OĞUZ TANSEL'İN MASAL VE ŞİİRLERİNDE MAVİNİN GİZEMİ / ALİ OSMAN ÖZTÜRK
21/10/2006 · Kategori: Inceleme
Oğuz Tansel'in masal ve şiirlerinde mavinin gizemi
ALİ OSMAN ÖZTÜRK
______________________________________________
GİRİŞ
Oğuz Tansel'i tanımlamam gerekseydi, onu ''mavi sesli şair'' diye nitelemek isterdim. Nuri Taner de bir yazısında, ''suyun mavi sesi, ormanın yeşil sesine Tansel'in mavi sesi karışınca...'' diyerek aynı görüşü paylaşır (1). Mavi rengin halk kültürümüzde herhangi simgesel bir anlamı var mı? Bu konuda bir araştırma bilmiyorum. Bir araştırmamda Mavilim mavişilim türküsünü dikkate alarak, mavi rengin sabrı, sadakati simgeleyebileceğini düşünmüştüm (2).
Mavilim mavişilim
Tenhada buluşalım, mavilim
Kurban olduğum Allah,
Tez günde kavuşalım, mavilim
Ancak, mavi, burada ayrıca umutla da bağlantılı görünüyor. Diğer yandan mavi ''boncuk''un simgesel anlamı da bunu destekliyor. Bunu, 70'li yıllarda bir siyasal partinin genel başkanının giydiği mavi gömleği, siyasal söylemimi ve bunun kitleler üzerinde yaptığı etkiyi düşününce kabul etmemek olası değil. Ayrıca halk kültürümüzde mavi rengin, nazara karşı koruyucu olduğuna inanılır.
Bu yazımızda, Oğuz Tansel'in masal ve şiirlerine yansıyan mavi rengin işlevselliğini araştırmaya çalışacağız. Bu arada, mavinin masal ve şiirlerde kullanılış biçimini, daha doğrusu yerine getirdiği işlevi dikkate alarak, metin bağlamından yola çıkacağız.
MASAL-ŞİİRLER
Oğuz Tansel'in masalları ile şiirlerini, aslında eşdeğerde görmek yanlış olmaz. Bazı araştırıcılar, onun masallarını ''masalşiir'' olarak görürler (3). Çünkü onun masalları bir şiir gibi dokunmuştur. Her şeyden önce belirtmeliyim ki, ben, Oğuz Tansel'in masallarının, tamamen olmasa da, büyük ölçüde halk masalı özelliğini yitirdiğini düşünüyorum (4). Bu metinleri, ham maddesi halk masalı olan, ancak bir ozan-yazar eliyle belirli bir dünya görüşü ve ilkeler (5) doğrultusunda biçimlenmiş edebiyat ürünleri olarak görüyorum. Amacı, kısaca belirtmek gerekirse, Ece Temelkuran'ın belirttiği gibi (6), uyutmak değil, uyandırmak olan ve masal sonlarında özellikle vurgulanan anlamlı değişiklikleri yazar, kitabına eklediği açıklamalarında tüm içtenliğiyle açıklamaktadır. İşte ben bu değişiklikleri yalnızca didaktik değil, aynı zamanda şiirsel buluyorum.
Bu noktayı daha belirginleştirmek için, tekerlemelere değinmek istiyorum. Oğuz Tansel'in yapmış olduğu şiirsel değişikliklerin başında tekerlemeler gelir: ''Masallarımı (...) tekerlemelere, yuvarlamalara boğmadım (...) Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, vaktin birinde kalıp sözleri yerine, bazı masallarda 'ilksiz mavi urunda, mavi vaktın birinde' sözlerini kullandım. Yöresel ağız özelliklerinden kurtarırken bazı sözcüklerde halk deyişini korudum: 'vaktin yerine vaktın, padişah yerine padışah... gibi' '' (7)
Özellikle tekerlemeler yerine kullanılan mavi Tansel'ce kalıplar (kalıp diyorum, çünkü Tansel masallarının çoğunda yinelenir; ya da Şinasi Özdenoğlu'nun onun şiiri için dediği ''Tansel'ce bir 'söylem düzeni' '') (8), tekerlemelerin işlevini üstlenmektedir, çünkü Barbara Pflegerl'in değerlendirmesine göre ''Tekerlemeler, geleneksel söz kalıplarını muhafaza etmekle birlikte, gerek üslûp gerekse muhteva bakımından serbest ve fantastik bir anlayışla alışılagelmiş sınırları aşmaktadır. Bu yönüyle, tekerlemelerde modern şiir kabullerine erişilmiş olmaktadır.'' (9) Gerçekçilik ile hayal arasındaki belirsizliği dile getiren tekerlemeler yerine, yine belirsizliği ve gizemi içeren söz gelimi 'ilksiz mavi urunda, mavi vaktın birinde' kalıbını kullanan ozan, aynı işlevi yerine getirmiş olur.
