışıyor.Geçen yıl Şükran Kurdakul'la ilgili bir özel bölüm hazırlamışlardı (ÜNLEM, Şükran Kurdakul Edebiyatımızın Kilometre Taşı, Ocak-Şubat 2004). Bu özel bölümde Öner Yağcı, Hidayet Karakuş, Bekir Yurdakul birbirini tamamlayan yazılarla Şükran Kurdakul'un çok yönlü kişiliğini ortaya koymuşlardı.Şükran Kurdakul 1927 yılında İstanbul'da doğmuştu ama çocuk sayılacak yaşlarda İzmir'e gelmiş, şiire ilk adımları İzmir'de atmış, sevi ilişkilerini İzmir'de tanımış, kişiliğinin oluşmasında İzmir'in önemli yeri olmuştur.Arkadaşlığımız çok eskilere dayanır. Öner Yağcı'nın yazısında belirttiği ''Okul ve mahalle arkadaşları arasında ise Attilâ İlhan, Mustafa Şerif Onaran, Kemal Bekir gibi geleceğin edebiyatçıları vardı'' sözünü doğrular gibi; 7 Mart 2003'te ''Şairler ve Yazarlar Sözlüğü''nü bana gönderirken, ''Altmış yılın dostu Mustafa Şerif kardeşime, yeni yaratılar dileğiyle'' diye imzalaması, kırklı yılların İzmir'ine götürdü beni.
ANILARIN İZİNDE
Hazır yargılardan, alışılmış sözlerden kurtulup da ölen bir arkadaşın...
devam >>>>>
Mustafa Şerif Onaran Dergilerden
2005'in dört yeni dergisi
ülkemizde 200 dolayında edebiyat dergisi çıkıyor. Nice umutlarla yayınlanıp, sessizce yayın ortamından çekilenler de var, yeni yıla yeni umutlarla giren dergiler de...
Anakentlerde, uç bölgelerde, ilçelerde, köylerde bile çıkan edebiyat dergileri var. Tuncer Uçarol'un bir açıklamasına göre, ülkemizde 200 dolayında edebiyat dergisi çıkıyor. Nice umutlarla yayınlanıp, sessizce yayın ortamından çekilenler de var, yeni yıla yeni umutlarla giren dergiler de...Geçen yıl şiir dergisi BUDALA, posta kültürü dergisi POSTA KUTUSU yayımına son verirken, yeni yılla birlikte öykü-şiir dergisi LACİVERT, öykü-eleştiri dergisi İMGE ÖYKÜLER, yemek kültürü dergisi YEMEK ve KÜLTÜR, Trabzonlu ADA'dan ayrılıp, şiir-kent kültürü olarak, gizemli bir yolculuğa çıkan MOR TAKA, yeni edebiyat dergileri olarak ilgimizi çekti. Önce edebiyata uzak gibi duran bir dergiyi ele alalım:
İMGE ÖYKÜLER
''Dünya Öykü Günü'', 14 Şubat'ı, ''Sevgililer Günü''yle paylaşırken uzun bir beklentiden sonra, önemli bir öykü dergisi İMGE ÖYKÜLER, yayın dünyasına doğdu. Böyle bir derginin yayımlanmasına karar veren ''İmge Kitabevi''nin sahibi Refik Tabakçı, edebiyatımıza...
