Orhan Pamuk Nobel alırsa ne olur?
29/10/2006 · Kategori: Deneme
Orhan Pamuk Nobel alırsa ne olur?
Orhan Pamuk, bugün dünyanın belli başlı bütün dillerinde ''Türkiye’den yükselen bir yıldız'' olarak selamlanıyor. Çünkü...
MUHSİN KIZILKAYA
ORHAN Pamuk adlı sıkıcı, kalın kitapların yazarı, İsviçre’de bir gazeteye verdiği mülakat sonrasında, Ortadoğu Gazetesi’nin ''Arş ey yiğitler vatan imdadına'' haykırışıyla, aynı sözleri biraz daha inceltip ''Kalkın ey ehli vatan'' diyerek büyük basının köşe başlarını tutmuş bir takım namuslu, dürüst vatanseverin de katılmasıyla, bir cadı kazanı daha kaynamaya başladı ülkemizde. ‘Yahudiler tarafından beslenmiş, memleketi içten çökertmekle görevli’ Orhan Pamuk, şimdi o kazana konmuş; kazanın altındaki ateşi de habire körükleyip duruyorlar. Orhan Pamuk iyice pişip helva oluncaya kadar ateşi söndürmeye niyetli değiller.
Orhan Pamuk’un ne dediğinin şimdi hiçbir önemi yok. Söylediklerinin doğruluğunu veya yanlışlığını tartışmanın zemini kaydı çünkü. Kaç Ermeni’yi kestiğimizi konuşmak, kaç Kürt’ü öldürdüğümüzü tartışmak, Pamuk’un söyledikleri karşısında soğukkanlılığımızı yitirmeden münakaşa etmek mümkündü aslında. Ne de olsa, bu tür tartışmaların önündeki yasal engeller şükür ki Kopenhag Kriterleri’ni kabul ettiğimiz günden itibaren kalkmış bulunuyor. Yasalarımızda yaptığımız değişikliklerle, fikirlerini şiddete başvurmadan açıklama özgürlüğüne kavuştuk birkaç aydan beri. En azından kağıt üstünde böyle bir hakkımız var.
Devlet bu düzenlemeleri yaptı yapacağına ancak, şimdi devletin yerine başka bir güç geçti. Her vesileyle kendini birinci güç ilan eden basın, adeta devlete bu değişiklikleri neden yaptın der gibi, fikirlerini beğenmediği birilerini darağacına çekiyor. Efendim Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü’nü almak için söylemiş o malum sözleri! Hatta içlerinden bir köşe yazarı, - ki kendisi Vanlıdır. Eminim çocukluğunda büyükbabası Van’da, tehcir sırasında Ermenilerle ilgili birçok acıklı hikaye anlatmıştır kendisine - ''Verin şu herife Nobel ödülünü de biz de kurtulalım,'' diye yazdı.
Kendisine köşe verenler, hangi yazarlık yeteneklerini göz önünde bulundurarak verdiler bilmiyorum ama bildiğim bir şey var: Nobel Edebiyat Ödülü’nü ülkesini eleştirenlere, devletinin uygulamalarına karşı çıkanlara, mevcut duruma başkaldıran herkese vermiyorlar. Böyle olsaydı her gün bir Nobel Edebiyat Ödülü dağıtmaları gerekirdi. Çünkü bütün dünyada bu işi yapan milyonlarca namuslu, erdemli, muhalif yazar, gazeteci, bilim adamı var. Hepsini Nobel ile ödüllendirmeye kalkışsalar, ne ödül yeter, ne de İsveç Akademisi’nin parası!
Doğrudur Nobel Edebiyat Ödülü genellikle muhalif yazarlara gider. Çünkü edebiyat bir vicdan muhasebesidir. Bir topulumun bilinç altıdır edebiyat. Ahlakıdır, namusudur, duruşudur, geçirdiği evrelerdir, yaptığı değişikliklerdir, tarihinin yeniden yazılmasıdır; edebiyat toplumların kendisiyle hesaplaşmasıdır. Onun için bir toplumun vicdanıdır edebiyat.