1. Zaman Nitelemesi Olarak Mavi
Oğuz Tansel maviyi, masallarının özellikle girişine oturtmuştur. Gerçekliğin terk edilip, yeni bir evrenin kapısının aralandığını imleyen bu betimlemeli kalıplarda, maviye yoğun biçimde yer verilir. ''Mavi zaman içinde, mavi vaktın birinde'' (10). Burada mavi ve zaman kavramları özellikle bağlantılı kılınmıştır; hem zamanın mavi olduğu, hem de anlatılacak masalın mavi vakitlerin birinde geçtiği belirtilir böylece. Dolayısıyla hem geçmiş bir zaman, hem de gizemli bir zaman imlenmiş olur.
Peri kızıyla evlenen masal kişisinin yaşamında zaman ''geçmez'', ''akar'': ''Bir süre aktı mavi zaman'' (s.16) Mutlu anların, güzel günlerin betimlenmesi mavi renkle yapılır. Ya da Peri kızıyla aynı yatağı paylaşmaya başlayan delikanlının ''mavi günler(i), alaca günleri kovalar'' (s.17) Peri kızıyla evlenenin yaşamında ''günler maviş maviş ak(ar)'' (s.19), dokuz ay on gün dolunca bebek doğar. O halde mavi sözcüğünde aynı zamanda mutluluğu da buluruz. Bu masalda masal kişilerinin mutluluğu için çabalayan, onları muradına erdiren Keloğlan, sonra uçup gider, ''mutlu insanlar ülkesini arar (...) Periler konağından üç mavi elma almıştı, üçü de çocuklara.'' (s.22) Masal böyle biter, mutluluğu, murada ermeyi, dileğin gerçekleşmesi de ''mavi elma'' ile simgelenmiştir.
Bu masalda maviyle nitelenen bir başka şey de gökyüzü. Peri kızları ''altın zembil içinde, mavi gökten süzülüp'' (s.17) inerler. Bu mavilik hem gökyüzünü, hem de kızların güzelliğini pekiştirir.
II. Uyanıklık ve Çalışkanlık Özü Olarak Mavi
Külkedisi (Sinderella) masalının paraleli olan Al'lı ile Fırfırı'da da mavi, benzer bir işlevle karşımıza çıkar. Fırfırı, padişah oğlunun karşısına törende önce mavi bir at, mavi bir giyit, eldiven, ayakkabıyla çıkar (bkz. s.28). Oğlan da mavi atlı, mavi giyitli kızı bir daha aklından çıkaramaz. Yürekli ve uyanık bir kişilik imgesi geliştirmeye yönelik bir metin-dışı işlevi olan bu masalda, insanların uyanıklık özleri, mavi kanatlı sinekler biçimine konulup, bir kavanoza kapatılır. Fırfırı, insanları bir türlü uyandıramamanın çaresizliği içinde dönüp dolaşırken gözüne bu kavanoz ilişir ve hapsolunmuş, bunalmış mavi kanatlı sinekleri özgür bırakınca, konakta uyuyanların tümü uyanır. Böylece uyutulan insanların gerçekleri görebilmek için yürekli insanlara gereksinme olduğu vurgulanmış olur. Anlatıcı şu sözlerle bitirir masalı: ''Bütün kızlar, gelinler Fırfırı yürekli olsunlar. Dünyamız kötülüklerden kurtulsun. O ülkedekiler birlik, mutluluk içindeydiler. Oradan geliyorum, armağanlar gönderdiler hepinize'' (s.31)
Dirliğin düzenin, birliğin ve zenginliğin kökünü, kökenini anlayacak bilginin ve yeteneğin öğretilmesi, geliştirilmesi gereğine inanır Oğuz Tansel. Bunu Oduncunun Karısı masalında vurgular: Bir bey konağının yakınında yaşayan oduncunun karısı, tembel haliyle karşı konaktakilere imrenir, ama bulamaz bunun nedenini. Tembelliği ve bilgisizliği yüzünden, şaşkınlığından başkalarınca aldatılması yüzünden, yaşamlarının daha güzelleşmesine katkıda bulunmadığı gibi, çalışkan ve temiz yürekli kocasının kazancını da gerektiği gibi değerlendirmeyi beceremez. Oduncu sonuçta, karısının aldatıldığını öğrenince, ancak ''boşa giden yaşamına yanar. Geç de olsa, neden yoksul olduklarını, soyulmayı, sömürülmeyi öğrenirler. Ve gökten üç mavi elma'' düşer, üçü de çalışanlaradır. (s.37)
III. Yeni Bir Dünya Düzeni Olarak Mavi