devam >>>>>
Radikal Kitap
Denizler üstünde bir Don Kişot
İlk basımı 1979'da yapılan 'Büyük Orfoz', tutkuların romanı: Erkeğin kadına, kadının erkeğe ve insanın doğaya olan tutkularını, o tutkuların yıkıcılığı ile birlikte dile getirmiş Yaman Koray
09/12/2005
A. ÖMER TÜRKEŞ
Bu yazımda, son iki romanı arasında yirmi iki yıllık bir zaman farkı olan bir yazarın 70'li yıllarda kaleme aldığı, belki de türünün tek örneği olan bir romandan söz edeceğim; Yaman Koray'dan ve onun Büyük Orfoz'undan. Bu nedenle kısa bir hayat hikâyesiyle başlamak istiyorum. Yaman Koray, 1935 yılında İstanbul'da doğdu. Annesi Mebrure Alevok, o dönemin edebiyat çevrelerinin yakından tanıdığı bir isimdir. Koray, Saint-Joseph Fransız Lisesi'ni birincilikle bitirdi. Ancak büyük kent hayatını sevmemişti. Türkiye'nin en eski dalgıçlarından biriydi ve denize tutkuluydu. Annesiyle birlikte Erdek'e yerleşerek turizm işine girdi. Bir süre sonra, Erdek de kalabalık geldi ona. 1970'lerde Güney Ege'ye yöneldi. Kendi yaptırdığı teknelerinde Mavi Yolculuk kaptanlığı yaptı. Halen Gökova'da yaşıyor.
Büyük Orfoz kitabının ilk sayfalarındaki hayat hikâyesinde edebiyata gazetelerde...
devam >>>>>
M. Sadık Aslankara ile yazarlığının 40 yılını konuştuk
'Bu bir kendimi sorgulama fırsatı benim için'
M. Sadık Aslankara'yla ilk söyleşisi Agora dergisinde yayımlanmıştı Münevver Oğan'ın. Dergimizdeki bu söyleşisiyle, Aslankara'yı tanımayı sürdürüyoruz. İlk yazısı Cumhuriyet gazetesi "Tartışma" bölümünde yayımlanan yazar, 40. sanat yıldönümünde yine Cumhuriyet gazetesi KİTAP ekinde "Kitaplar Adası" başlığıyla Cumhuriyet ailesinde. 40. Sanat yıldönümünde sorularımızı yöneltiyoruz M.Sadık Aslankara'ya.
Münevver OĞAN
-Gönül borcunu, vefayı unutmayan yazarlardansınız. Bunun üstüne konuşmuştuk zaten... Ben ilk yazınızın Cumhuriyet gazetesi "Tartışma" bölümünde (20 Nisan 1965) yayımlandığını biliyorum. Yani...
devam >>>>>
Zafer Doğan'dan bir Mehmet Ali Aybar kitabı
Türkiyeli sosyalist
Zafer Doğan da önce yüksek lisans tezi olarak hazırladığı çalışmasında "SSCB'deki büyük çöküşün ardından kapsamlı çalışmalar yapılması gerektiğini ve bunun için her zamankinden daha sağlıklı bir siyasi ortamın" olduğunu vurgulayıp Aybar'ın bu çerçevede oynadığı "buzkıran" rolünün altını çiziyor.
Alev ATEŞ
Zafer Doğan "Türkiyeli Bir Sosyalist : Mehmet Ali Aybar" başlığını koyduğu çalışmasının bir yerinde Aybar'ın "hürriyetçi sosyalizm" söylemine karşı getirilen eleştirilerin seviyesinin bazen sağlıklı bir tartışma ortamının çok dışına taştığını...
devam >>>>>
M. Sadık Aslankara Kitaplar Adası
Bir öykücü olarak Şükran Kurdakul
Önünde "hazır ol"da durulacak az sayıdaki sanatçımızdan biriydi Şükran Kurdakul. Kimler ne ölçüde tanıyor bilemem, ama bildiğim, genç kuşakların yeterince tanımadığı onu.