Doğrudur, Nobel Edebiyat Ödülü’nü evcil yazarlara vermezler. Statükoyu savunanlara, rejimin bekçiliğini yapanlara, dalkavuklara, evet efendimcilere, sallabaşlara, el pençe divan duranlara, devletin her yaptığını onaylayanlara, tarihiyle yüzleşmekten korkanlara, hafızasının körelmesine yardımcı olanlara vermezler Nobel’i. Nobel, asi yazarların harcıdır; bugün kitaplıklarını birer Nobel Edebiyat Ödülü ile süslemiş olan bütün büyük yazarlar, siyasal rejimlerle, ideolojilerle, diktatörlerle, statükoyla, durağanlıkla, devletleriyle başı derde girmiş olan yazarlardır.
Bakın Pasternak’a! Stalin diktatörlüğü, ödülünü almaya gitmesine bile izin vermedi. Bakın Çinli büyük usta Gao Xingjian’a! Kültür Devrimi’ni beğenmedi diye bütün yazdıklarını bir torbaya doldurup kendisine yaktırdılar. Yazdıkları ve politik görüşleri yüzünden sürgüne gönderilen Gao Xingjian’a 2000 yılında ödül verilmesine çok kızan Çin hükümeti, ''Dünyada bunca Çinli yazar varken neden Gao’ya ödül verildi''ğini sordu İsveç Akademisi’ne. Bakın Portekizli Jose Saramago’ya. Ülkesindeki bağnazlığa dayanamadığı için sürgünde yaşamaya karar verdi! Bakın Şili’nin tiz çığlığı Neruda’ya!
Hangi diktatöre baş eğdi o büyük yaratıcılar? Dario Fo İtalyan hükümetiyle, Kenzaburo Oe Japonlarla, Toni Morrison siyahların dramını yazdığı için Amerika’yla, Octavio Paz Meksika’nın vicdanıyla, Günter Grass Nazizmle uğraştığı için Almanlarla hesaplaşırken, Jean-Paul Sartre görüşlerine bile katılmadığı Maocuların yasaklanan dergisini satarken hangi gazeteci, hangi aydın, hangi vicdan sahibi kalkıp ''Verin şu heriflere Nobel Ödülünü de kurtulalım!'' dedi.
Bir ülkenin yazarının Nobel’e yakın olması, o ülkenin okumuş yazmışlarını sadece sevindirebilir, bulundukları yerden daha yükseklere yüceltebilir onları. Çünkü Nobel, bir ülkenin vicdanına verilir. Özellikle vicdansızlıkta ileri gitmiş, kendi insanına kan kusturmuş, susturulmuş toplumların içinden çıkan büyük yaratıcılar, büyük yazarlar, bilim adamları o kirli tarihi az buçuk temizleyebilirler. Nobel bir hediye değildir; hele bir topluma duyulan öfkenin aracı hiç değildir.
Orhan Pamuk, bugün dünyanın belli başlı bütün dillerinde ''Türkiye’den yükselen bir yıldız'' olarak selamlanıyorsa, ''1 milyon Ermeni’yi kestik, 30 bin de Kürt öldürdük'' dediği için değil, tarihi barbarlıkla özdeş olarak bilinen bir halkın içindeki yaratıcı dürtüyü, Batı macerasını, eşyayla ilişkisini, tarihiyle yüzleşmesini, bireyleşme macerasını, dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul’u dünyaya tanıttığı içindir. Türk edebiyatının kanonlarını oluşturan temel eserlerine, birbirinden kıymetli 7 dev eser kazandırdığı içindir. Bugün onu ‘vatan haini’ ilan edenlerin, yarın hiçbir yerde esamisi bile okunmayacak. Ama dünyanın en uzak köşesinde dahi onun bir romanını yüzlerce yıl sonra eline alan, adını hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz biri, onu büyük bir Türk yazarı olarak selamlayacak!
Sözü yine Nobel’e getirelim ve Çetin Altan’dan bir alıntıyla bitirelim:
''1901’den bu yana bilimsel alanlardaki Nobel ödüllerinin, dünya üniversiteleri arasındaki paylaşım tablosu, bebeklerin süt emme döneminde asılmalı odalarının duvarlarına... Annelerinin memeleri gibi, biberonları gibi, dünyaya geldikleri ortamın doğal bir parçası olarak görmeliler, duvardaki Nobel listelerini...''
Orhan Pamuk Nobel alsa, biz ondan kurtulmayacağız, belki de o bizi kurtaracak
!http://www.milliyet.com.tr/ozel/kitap/080305/04.html