Mavi Benekli Firik masalında, Mavi Benekli, sünepe, beceriksiz bir kadının kümesinde kesilip yenme sırası gelen son tavuktur. Kadın onun kesilmesini istemez, nihayet sofra artığı, ekmek kırıntılarıyla da doyabileceğini düşünür. Gezmelere giden kadının ardından suya giren firik bir kız oluverir ve evin işini üstlenir. Bunun metin-dışı işlevini Tansel masal sonunda şöyle dile getirir: ''... herkes işinde, gücünde; halk mutluluk içinde.'' (s.45)
Mavi renge dönüşme, Tansel'in masallarında handiyse bir başka evrene geçişin habercisidir. Mavi Gelin'de padişah oğlu, kandırıldığını anlayıp zor bela, ölmeden kurtulduğu dağın tepesinden yuvarlanarak indikten sonra, üstünü başını temizler, elini yüzünü yıkayınca ''mavi bir delikanlı oluyor. Suyun aynasında kendisini görüp gözlerine inanamıyor. Böylece bambaşka bir ülkeye geldiğini anlıyor'' (11). Bu ülkede birlikte yaşamaya başladığı ihtiyarın, ona girmeyi yasakladığı odanın kapısını açınca gördüğü binbir renk çiçekle donanmış bahçenin ortasında bir havuz görür: ''O sırada gökten üç ak güvercin iniyor, havuzun öbür kenarına konuyor. Silkelenip birbirinden güzel üç mavi kız oluyorlar. Başlıyorlar havuzun mavi sularında çimmeye. Oğlanın gönlü sondan giren kıza düşüyor'' (a.y., s. 80). Böylece, bu masalda da ''mavi urunda günler ayları kovalıyor, üç ak güvercin mavi gökten süzülüp iniyor, mavi oğlanla mavi gelin'' en sonunda kavuşuyorlar.
Oğuz Tansel, derlediği metinlere bu denli mavi tonu kendisi vermiştir. Bununla masallarında bir şiir evreni yaratmıştır. Bu evreni bizzat kaleme aldığı Konuşan Balıkla Yalnız Kız başlıklı sanat masalında (12) görmek olasıdır. Burada mavilik adeta katmerleşir: ''İlksiz mavi urunda, masmaviliğin ortasında, mavi yılların birinde, bir güneş ülkesi vardı'' (s.53) diye başlar masal. Derken, işler bozulur bu ülkede. ''Mavi saçlı, mavi bıyıklı bir adam'' çıkagelir. Bu masalcı baba, Oğuz Tansel'in ta kendisidir. Balıkçıyı, yani maviliklerde yaşayan balık dilini konuşur. Karaya vurmuş, çocuk başlı, mavi kanatlı, mercan kuyruklu bir balığı kurtarır ve çocuklara şunu önerir: ''İyilik etmek yüce bir erdemdir. Siz siz olun çocuklar, elinizden gelen iyiliği esirgemeyin kimseden.'' (s.54) Mavi saçlı, Mavi Bıyıklı Masalcı'dan da ancak böylesi güzel bir öğüt gelecektir. Mavi kanatlı balığın mektubundan aktardığı öğütler bununla bitmez. Özetle: 1. Çocukların kardeşleri olsun diye anneler babalar çok çocuk yapmalı, 2. Çocuklar, kötülükleri kovabilmek amacıyla çabucak büyümek için yemek ve uyumak konusunda analarını, babalarını hiç üzmemeli, 3. Gerçek barışı çocuklar kurmalı yeryüzünde, kimse kimseye haksızlık etmemelidir. (s.58-59) ''Ancak o zaman dirlik düzenlik bulutları mavi tüllerce kaplar yeryüzünü.'' (s.59)
Tansel'in Savrulmayı Bekleyen Harman'ında (13) mavi renk ilk 20 şiirde hiç, ama hiç görülmez. 21. şiir olan YOL II'de mavi aynı dizede hem bir yer adı, hem de simgesel olarak kullanılır: MAVİBOĞAZ'da dilekler mavileşir (s.45). Sonra MASAL DÜNYASI'nda, masallardaki güvercinlerin maviliklerde yıkanmasından söz edilir (s.50); burada mavi, suyu simgelemektedir, ama bu kullanılış, Tansel şiiri ile masallarının mavi bakımından geçiş noktasını saptamada bir ipucu da verir. Bu şiirlerde mavi, henüz sistematik, dizgesel bir işlev üstlenmemiştir; çünkü örneğin, UYANIŞ'ta Umut yeşil yeşil gülüyor tende (s.55) denirken, bir sonraki DÜNYA HALİNDE'de Umut kapısı aralık maviden (s.57) dizesi yer alır. O halde, mavi, daha çok bir gök rengi (TABİAT ÜSTÜNE; s. 64), sabah rengi (s.65) olarak karşımıza çıkar SAVRULMAYI BEKLEYEN HARMAN'da.