14 Şubat, "Dünya Sevgililer Günü". Ama bir o kadar da "Dünya Öykü Günü". Bu nedenle şubat'ın ilk iki haftasında öyküye, son iki haftasında da aşka, bunun sanattaki, cinsellikteki yansımasına ayıracağım "Kitaplar Adası"nı. Dünya Öykü Günü'nde biri yitirdiğimiz, ötekisi sekseninci yaşını kutladığımız, ama nedense öyküleri üzerinde neredeyse kimseciklerin durmadığı iki yazarı odaklamayı düşündüm: Şükran Kurdakul (23 Mart 1927-15 Aralık 2004), Naim Tirali (d.25 Aralık 1925).Önünde "hazır ol"da durulacak az sayıdaki sanatçımızdan biriydi Şükran Kurdakul. Kimler ne ölçüde tanıyor bilemem, ama bildiğim, genç kuşakların yeterince tanımadığı onu. Peki şiire başlayışının ardından onca yıl sonra Şükran Kurdakul'u 1960'larda durduk yerde öykü yazmaya yönelten nedenler neydi acaba?
ŞİİRLE ÖYKÜNÜN ARASINDAKİ O İNCE, NARİN ÇİZGİ
Şükran Kurdakul'un 1970-75 arasında yayımladığı dört öykü kitabı var: Tanığın Biri (Habora, 1970), Beyaz Yakalılar (Ataç, 1972), Kurtuluştan Sonra (Ataç, 1973), Onların Çocukları (Ataç, 1975). Evrensel Basım Yayın (212.3610907), büyük değerbilirlik örneği göstererek Kurdakul'un bu kitaplarını, yayımlanış tarihleri yönünde ikişer ikişer "Toplu Öyküler 1" (2000), "Toplu Öyküler 2" (2001) başlıkları...
devam >>>>>
Mustafa Sancar'dan bir öykü bir roman
İnsan acılarından damıtılanlar
Mustafa Sancar, iyi bir gözlemci, insanın iç dünyasını çözümleyen iyi bir anlatıcı. Son yıllarda yaşanan insanlık acılarını, yaşadığı çevrelerde gözlemleyerek başarıyla yansıtıyor. Akıcı, insanı sarıp sarmalayan bir dili var. İnsanı ayakta tutan etkenleri çok iyi özümseyerek tanıtıyor.
Hasan AKARSU
Yazar Mustafa Sancar, 1955 Urfa- Siverek doğumlu. İlkokulu, ortaokulu, liseyi Siverek'te okur. 1976'dan beri Çorlu'da yaşamını sürdürür. Şimdiye değin iki kitabı yayımlanır: Dünya Gözlü Sevgili (Uzun Öykü), Palyaço'nun Ayna Sığınağı (Roman).
DÜNYA GÖZLÜ SEVGİLİ
Dünya Gözlü Sevgili için uzun öykü denilse de roman olduğunu söyleyebiliriz...
devam >>>>>
Feridun Andaç'la yazın yaşamını konuştuk
'Beni yakalayan şey edebiyatın ve sanatın büyüsüydü'
Yaşama biçimi, okumak ve yazmak üzerine kurulmuş; kendisini, yazıyla olan ilişkisiyle açıklamaya çalışan bir insan; Feridun Andaç... O, geçmişi oluşturan bellek denilen birikime dönüp baktığında, kendisini, hep kitapla yüzleşmiş, sürekli okuyan, okuduklarından notlar çıkaran biri olarak düşündüğünü söylüyor. Bu, aslında çok da yabansı değil...Niye mi... yanıtlarını aşağıda bulacaksınız...
Elif Şahin
-Kitapla, okumakla-yazmakla olan tanışıklığınız ne zaman/nasıl başladı, biraz bahseder misiniz?- Kendi çocukluğuma dönüp baktığımda, hayatı algılamaya başladığım ilk anlar aklıma geliyor; evimizde kitabın olduğunu o kitapların elden ele dolaştığını, okunduğunu hatırlıyorum. Tabii çocuk hep başka şeylerle ilgilenir, oyuncaklar vs. Başlangıçta kitabın bir oyuncak gibi hayatımıza girdiğini hatırlıyorum, Yunus Emre'nin Divanı' nı hatırlıyorum, İnce Memet, Balzac'lar...
devam >>>>>
Kitap
Memecikleri mekşûf kalmıştı...
20'li yılların başında en şen, en şuh hikâyelerin neşr olunduğu Bin Bir Buse dergisi, Irvin Cemil Schick'in sunuşuyla kitap oldu
30/09/2005 (214 defa okundu)
ÖZLEM KÜÇÜK (Arşivi)
Annenizden, büyükannenizden onların zamanındaki aşkların 'bambaşka' olduğunu, her şeyin şimdiki gibi 'açıkta' yaşanmadığını kaç kez duydunuz? Yolda el ele gezen ya da öpüşen bir çift gördüklerinde 'bizim zamanımızda' ile başlayan cümleler kurmazlar mı? Kurarlar. "Deden beni muhallebiciye gitmeye razı edebilmek için bile on gün evin kapısından ayrılmadı" demezler mi? Derler. Bin Bir Buse'yi okuduktan sonra aslında 'o zamanların' 'şimdikinden' hiç de farklı olmadığını öğreniyoruz.
Bin Bir Buse, 1923-24 yıllarında İstanbul'da çıkarılan 'erotik' bir dergi. İşte bu derginin vakti zamanında yayımlanan on altı sayısı aynı adlı kitapta toplandı. Olaylar 1920'lerin İstanbul'unda geçince okunan hikâyelerin erotikliği ne kadar önemli emin değilim. Fakat gerçek şu ki okunanlar erotik hikâyeden ziyade o dönemin şu ana kadar pek de gün yüzü görmemiş, üstü örtülü bir tarafını açığa çıkartıyor ve belki de cinselliğe verilen önemin, yaşanış şeklinin çok da farklı olmadığını görüyoruz.
Sehercik
Hikâyeler her ne kadar 1920'lerin İstanbul'unda geçiyorsa da...
devam >>>>>
_______________________________________________
...DOSYA... DOSYA... DOSYA... DOSYA
_______________________________________________
_______________________________________________
TÜRK EDEBİYATI
_______________________________________________
"Başlangıçtan Bugüne Türk Edebiyatı'nda
Öykü Kitapları Kronolojisi (Zamandizini)Taslağı"/ Ali ŞAHİN
TÜRK EDEBİYATI: 2004
_______________________________________________
2004'TE ÖYKÜ KİTAPLARI/ Ali ŞAHİN
EDEBİYAT ÖDÜLLERİ/ ALİ ŞAHİN
______________________________________________________
Başlangıcından Bugüne Sait Faik Hikâye Armağanı (50 Yılın 50 Öykü Kitabı)
_____________________________________________________
Pîrî (Faruk DUMAN)
Sevgi ÜNAL
_____________________________________________________
Ayağında ferman, gagasında harflerle, ne olduydu ki bana da iç ferahlatan imbatına sırt çevirip İzmir'in, düştüydüm mahlukat-ı gariban şehrine doğru yola, İstanbul'a. O İstanbul ki; "Denizin yükselip gökyüzüne parmak uçlarıyla dokunuşuna benziyordu," ve ben İstanbul'u çok görmüştüm. Hayal miydi gerçek miydi, "İzmir'in insanı yoran sukûneti" mi düşürmüştü beni yollara?Kendi haritasını çizen mahlukatlardan biriydim de, yaşamak denen bu curcunada, haritama bir harf daha mı eklemek niyetindeydim yollara düşerken? "Tek bir sözcükten oluşan bir çağrıyı, çoğaltarak unutulmaz bir konuşmaya dönüştürmek," iştihasıyla mı peydahlandıydı bu telaşım?