GÖZÜNÜ SEVDİĞİM'de mavinin kullanılışı birkaç anlamda gerçekleşir:
1. Nesnel Mavi: Bu anlamda kişi, yer, gök vs. betimlemelerinde görürüz maviyi. ''Mavi bir ışık burgu burgu deler karanlıkları'' (s.72) (Atatürk II, ''Boğazlar masmavi ipek (s.75) (Yurdum II), ''Gök süt mavi kesildi'' (s.86) (Yayla II), ''Tıka basa mavi doldurdum içime'' (s.90) (Mayku II), ''Kuşların, çiçeklerin dünyası ışık/ Balıkların mavi/ (...) Binlerce ağızda bir türkü gür/ Gökleri denizleri masmavi eden (s.119, 120) (Güneşe Türkü), Masmavisinde, büyüler, efsaneler boy atar (s.126) (Yeni Dünyalı Yerli Halklar) gibi dizeler buna örnek. Ancak burada göz, göl, deniz, ırmak ve gökyüzü nesnel anlamları dışında ozan için ayrıca simgesel çağrışımları içerir; bunlar bir anlamda ölümsüzlüğün yeşerdiği uzamlardır. Oğuz Tansel, ölümünden sonra yayımlanan bir yazısında şöyle der; ''Ölenin külü esintili bir günde topraklara, ırmaklara, göllere, denizlere savrulmalı. Böylece havaya, toprağa, suya karışan kişioğlu; bitkilerde çiçek, ağaçlarda meyve, yaprak olur. Balıklara, kuşlara her türlü canlıya besin olup yaşamaya yeniden onüstü otuziki gücünde boyalı başlar, ışıklı devam eder.'' (14)
2. Simgesel Mavi: Bu anlamda mavi sevgi, umut, dostluk, sevinç, soyluluk, bağımsızlık gibi anlamlar yüklenir. Örneğin ''Maviş güvercinler çimerdi dağ gölünde sevi kanatlı'' (s.129) (Yeni Dünyalı Yerli Halklar), ''Kınalı kuşlar, ak, mavi pamukta gülen sevinci (...) Bağımsızlık güneşleri doğar halk denizinden'' (s.128), ''Yankılanır Balıkçı'nın masmavi merhabası'' (s.141) (Gökova), ''Temmuzlu mavim tükenmez, denizce'' (s.143) (Keler Göz), ''Göknarın tepesinde mavileşir umut'' (s.138) (Kındam II), ''Bu ateş tükenmez YANAR kalır/ Kurumaz yaratkan mavi soylu'' (s.147) (Metin Kardeşim Bir Yapayalnız), ''Saçıver bahçene, maviş seğereğim ben'' (s.150) (Kındam'ın Öfkesi).