HARİTAYI ARARKEN
İlla ki öyleydi, öyle olmalıydı. Yoksa mahlukat-ı gariban şehrinde, sersem sepelek dolaşıp Piri Reis'in haritasını ararken, bir yandan kendi haritama bir harf daha eklemek için göbek çatlatan hasbıhallerde bulunmaz, diğer yandan da beni bekleyen hevesli bir yolculuğun, harflerle inci gibi donatılmış bir kitap cismine bürünüp, beni imbat şehrinde beklediğine dair tuhaf bir hissiyatla menzilimi koruyarak ilerlemezdim. Aslında konuşmak yorucuydu. Tüketiyordu bu beni. Böyle zamanlarda, o tek bir sözcükten oluşan çağrıyı yapanın yanında olmayı, karşılıklı oturup, hiç konuşmadan birbirimizi anlamayı düşlüyor, "Sözü azaltıp sessizlikle ruhu yüceltmenin" hazzını yaşamayı bekliyordum. Mahlukat-ı gariban şehrinin en kalabalık, yedi düvelden insanın toplandığı malum caddesinde, bir ses sürekli dürtüp duruyordu beni. Birbirleriyle sürekli didişmelerine rağmen, nasıl oluyordu da, tükenmiyordu soyları? "Birbirlerini, hızla tükettikleri için, hızla çoğalmayı da akıl etmişler," diye yanıtladı kendi kendini gizemli ses. Bir aşağı bir yukarı akıp giden kalabalığın sebebi anlaşılıyordu.Tükenip tükenip tekrar çoğalabilen şehr-i İstanbul'da, Piri Reis'in haritasını ararken, kendi harflerimle oluşturduğum haritama; yeni kıvrımlar, başka başka yükseltiler, aniden çıkıveren kavisler eklemiştim bile. Çünkü, orada, "Kimi zaman, yani bütün bu birbirine geçmiş deniz kıvrımlarıyla cenk velvelesinin, tuhaf yaratıklarla kılavuz kuşların, kadim dostlarla esrarlı yabancıların arasında, tutup adına eğlence dediğimiz bu ölümün, şaşılası bir güzellikle ışıldadığını," gördüm. Bir virajda olduğumu böyle anladım.
İNCE ESPRİLER
İstanbul'dan döner dönmez, bu, kimi zaman insanı kıvrakça yakalayıveren huzura kaptırmak üzereydim ki kendimi, karanlıklar içinde sisle kaplı bir gökyüzü yakaladı ansızın beni. İlk etapta anlaşılmayan, daha sonraları gizemli bir gücün itkisine girdiğinizi size kuvvetle düşündüren durumlardan biri yaşandı ve "Pîrî" girdi hayatıma, okunmak için bekleyen kitaplarımın arasından sıyrılarak. "İnsanı sıradanlığa iterek, bunu elde edilmesi güç bir mutlulukmuş gibi göstermesini bilen huzurun arsız kelepçesine" yakalanmaktan böylelikle kurtulmuştum işte.Bir okuyucunun yüzünde gülümsemeyle bir kitabı baştan sona bir solukta okuması pek sık olmaz. Faruk Duman, o pek sevdiğim Piri Reis haritasından yola çıkarak öyle ahenkli, öyle akıcı bir metin kotarmış ki, tam yerinde kesmelere uğrattığı cümlelerle öyle anlamlı vurgular katmış, metni öyle ince esprilerle donatmış ki, kitabı ellerinin arasında tutan okur, ucunda kendisini neyin beklediğini bilmediği bir deryaya balıklama dalıp, tuza bulanan benliğiyle apak çıkıveriyor kitabın içinden. Ustaca kondurulmuş "kavis"lerle oluşan, şiir tadında, tragedya hazzındaki bu üslubu, nutku tutularak deneyimliyor okuma heveslisi. Kendi yaşam haritasına Piri'yi de ekliyor."Her sözün bir vakti vardır, söz oturup sırasını beklemeli," diyen bir ilk roman olmuş Piri. Sözü, fermanlara boyun eğmeyen bir hevesle tam zamanında açık etmiş Faruk Duman. Okuyucuya da oturup, bir kez değil birçok kez, haz alarak okumak kalmış bu inci gibi işlenmiş romanı. "Kim bilir, hevesinin birazını harflere vermiş olursun, bu eğlencenin getirdiği hazla... İçinde yer etmiş heves de nesneleşip başucunda durmalı senin... Yerine getirmem gereken emirler vardı gerçi. Ferman buyurulmuştu. Ama, hangi ferman bir hevese boyun eğdirebilir ki? Bu böyleyse, harfler mi, zavallı harfler, ete kemiğe bürünüp de. Çırpınmayacaklar hevesle?"
_____________________________________________________
Pîrî -Kayıp Denizler Üzerine Bir Anımsama-/ Faruk Duman/ Can Yayınları.sevgiunalhotmail.com
_____________________________________________________
Cumhuriyet Kitap, 17.02.2005
_____________________________________________________
Radikal Kitap
A. ÖMER TÜRKEŞ (Arşivi) (...) yazı bulundu
_____________________________________________________
KAPAK (18/11/2005)
Ahmet Haşim, Suat Derviş'in korku türüne dahil edebileceğimiz Ne Bir Ses Ne Bir Nefes romanıyla ilgili 1924 tarihli makalesini "Her fazla rağbet bulan şey gibi korku edebiyatının usanç vermeğe başlayacağı zaman da uzak değildir" cümlesiyle noktalamıştı.
KAPAK (28/10/2005)
2000'de 110, 2001'de 126, 2002'de 181, 2003'de 179 ve 2004 yılında 279 yeni yerli roman yayımlanmış, görüldüğü gibi 2004 yılı bir roman patlamasına sahne olmuştu.
O sözler ki... Uğruna asılırız (14/10/2005)
Şiirleri, romanları, senaryoları, edebiyat/sinema eleştirileri, denemeleri, köşe yazıları, ama en çok da polemiği seven kişiliğiyle edebiyatımızın renkli simalarındandı Attilâ İlhan.
Bir kalpazanlık hikâyesi (14/10/2005)
İsmail Güzelsoy, ilk kitabı Seni Seziyorum'da (2000) yer alan son hikâyesinde polisiye ile post-modern edebiyatı çok iyi birleştirmiş, aynı yöntemi 2004 yılında yayımlanan ilk romanı Ruh Hastası'nda da kullanmıştı.
(....) >>>>>>>>>>>
A. Ömer TÜRKEŞ'in Radikal Kitap Eki'ndeki Yukarıda listelenen 94 Yazısını Görmek için TIKLAYINIZ...
Semih GÜMÜŞ Radikal Kitap Arşivi'ndeki Yazılar
______________________________________________________
1- Sonrası kime kalır? (09/12/2005)
Telif hakları çadırından çıkmak sanıldığınca kolay değil. Daha ne olduğu bile tam anlaşılamamış bir hakkı kullanma biçimleri elbette belirsiz kalmıştır.
2- Amat ne kadar gerçekse, bu roman da o kadar gerçek (25/11/2005)
Yalnızca yazma tutkusu ve bundan ötesinin nereye vardığını hiç de önemsemeyen yazarlık tutumu, arayıp da sık bulamadığımızdır. Onu, nerede görürsek sıkıca tutmalıyız ki, elimizdekinden olmayalım.
3- Orhan Pamuk ne yaptı? (11/11/2005)
Orhan Pamuk, edebiyat dünyamızın tartışılması en zor yazarı. Onun romanlarını ve aydın kimliğini birbirinden ayrı değerlendirmek de, bu iki yanını bir sepete koymak da neredeyse olanaksızlaşmış durumda.
4- Benzersiz kitaplar sahafı (28/10/2005)
"Yaşamak için okuyun," demiş Flaubert. İnsan, insan olmak için okur, demek belki daha da doğru. Kitapla yaşamak, niçin evin öteki eşyalarıyla, masayla, iskemleyle, koltukla yaşamaktan bambaşka görülür.