Oğuz Tansel'in Mavi Gelin ve Mavi Benekli Firik'te olduğu gibi, Mavi Türküler başlığı altında topladığı bir öbek şiiri var. Bu şiirlerin maviliği, içeriklerinden ötürü, Selam'da düşünen başlar, yaratan eller, dünyayı güzelleştiren kollar, özgürlük isteyen yürekler, dünyanın herhangi bir yerinde çile çeken, ter döken, özgürlük için savaşan insanlar mavidir (s.88); Mayku II'de tıka basa mavi doldurmuştur içine ozan, yuvaların sıcaklığı buram buram, adamlara dağıtacaktır masallar boyu (s.90); Mayku III'de ''tomurur kupkuru iğde dalları'' (s.91); Düğüm'de ''kavuşan ellerde ışık'' ve ''... anılar dünyası'' (s.93); Güvercinler'de ''İri Selçuk çinisi gök (...) Bir güneş sevinci kanatlarında'' (s.94) Yorumlayabilirsiniz'de ''Dünya böylesine bir dünya/ Seversin yine de'' (s.96); Gencek'te Düşündüm'de sevdiklerine el etmek, dağları yanına çağırmak (s.97); ''Deliye her gün bayram/ Çocuklara göre biçilmiş kaftan/ Yaşamanın böylesi güzel/ Sevince aklını yitirmeli insan'' ve ''... masaldaki Keloğlan'' mavidir. Bu öbek şiirden biri olup, maviyi başlığa taşıyan Mavi Boğaz'a (s.92) gelince. Bu şiirde, denilebilir ki, ozan maviyi yukarıda örneklediğimiz tüm anlamlarında kullanır. Karakol hariç, kendini çepeçevre saran ''ya mavileşmiş(tir) burda'':
Kuşça Dağları'nın eteklerinde
Toprağa denize benziyor sabah
Irmak mavi köy mavidir
Siyah Karakol mavi kanal
Orman yol köprü mavi
Yolcular maviymiş eskiden
Zulme karşı dağa çıkan
Erkinlik için yol kesen
Mavi eşkiyalar olmuş bir zaman
Kuş mavi ağaç mavi
Dağ mavi, aşk mavi
Dünya mavileşmiş burda
Mavi türküler aklımda.
''Mavi deniz''e benzeyen ''mavi sabah'', ''mavi ırmak'' nesnel anlamdaysa, ''mavi köy, kanal, orman, köprü, yolcular, eşkiyalar, kuş, ağaç, dağ, aşk, dünya ve türküler'' simgesel anlamlarıyla karşımızdadır; mutluluk, esenlik, sağlamlık, özgürlük, gürlük, sevecenlik vs. dile gelmektedir maviyle; maviye yüklenen bunca anlam, Tansel şiirinde gizemli, özenilecek bir evren yaratma amacına yönelik, en az söylemle en çok şeyi içeren bir biçem özelliğidir. En azla kurulan bu yoğunluk, Tansel şiirinin yineleme biçiminde de görülür: bu biçemi mavinin henüz keşfedilmediği ilk şiirlerinde buluyor olmamız ilginçtir. ''alınları, elleri çizgi çizgi'' (s.14), ''Gölgeler... Gölgeler toprak kokar çizgi çizgi/ Sarar yürekleri içten içe/ ... dizi dizi'' (s.16), ''Öbek öbek, renk renk herkesin önü'' (s.18), ''Rüzgârların dilinden yaprak yaprak anlarsın (...) Işıl ışıl türkü söyler toprağa gölgen'' (s.20), ''Adam bir deri bir kemik harıl harıl'' (s.22), ''Dalga dalga, özgürlüğün kökü, anası (...) ayaklar yaprak yaprak (...) Dal, dal çiçek, al kınalı (...) yıldız yıldız ayaklar...'' (s.23) ''Esmerin elleri dermiş kök, kök (...) Gürül gürül gücünüz çağlar'' (s.25), ''ışıl ışıl konuşur, kavaklar burda;/ Salkım salkım gölgeler yatak, yorgan;/ mışıl mışıl koyunlar gibi uyuyan/ Küme küme, dizi dizi çakıl taşları'' (s.27) vs.