5- Tadı öyküde... (14/10/2005)
Bazı yazar adları bazı sözcükleri hemen getirir. Necati Tosuner adını duyunca ilkin öykü gelir aklıma. Okuru hiç de çok sayıda olmayan bir yazardan söz ettiğimize göre, Necati Tosuner adıyla öykünün özdeşleştiği belki kolayca söylenemez.
6- 'Müstehcen neşriyat'ın mucizeleri (30/09/2005)
Radikal Kitap'ın 9 Eylül tarihli sayısında görmedinizse dönüp bakmanızı önereceğim bir ilan yayımlandı. Oğlak Yayınları'nın, yayımladığı klasiklerden otuz altıncısı olan...
7- Tanımlanması olanaksız bir roman (23/09/2005)
Yaratıcı yazıyı kalıplara sığdırmayı edebiyata edilmiş büyük bir haksızlık olarak görmeye başladığımdan beri, okuduğu yapıtı Batı'dan aldığı akımlara, yöntemlere göre açıklamaya çalışan eleştiri anlayışından uzak durmayı da öğrendim.
8- Borges metaforu (12/08/2005)
Jorge Luis Borges, çevresinde pek çok tartışma yaratmış, sıradışı kişiliği ve kimliğiyle çoğunluğu şaşırtmış, bazen ne olduğuna karar verilememiş, nitelikli edebiyatın izinden gidenlerin sonunda yoluna düştüğü, çağımızın büyük yaratıcılardan biri olduğundan kuşku duyulmayan yazarlardan.
9- ELEŞTİRİNİN SAATİ (29/07/2005)
Cevat Çapan'ın şiirini Dön Güvercin Dön'den bu yana tanıyorum. Demek ki iyi yerden başlamışım, diye düşünürüm, ama herkes oradan başlamadı mı? Kimileri için 1985'in hemen öncesinde tek tek yayımlamaya başladığı şiirlerinden sonra...
10- Tarih öğretiminde büyük bir adım (15/07/2005)
Özellikle 1950'lerden sonra eğitim kültürünü ve müfredatı geriye götüren anlayışlar yüzünden öğrencilere hem hiçbir şey vermeyip hem de veriyormuş gibi yapan okul eğitimi, zamanla daha da yozlaştı.
11- Nereden gelip, nereye gidiyoruz (01/07/2005)
Dünyada Türk İmgesi'nde derlenmiş yazılar, tarihsel olanın anlamı üstüne düşünmeye bir kez daha çağırıyor. Geçmişte ya da günümüzün daha tarihsellik kazanamamış gerçekliği içinde, kendi tarihimizi içselleştirmenin önemini, yakın zamanlara dek bilmiyorduk.
12- Gracq ya da bilinmeyenin gizi ve gerçekliği (17/06/2005)
Julien Gracq'ın tarihle kurduğu kan bağı coğrafya tutkusundan mı gelir? Gracq'ın ikisini birden içselleştirme biçimindeki yaratıcılığa bakınca, bunun düpedüz anlamlı bir bağdaşma olduğu görünüyor.
13- 'Yalnızlık Burcu'nu Vüs'at O. Bener anlatsın (10/06/2005)
Kara Anlatı Yazarı'nı yazmaya başladığımda Vüs'at O. Bener'i tanımıyordum. Bay Muannit Sahtegi'nin Notları'ndan Buzul Çağının Virüsü'ne, o güne dek Ses ve Öfke'den sonra okuduğum en çetin iki metin içinde geçen bir yıldan sonra Kara Anlatı Yazarı adını alıp yayımlanmayı bekleyen kitaptan haberi olunca, merakla beklediğini iletmişti.
14- Zamanımızın aynaları (03/06/2005)
Kitapların arka kapaklarına içi boş sözleri yakıştırma kolaycılığımıza bakınca, Düşünen Söyleşiler'in arka kapak yazısındaki saptamanın anlamı çoğalıyor. Bu kez, Levent Yılmaz'ın yönlendirip zenginleştirdiği bir dizi söyleşiden oluşan Düşünen Söyleşiler'in...
15- Yaşandıkça uzar ömür (20/05/2005)
Her insanın ömrü aynı yükü tutmaz. Aynı hayatları yaşamadığımız gibi, aynı yerden de gelmiyoruz. Kimileri için yalnızca bir görüntüdür hayat, yüzeyde yaşanıp izlenimlerle alınıp verilir.
16- Latin Amerika'nın kesik damarlarından sızan hüner (13/05/2005)
Latin Amerika'nın bizim kuşağımız üstündeki etkilerini anlatmaya sözcükler yetmeyebilir. Bir de ruh özdeşliği işlemiştir ki içimize, bunun nedenlerini 1960'ların, 1970'lerin kaosu yaratmışsa, basamaklarını 1980'lerin edebiyatı kurmuştur.
17- Mehmed Uzun'un yazgısı (15/04/2005)
Mehmed Uzun'u bugüne dek anlayamamak, kendimize duyarsız kalmaya benzemiyor. Yanı başımızda durduğunu bildiğimiz, ama içselleştiremediğimiz bir gerçekliğin, sonunda dil içinde kimliğini aramaya kalkışıp yeni bir edebiyatın doğuşunu hazırlama çabası bizim edebiyatımızı düşündüremedi.
18- Dünyanın orta yerinden (25/03/2005)
Yazıyla yaşayan insan, yaşadıklarını ve düşündüklerini bazen kendiyle, bazen başkalarıyla paylaşırken yazmanın cüret etmek, hayatla karşı karşıya gelmek olduğunu unutmaz.
19- Şaşırtıcı bir yalınlık (05/11/2004)
Faruk Duman, yüzeyden okumayla başka türlü, derin okumayla başka türlü görünen, okundukça iç anlamlarını kat kat açan, son dönemlerde öykücülüğümüzün çevrenini sabırsızca genişleten kuşakdaşlarından bambaşka öyküler yazıyor.
20- Vüs'at O. Bener anlatısının ipuçları (04/06/2004)
Vüs'at O. Bener eleştirinin hep aradığı, çoğun kolay bulamadığı yazarlardandır. Romanları ve öyküleri eleştirinin yorumlama eğrisinin üstünde kalır ki, eleştiri de kendini yukarı itmek için gücünü buradan alır.
21- Şiir ülkesini ısıtan kitap (19/12/2003)
Şiirin buzülkesinde şair, yazar ve okurun birbirlerine sokulmak yerine birbirlerini itmeleri anlaşılır değil.
22- Gençliğimin öykücüsü (11/07/2003)
Tomris Uyar ilkgençlik yıllarımın yazarı. 'İpek ve Bakır'ın yayımlandığı günleri anımsıyorum. 'Ödeşmeler'in de, 'Dizboyu Papatyalar'ın da.
23- Yalansız öyküler (23/05/2003)
Uzunca süreden beri önce öyküye inanıyorum. Ötekiler sonra geliyor. Öykünün, bir özgürleşme alanı olarak yeri şiirin üstünde değil; ama romanın yalancı dünyaların edebiyatı oluşundan pek çoklarının hoşnut kaldığı şu yıllarda, yalnızca özgürlükten ve özgürleşmiş bireylerden beslenen tür oluşu, öykünün şimdilerde edebiyatımızın önüne koşulmasının başlıca nedeni.
24- Öyküye gençlik aşısı (28/03/2003)
Öykünün en çok tartışılan tür oluşu, edebiyatımızın son yıllarının iki belirgin özelliğinden biri. Öteki, çok-satılan romanların piyasa...
______________________________________________________
Semih GÜMÜŞ'ün Radikal Kitap Eki'ndeki Yukarıda listelenen (...) Yazısını Görmek için >>>>>>>
______________________________________________________
« Önceki :: Sonraki »