SONUÇ
Metin Turan, ''Yaşadığı koşulların onca acımasızlığına karşın, Tansel'in şiiri yoğun bir yumuşaklık taşır'' der (15); ben bu yumuşaklığı sevecenlik olarak yorumlamak istiyorum. Onun şiir ve masal evreninin oluşumunda önemli rol oynadığını düşündüğüm mavinin, bu sevecenliğe katkısı küçümsenemez. Oğuz Tansel'de anlam yelpazesi nesnelden simgesele uzanan mavinin serüveni, en çok da ''Karanlığı Ağartmak'' başlıklı yazısında bizzat belirttiği dizgeyi oluşturan en önemli kavramlar arasında geçiyor (16); Zaman, sevgi, dostluk, bilgelik ve düşkurma gücü. Oğuz Tansel, karanlığı ağartmak için şiirlerinde, tıpkı beyazlatmak amacıyla çamaşırı ''çivite yatırmak''ta olduğu gibi, ''kındam'lı'' renk maviyi kullanıyor, ya da Kındam'a giden yolu maviyle döşüyor. Bu mavi, kısaca KINDAM'lı SARIKIZ YOLU başlıklı şiirden (s.134) yapacağımız alıntıyla, insanların hiç ''Bıkmadan söyledikleri binbir söylence (...)
İnsanla görkemli bu şaşırtan güzellik (...)
Dağı bağı yapar seninle bu çatal yürek
Söylence üretir Sarıkız'lı dağlar sultanı''dır.
DİPNOTLAR
(1) Taner, Nuri: ''Oğuz Tansel ile Sarıkızyolundaki Yolculuğumuz''. Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel. Haz. Metin Turan. Ürün Yayınları: 10, Ankara 1996, s.101.
(2) Öztürk, Ali Osman: Das türkische Volkslied als sprachliches Kunstwerk. Studien zur Volksliedforschung. Bd. 15, Bern 1994. s.83.
(3) Bkz. örn. Uysal, Halil, Halkoyu, Sayı: 6 (119), Eylül 1976'dan Paksoy, Abdülkadir: ''Ekmek Kokulu Sevgi Nerde?''. Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel, Haz. Metin Turan. Ürün Yayınları: 10, Ankara 1996, s.31.
(4) Barbara Pflegerl, Es war einmal, es war keinmal Türkische Volksmµarchen (Bir Varmış, Bir Yokmuş, Türk Halk Masalları) (Eren Yayıncılık, İstanbul 1992) adlı kitabında çevirdiği 11, 30, 29 nolu masalların, Ziya Gökalp ve Naki Tezel gibi derleyicilerin, metinlerin içeriğinde ve biçiminde değişiklik yapmaları veya ideolojik ve ahlâkî görüşler eklemeleri nedeniyle otantik kabul edilemeyeceğini, ancak sözlü kültürden yazılı kültüre geçişte, metinlerde minimum düzeyde kullanılan dil araçlarıyla ulaşılan dolaysızlık ve canlılığın nasıl gittiğini göstermek bakımından önemli olduğunu belirtir.
(5) Bu ilkeler için bkz. Tansel, Oğuz: Yaşantıma Karışan Halk Masalları''. Cumhuriyet, 21 Kasım 1976; ayrıca: Konuşan Balıkla Yalnız Kız. masallar 2. Yaz Yayınları. Ankara 1985, s. 125-129.
(6) Temelkuran, Ece: ''Masalları, 'Uyandırmak' İçin Yazmıştı''. Cumhuriyet, 5 Şubat 1996.
(7) Tansel, O.: Konuşan Balıkla Yalnız Kız. Masallar 2, s.128.
(8) Özdenoğlu, Şinasi: Dursun Özden, Ali F. Bilir ve Oğuz Tansel'den Üç Güzel Kitap...''. Cumhuriyet Kitap, Sayı: 357, 19 Aralık 1996, s.6
(9) Pflegerl, B., a.g.e., s.2.
(10) Tansel, O.: Çobanla Bey Kızı. Masallar 1. Yaz Yayınları, Ankara 1985, s. 15 ''Üç Peri Kızı'', (Bundan sonraki sayfa numaraları buradandır.)
(11) Tansel, O.: Konuşan Balıkla Yalnız Kız. Masallar 2, s.79. (Bundan sonraki sayfa numaraları buradandır.)
(12) Bkz. a.g.e., s.134.
(13) Tansel, O.: Sarıkız Yolu. Toplu Şiirler. Yaz Yayınları, Ankara 1986. (Bundan sonraki sayfa numaraları buradandır.)
(14) Tansel, O., ''Karanlığı Ağartmak''. Kendi 2 (7), Nisan 1996, s.4.
(15) Turan, Metin: ''Oğuz Tansel ve Şiiri''. Littera. Edebiyat Yazıları 6, 1995, s.65
(16) Tansel, O.: Bkz. dipnot 12. a.g.y.
Cumhuriyet Kitap, 31.01.2002

